Bu haber kez okundu.

MATEMATİK KORKUSUNU NASIL ORTADAN KALDIRABİLİRİZ?

Ülkemizde,öğrencilerde matematik öğrenimine karşı var olan korkuların kaynakları ve bu korku kaynaklı olumsuz tutumların sebeplerini ortadan kaldırmaya yönelik çabalar sürekli tartışıla gelmiştir. Ne var ki bu güne değin,her hangi bir sonuca varılmadığı da apaçık bir gerçek olarak ortada durmaktadır.Bu soruna, işin merkezinde bir öğretmen olarak baktığımızda,var olan eksikliği,olumsuz durumu ortadan kaldırmak için yapılacak iki şey görülmektedir.Bunlar;

 

a)Matematiğe karşı edinilen korku kaynaklarının tespiti

b)Matematiğe karşı olumlu tutum geliştirme yolları

 

 

a)  Matematiğe karşı edinilen korku kaynaklarının tespiti

 

Matematik bilimindeki gelişmelere bağlı olarak, içerikte meydana gelen değişmeler,gelişen toplumun ihtiyaçları ve öğretimin nasıl yapılırsa daha etkili bir öğrenmenin olacağı hususundaki farklı görüşler, bu tartışmaların başlıca kaynaklarıdır.Fakat bütün bu görüşlerin ortak yanı,matematiğe karşı kişide oluşan olumlu ya da olumsuz tutumların ilköğretimin ilk yıllarında, daha çok 1,2 ve 3.sınıflarında oluştuğudur.

    İlköğretim yılları, çocukların, fiziksel ve zihinsel yönden, çok daha hızlı geliştikleri bir döneme rastlamaktadır.Çocukların gelişmelerindeki bu değişim,ilköğretim matematiğinin içerik,yöntem,araç-gereç yönünden titizlikle düzenlenmesini gerektirmektedir.İlköğretim Matematik Öğretimi,kuramsal ve soyut olmaktan çok,öğrencilerin gözlem ve deneyimlerine dayalı,onların bilgiyi bizzat kendilerinin üretmelerine imkan sağlayacak etkinliklerden oluşmalıdır.

   Bu yukarıda anlatılanlardan yola çıkarsak her hangi bir öğrenme-öğretim faaliyetinin oluşmasından önce,öğrenmenin kendisinde gerçekleşeceği çocuğu,her yönüyle tanımak gerekir.

Peki çocuk nedir?

 Bir defa şunu bilmemiz gerekir çocuk yetişkinin  küçük bir örneği(modeli) değildir.Ondan,bir yetişkin gibi davranması beklenemez.Kendine özgüdür o.Kendine özgü bir dünyası vardır. Düşünme  biçimi,algılamaları farklıdır. Her çocuk tektir,ayrı bireydir,eşsiz, benzersizdir.Her çocuğun kendisine göre bir gelişme biçimi,hızı vardır.Bir çocuğun belli bir alandaki gelişimi ortalamaya uymayabilir,ama olağan (normal) olabilir.Bu demektir ki,eğitim-öğretim çalışmaları,çocuğu tanımakla başlar.”Çocuk hakkında ne kadar çok ve ne kadar doğru bilgi sahibi olursak,onun eğitimiyle ilgili olarak o kadar iyi karar verebiliriz”(Özsoy,1976:11).

 

Çocuğu tanımanın üç aşaması vardır.Bunlar; “çocuk psikolojisini bilmek,her çocuğu tek tek tanımak ve eğitime başlarken her öğrencinin eğitim gereksinimiyle hazırbulunuşluk düzeyini saptamak” olarak sıralanabilir.Ne acıdır ki eğitimci olarak çoğumuz,ya bu öğretim ilkelerinden tamamen habersiz,ya da hiçbir zahmete katlanmayıp,gelişigüzel,yarım yamalak bilgi kırıntılarıyla matematiği tanımlar ve kavramlar yığınına çevirerek,somuttan uzak,ilkel bir öğretme gerçekleştirme yolunu seçmekteyiz.Oysa okula yeni başlayan bir çocuk,kendisine saygı duyulup,sevildiğini hissetmezse,beğenilip onandığını duymazsa,olduğu gibi kabul edildiğini görmezse,başarıyı tatmazsa ve bütün bunların toplamında kendisinde bir özgüven duygusu oluşmazsa,her hangi bir surun karşısında kendisinde  bir çözüm yolu arama düşüncesi gelişebilir mi? Öğretmenin sevgisine güvenmeyen bir çocuk, tahtada korumasız kalmayı göze alarak, bilgilerini yoklama adına parmak kaldırabilir mi? Yani öğrenmeye kafadan değil, kalpten başlama yolu tercih edilmelidir.Bu konuyla ilgili acı bir hatıramı şöyle anlatabilirim.

“Bundan yıllar öncesiydi.O zaman ilkokul dördüncü sınıftaydım.İlk üç sınıfı bizleri çok seven ve en zor şartlarda bile bütün imkanlarını bizden yana kullanan öğretmenimiz Feridun ÖZMEN’nin tayini başka ile çıkmış,ismini bile anmayacağım sevgiden mahrum, başka bir  öğretmen,  köy okulumuza atanmıştı.

Bir gün matematik dersinde bölme işlemiyle ilgili bir soru yazmıştı tahtaya.Sınıfta uyguladığı şiddetten dolayı kimse tahtaya çıkıp, şansını denemeyi pek istemiyordu.O da bu duruma kızıp ön sırada oturan beni tahtaya  yaka paça çıkararak işlemi yapmamı istemişti. Belki ona güvensem, işlemi  yapamasam   bile beni anlayışla karşılaşacağını bilseydim yapacaktım ama, arkadan enseme indirilen korkunç bir tokatla irkildim bu  kahrolası tahtada.Ağzım-burnum kanlar içinde kaldı o an.Yani bir işlemi yapamamanın  bedeli bu kadar ağırdı işte.Şu an bunu yazarken bile o tokat hala hafızamda capcanlı duruyor sanki.Belki bu tokattı, beni sayısal derslere, hele hele matematik dersine  karşı korkudan ziyade, kin duymaya sevk eden.Bu kin ve nefret ancak üniversitenin 2.yılında matematik öğretimi dersi hocamızı tanıyana dek devam etti.Evet bu bir matematiği öğretme uzmanı Dr.Murat ALTUN’du.Hocamız bizlere, aslında matematiğin ne kadar zevkli ve doya doya yaşanması gereken bir ders olduğunu gösterdi.O yaşta bile her ders ayrı bir heyecan ve ayrı bir buluşa sahne oluyordu biz öğretmen adayları için..İşte bunun için teşekkürler sana diyorum Murat Hocam,teşekkürler senin gibi var olan yüreklere”….

 

b) Matematiğe karşı olumlu tutum geliştirme yolları,

 

Öğrencilerin birçoğu, hata yapma korkusuyla matematik etkinliklerinden uzak durmaktadırlar.Matematik korkusu ve kaygısı profiline baktığımızda,çocukların matematikle ilgili yaşantıları arttıkça matematiğe karşı olumlu tutumlarında azalmalar olduğu gözlemlenmektedir.Böyle olmasında okulun ve öğretmenin rolü büyüktür.Bu olumsuz tutum yıkılmadıkça matematik başarının  yükselmesi mümkün değildir.

 Sınıflar ilerledikçe matematiğe karşı tutumlarda olumlu değişmelerin oluşması okulların temel görevlerinden biri olmalıdır.Bunu sağlamak için hem öğretmen ve hem okul için aşağıdaki tedbirler önerilebilir.

1-İlköğretimin ilk yıllarından itibaren öğrenciler,gelişmişlik düzeylerine uygun matematik etkinliklerle karşı karşıya getirilebilmeli,onların kapasitelerini zorlayacak etkinliklerden kaçınılmalıdır.

2-Matematik derslerinde uzun ve can sıkıcı ödevlerden kaçınılmalı,alışılmış rutin alıştırmaların yanı sıra öğrencilerin ölçme yapmalarını gerektiren,onları araştırmalara yönelten ödevler de verilmelidir.

3-İşlem kavramları ve bu işlemlerin teknikleri öğretilirken,ezberleme yerine,bunların anlamları üzerinde durulmalı,işlemlerin tekniklerini açıklayıcı ders materyali, kavram ve algoritmalar,pekişinceye kadar öğrencilerin görebilecekleri mekanlarda bulundurulmalıdır.

4-Öğretmen,matematikte aynı sonuca ulaşan yöntemlerin çokluğunu sezdirmeli ve öğrencilerin bulduğu farklı çözümleri değerli bulmalı,hatta bu çözümleri özendirilmelidir.

5-Çocuklar gerek işlem ve çizim yaparken,gerek problem çözerken,  yeterli zaman kullanabilmeli,yetiştirmeme kaygısı içinde bırakılmamalıdır.Ayrıca öğrencilerin problem çözme ve işlem yapma sırasında düştükleri hatalar hoşgörü ile karşılanmalı,(enseme inen o tokat gibi olmamalı)bu hataları giderici,onarıcı ve yol gösterici çalışmalar yapılmalıdır.

6-Matematiğin eğlendirici,dinlendirici yanı, öğrencilere tanıtılmalı,matematik öğretiminde oyunlaştırılmış etkinliklere yer verilmeli.

7-Son olarak matematik etkinlikleri sırasında öğrencilerin kendi düşüncelerini açıklamaları için fırsatlar verilmeli,daha iyi durumda olanların hızlı çözümlerinin yavaş olan öğrencileri  bloke etmesi önlenmelidir.Her öğrencinin derse katılımının sağlanması için öğretmen, gerekli çabayı göstermelidir.Biraz olsun zahmete katlanamayanın,hatırı sayılır başarılar elde ettiği görülmemiştir.Tabii başarıdan alınan tadın yerini, başka hiçbir şeyin tutamayacağı da…….

İşte bu yukarıda saydığım ve uygulanabilirliği çok  da zor olmayan koşulların meydana geldiği takdirde, inanıyorum ki matematik öğrenimine karşı öğrencide oluşabilecek  her hangi bir korkunun varlığından söz etmek olası olmayacaktır.

 

Kaynaklar:

Matematik Öğretimi(Murat ALTUN)

Türkçe Öğretimi (Recep NAS)

24/02/2008

İbrahim KAYA

Akıncılar İ.Ö.Okulu/Kahta/Adıyaman (8 yıllık sınıf öğretmeni)

http://www.idealistogretmenler.com/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber