Bu haber kez okundu.

Mükemmellik Öğrencilere Ne Kaybettirir?
Yazar Kahtryn Schulz Yanlış Yapmak isimli kitabının ilk satırlarında şöyle der: “Kolektif hayal dünyamızda hata, sadece utanç ve aptallıkla değil aynı zamanda bilgisizlik, tembellik, psikopatoloji ve ahlaki bozuklukla da ilişkilendirilir.” Hata yapma hakkındaki bu kültürel terör, modern ebeveynlik yöntemleri, akademik ve mesleki “başarının” dar yorumunu saplantı haline getirmiş okullarla birleşince, öğrencileri riskten kaçınmanın çok daha ötesine sürüklüyor.

Çocukların çoğu üniversiteye oldukça “ham” bir şekilde geliyorlar artık. Yani ebeveynleri onları yanlış yapmanın rahatsızlık veren ve kabul edilemez halinden korudukları için, kim olduklarından ve nereye uygun olduklarından bir türlü emin olamıyorlar. İyi notlar almaya ya da oyunu kazanmaya odaklanan ve bu yüzden ev işlerine yardımdan muaf edilen bu çocuklar, baskıyı iyice içselleştirmiş oluyorlar. Ve bu baskı, çocukların risk alma, işleri batırma, sonuçlarını keşfetme ve hatalarından öğrenme becerilerini felç eden bir canavara dönüşüyor.

Eğitimci ve yazar Jessica Lahey, Hatanın Hediyesi isimli kitabında ebeveynlere ve öğretmenlere geri çekilmelerini söylüyor. Lahey’e göre ebeveynlerin sorumlu davranıp çocuklarının hata yapmalarına izin vermeleri gerektiğini söylüyor. Çocukların öğrenmelerinin ve kendileri ve etraflarındaki dünya hakkında keşifler yapmalarının yolu, bir şeyleri denemek ve hata yapmaktan geçiyor” diyor Lahey. Bu, bulaşık makinesini boşaltmak için de, bir fuarına katılmak için de böyledir. Özerklik çocukların kendileriyle ve becerileriyle gurur duymalarını sağlar, onları bağımsız düşünebilen ve hayatın iniş çıkışlarıyla baş edebilen insanlar yapar.

Ancak ortalık epey karışabilir (her anlamda!), bu yüzden ebeveynler beklentilerini buna göre düzenlemeli. Lahey’in kitabı Hatanın Hediyesi, en sonunda ya “zafer kazanmış” ya da “beceriksiz” yetişkinlikten oluşan iki seçenekli seçimi reddediyor. Büyümenin bir dizi iniş ve çıkıştan oluştuğunu ve bu iniş çıkışlar arasında olup biteni anlamak için bolca zaman harcandığımızı söylüyor. Lahey, ebeveynler ve öğretmenler onlara rehberlik ederken çocukların kendi yollarını bulmalarına nasıl destek olacağımıza dair araştırmalara dayalı pratik önerilerde de bulunuyor. Buradaki anahtar kelime rehberlik etmek. Yönerge vermek, dikte etmek ya da kolaylaştırmak değil. Çocuklara özerklik vermek onlara büyük bir “başarı” getirebilir ya da getiremeyebilir, ancak araştırmalara göre çocukları daha mutlu, daha az kaygılı ve depresif yapacağı ve kendi hayatlarındaki amaçlar uğruna çok daha fazla çalışmalarını sağlayacağı kesin.

Lahey, 12 yıldan fazla ortaokul öğretmenliği yapmış bir eğitimci. Bu süre içinde çocukların risk alma konusunda ihtiyatlı olmaktan, insanların ne düşüneceğini ya da notlarının nasıl etkileneceğini dikkate almadan tek bir harekette bile bulunamayacak kadar ürkmeye nasıl geçtiğine şahit olduğunu söylüyor.

“Fark etmeye başladığım şey bunun korku değil, herhangi bir hata yapma korkusu olduğuydu” diyor Lahey. “Çocukların yaşadığı şey son noktayı koyamama sorunu değildi. Fikirlerini bile yazamayacak duruma gelmişlerdi. Bir öğretmenin gözünden bakarsanız, bu tam bir kabustur! Eğer risk alamıyorlarsa, o zaman ‘şu fikrimi dile getirmeyi denemek istiyorum’ amacıyla ellerini kesinlikle kaldırmıyorlar demektir.”

Çoğu eğitimci bunu zaten biliyor, peki ama bu konuda ne yapılması gerektiğini biliyor mu? Lahey’e göre eğitimciler, çocukların hata ile barışık hale gelmelerini sağlamak konusunda çok önemli bir rol oynayabilirler. Lahey buna “özerkliği destekleyen öğretmenlik” diyor ve bu, mutlaka “özerkliği destekleyen ebeveynlikle” el ele ilerliyor. Lahey, çocuklarının hata yapmasına izin vermeleri konusunda ebeveynleri teşvik etmek için eğitimcilerin yapabileceği bazı şeyler olduğunu söylüyor:

Çocuk yetiştirmeyi uzun vadeli bir iş olarak görmeleri konusunda ebeveynleri yüreklendirin

Unutulan ödevleri okula getirmeyi bırakın. Ve kızınızın gelecek haftaki sınavda ne yapacağı konusunda stres yaşamayı da. Bunun yerine, eğer azar işitmeden, “taciz edilmeden” ve baskı görmeden her şeyi kendisi yaparsa kızınızın neler öğrenebileceğine odaklanın. Eğer sınavda gerçekten başarısız olursa, kendi kendine yanlış giden şeyin ne olduğunu ve bir dahaki sefere neyi daha iyi yapabileceğini sormak zorunda kalacaktır. Ebeveynlik uzun bir döneme yayılan bir iştir ve ebeveynler ve öğretmenler, çocukları uzun vadede neyin mutlu edeceği üzerine daha fazla düşünmelidir. Sınav konusuna dönersek… Kısa vadeli hedef en yüksek notu almaktır, ama uzun vadeli bir hedef olan kendi kendine yeterlilik, en yüksek not hedefini açık ara gölgede bırakır.

Sonuca Değil, Sürece Odaklanın

Bu çok ustalık isteyen bir denge. Özellikle de okullar bugün tabiatları gereği – neredeyse saplantılı bir şekilde – sonuca odaklanırken (ve bu yüzden ebeveynlerin akademik başarı hakkındaki kaygılarına farkında olmadan katkıda bulunurken.) Ama yine de bunu aşmanın yolları var.

Beklentilerinizi (ve notlarınızı) “gerçek” öğrenci çalışmasına alan açmak üzere ayarlayın. Lahey, kitabında bir anaokulu öğretmenine, öğrencilerinin ebeveynlerinin yapamayacağını düşündüğü neleri yapabileceğini soruyor. Öğretmenin cevabı şöyle: “Her şeyi!” Özerkliği destekleyen öğretmenlikte, öğrencilerin kendi planladığı ve yönettiği çalışmalar tıpkı “bir çocuk yapmış gibi” görünür. Bu, neredeyse Nobel’e layık görülecek fen projelerinin artık son bulması anlamına gelir. Yani öğretmenler de kendi beklentilerini değiştirmeli.

Lahey, bir ebeveynin artık çocuğunu kendi öğrenmesinden kendisini sorumlu hale getireceğini söylemesinin öğretmenleri mutlu edeceğini söylüyor. “Eğer öğretmenine, çocuğunuzun özerkliğini destekleyen bir ebeveyn olmaya karar verdiğinizi ve çocuğunuzu kurtarmaya çalışmadan bunun sonuçlarına katlanmasına izin vereceğinizi söylerseniz ne olur? Peki ya öğretmenden bu konuda size yardımcı olmasını isterseniz? Ben size söyleyeyim; bunu duyan bir öğretmen gelip sizi öpecektir!

Hata korkusunun sandığınızdan çok daha fazla çocuğu etkileyebileceğini unutmayın

Bazı eğitimciler aşırı koruyucu ebeveynliği ve bu konuda yazılan kitapları çok dikkate almadı ve bunun toplumun sadece belli bir bölümüne mensup aileleri (üst sınıf) etkilediğini düşündü ve hatta “aşırı stresli çocuk” diye bir şey olmadığını iddia etti. Lahey yazdıklarının herkes için geçerli olmayabileceğini açıkça söylüyor, ama çocuklarının hata yapmasından dehşete düşenlerin toplumun sadece yüzde 1′i gibi küçük ve elit bir kesimi olmadığı konusunda da uyarıyor. “Öğretmenlerle konuşarak bulduğum şey, bunun sandığımızdan çok daha yaygın olması. Büyük bir kitleden bahsediyoruz. Çok sayıda orta sınıf çocuk da aynı türden baskıyı yaşıyor. Üstelik bir aile, üniversiteye para ayırma konusunda zorlanıyorsa, o zaman baskı daha da büyüyor.”

Hata korkusu öğrenme sevgisini yok ediyor

Lahey kitabında öğrencilerinden birinin hikayesini örnek veriyor. Doğal merakını ve öğrenme sevgisini, başarı uğruna “kurban” eden zeki ve yetenekli Marianna’nın hikayesini ve bunun nasıl bizim suçumuz olduğunu anlatıyor:

Ona potansiyelinin entelektüel birkimine bağlı olduğunu ve bunun karakterinden daha önemli olduğunu öğrettik. Akademik ve müfredat dışı mükemmelliğini ne pahasına olursa olsun korumayı öğrettik ona. İşler zorlaşınca, bu mükemmelliği riske atmak yerine vazgeçmenin daha iyi olduğunu öğrettik.

Hepsinin ötesinde ona hatadan korkmayı öğrettik ve bu korku onun bütün öğrenme sevgisini öldürdü.

Ve işte gerçek utanç budur: Hata korkusu, çocukları risk almaktan alıkoyarak öğrenmenin akışını zehirler. Hatayı normalleştirmek – hatta kutlamak – belki kısa vadede rahatsız edici olabilir ama uzun vadede çocukların daha mutlu ve özgüvenli olmalarını sağlar.

Kaynak: https://ww2.kqed.org/mindshift/2015/08/12/what-do-students-lose-by-being-perfect-valuable-failure/
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber