Öğretmen Diyarı

Liseye Geçişte Mahalli Yerleştirme Sistemi neler getiriyor?


Liseye geçişte TEOG yerine gelen yeni modelin temelini oluşturan “eğitim bölgesi mahalli yerleştirme sisteminde” mahalli diye anılan sınırların geniş çapta ele alınması, öğrencilerin istemedikleri bir okula gitmek zorunda kalmasını engelleyebilecektir. Sayısı 1 milyonun üzerinde olan, yüzde 92 gibi ciddi bir çoğunluğun devam edeceği ve sınavsız girilebilecek liselerin; hem potansiyel talebi karşılayacak tür ve sayıda hem de öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimini destekleyecek nitelikte olması gerekmektedir.  Bir eğitim bölgesi sınırı içinde, nitelikli okullar ayarında fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, Anadolu liseleri ve meslek liseleri çeşitliliğinde okullar bulunur hale getirilmelidir. Bu kapsamda sınavsız girilebilecek okulların yeniden organize edilerek itibarlarının yükseltilmesi, istenerek talep edilir hale getirilmesi uygun olacaktır. Böyle bir çeşitlilik ve kalite sunulamadığında, eğitimde fırsat eşitliğinden söz etmek mümkün olmayacaktır. 


“Yüzde 9’luk dilimden başlayarak göreceli olarak nitelikli okulların bulunduğu bölgeye yönelecek ikamet göçü sebebi ile arzın üstünde bir talep oluşursa açıkta kalan olur mu? Açıkta kalan öğrenciler, bu beş tercih dışında başka bir okula mı yerleşir?” sorularının cevaplanması gerekmektedir. Dolayısıyla kendi beş tercihi dışındaki bir okula yerleştirilen öğrencilerde bir memnuniyetsizlik oluşabilecektir.
Yeni sistem MYS, sınava girmeyi seçime bırakan yanıyla, bazı öğrencilerin üzerinden sınav stresini alırken, “nitelikli bir lisede” okumak isteyip bunu ancak sınavda alacağı yüksek puan ve yüzde 8’lik dilime girmekle mümkün hale getirebilecek öğrencilerin sınav stresini tüm yıla yayacak.  Bu arada, sınav stresi yüksek bir puan alarak özel liselere burslu yerleşmek isteyen öğrenciler için de devam ediyor; çünkü özel liseler burslu öğrenci alırken, merkezi sınavın ya da kendilerinin yapacağı bir değerlendirme sınavının sonucuna bakacaklar. 


TEOG’da sadece son sınıfın müfredatından sorumlu olan 8. sınıf öğrencilerinin, bu sene haziran ayında girecekleri 60 soruluk temel bilimler testinde, 6 ve 7. sınıf konularından da sorumlu tutulacak olmaları, stresi katlayan faktörlerden biri olacaktır. Çünkü TEOG, 8. sınıf müfredatından oluşuyordu. Bu noktada okullara büyük iş düşüyor. Kalan zamanda, 8. sınıf öğrencileri için 6 ve 7. sınıf kazanımlarına geri dönebilecekleri, bu anlamda öğrencileri destekleyecekleri yeni bir planlama yapmaları gerekiyor. Sınavın kapsamının bu yıla özel 8. sınıf müfredatıyla sınırlı tutulması, uygulamaya kademeli biçimde geçilmesi kaygı düzeyini azaltacaktır. Bu arada 6 ve 7. sınıf konularının sınav müfredatına dâhil edilmesi, zaman içinde özel okullara veya etüt merkezlerine talebi arttıracak gibi görünüyor. Her nasıl olursa olsun sınav sorularının ezber bilgiyi ölçmeyen, analitik düşünme becerisini kullanmayı gerektiren, yorumla yanıtlanabilecek özellikte hazırlanması, yeni sınavın eleme ve seçme niteliğini arttıracaktır.  


Liseye geçişte son yıllarda uygulanan tüm sistemler değerlendirildiğinde, okulların öğrenci aldıkları yüzdelik dilimler, yıl bazında ortaya çıkan küçük oynamalarla aşağı yukarı netleşmiş durumda. Yeni sistemin, “nitelikli” sıfatıyla yüzde 8 içinde ele aldığı okullar dışında kalan ve yüzde 12’lik dilime kadar inen skalada, iyi okullar mevcut. İşte bu okullar, sınavda istediği başarıyı yakalayamayıp yüzde 8 içinde yer bulamayan, akademik niteliği yüksek öğrencilerin devam edeceği okullar olacak. Bu okullara, sınavsız mahalli yerleştirmeyle de girecek öğrenciler olacak ve bu ikisi karılacak. Ortaya hayatı temsil eden karma bir profil çıkacak. Bu heterojen dağılım, farklı gelişim düzeylerindeki öğrencileri bir araya getirmesi açısından iletişim becerilerini geliştirecek ve akran öğrenmesini sağlayacak olmasıyla uzun vadede olumlu sonuçlar doğuracaktır. 
 

Kayı Okulları Eğitim Danışmanı 

Deniz Demirtaş

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol