Öğretmen Diyarı

LİSELERDE NİTELİK TARTIŞMASI SÜRÜP GİDERKEN SORUYORUM: MESELE, ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ SİSTEMİ SORUNU MU YOKSA ORTAÖĞRETİMDE KALİTE SORUNU MU?

Dün Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet YILMAZ’ın Anadolu Ajansı Editör Masası’nda “Veli Tercihli Serbest Kayıt Sistemi”ni kamuoyuna tanıtması üzerine yoğun tartışmalar başladı. Her sistemin muhakkak artıları da eksileri de vardır. Lakin şunu söylemeyi zaruri buluyorum: Genç nüfusu fazla olan (Türkiye gibi ülkelerde) sınavsız bir sistem mümkün değildir. Bazı yorumcuların buna benzer mahalli yerleştirme sistemlerinin A.B.D. ya da Almanya gibi ülkelerde de uygulandığından bahsettiklerini gördüm. Lakin bu ülkelerin nüfus yapısı incelenirse Türkiye gibi aşırı genç nüfusa sahip olmadıkları görülür. Bu elbette sistemin eksilerine dair ufak bir bilgi sadece...

Sistemler değişir, SBS, OKS, TEOG, vb... Aynı üniversitelere giriş sınavında yapılan değişiklikler gibi, sürekli değişiklikler olur, olacaktır da. Ancak, ya tamamen sınavsız ya da tamamen sınavlı bir sistem olmalı kanaatindeyim. Zira %10 gibi kriterlerle çözülecek iş değil bu mesele. Hangi veli, çocuğunun iyi bir okula gitmesini istemez ki? Lakin tekrar hatırlatmak isterim, genç nüfusu fazla olan ülkelerde sınavsız yerleştirme zor, hatta imkansızdır.

Veliler adres değişikliği için şimdiden muhtarların yanına gitmeye başladı. “Ne olur ne olmaz, muhtarla görüşüp kendimi garantiye alayım” şeklindeki adres değiştirme fikri yıllar sonra yeniden uygulanacak gibi. Bakanlık elbette bunun için bazı tedbirler alacaktır. Lakin sonuç ne olur, izleyip göreceğiz.

Nitelikli okul olarak belirtilen ve ileri de açıklanacak olan 600 okul nasıl belirlenecek, bu da ayrı bir tartışma konusu?

Gelelim nitelikli okul tartışmasına... Sayın Bakan nitelikli okul derken neyi kastetti? Tartışılan mevzulardan biri de “600 okul nitelikli, bunların dışındaki okullar niteliksiz mi?” şeklinde. Elbette, her okulun bir veya birkaç niteliği vardır. Türk Dil Kurumu’na göre nitelik: “Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf” demektir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere her okulu diğerinden farklı kılacak iyi ya da kötü bazı hususlar bulunabilir. Ama halk arasında nitelikli denince, diğerlerine göre üstün gibi anlaşılıyor. Belki de kullanımından ötürü bu şekilde değerlendiriliyor. Lakin bu 600 okul sınırlaması ve sadece bunların iyi-kaliteli gibi algılanmasının önüne geçilmesi gerekiyor. Yine özel okulların isterse ayrı sınav yapabilecek olması da, ister istemez eğitim özelleşiyor mu tartışmasını da alevlendiriyor. Çünkü bu durumda ayrı sorunları beraberinde getirecektir hiç şüphesiz.

Sınava girmek isteyenler için sınav süresi, soru sayısı tartışılır elbette. 60 soru ile neyi, nasıl ölçeceksiniz? Sınavın kapsam geçerliliği sağlanabilecek mi? Seçici sorular sorulacaksa, o halde dersaneye yine ihtiyaç olmayacak mıdır? Bunların hepsinin cevabını biliyoruz. Lakin yine de izleyip görelim.

Eğitim Bölgesi hususuna gelince, her öğrencinin karşısına başvuru esnasında 5 okul çıkacak. Belki bu durum büyükşehirlerde gerçekleşebilir. Lakin bu öğrenci küçük bir ilçede ya da bir belde de ise, bu tercihe sahip olabilecek midir? İmam-Hatip Lisesi okumak istiyorsa, bu türdeki okul sayısı muhakkak (istisnalar vardır belki ama) çoğu yerde olduğunu düşünüyorum. Hatta bazen sayıları birden fazla bile olabiliyor. Bu öğrenci istediği okulda okuyabilecektir. Mesele İmam-Hatip Lisesi değil, zira bu başka türdeki bir okulda olabilir. Bu durumda o bölgede öğrencinin istediği okul yoksa ne olacak sorusu gündeme gelmektedir. Büyük bir soru işareti (?) Eğitim Bölgesi çizilirken sınırları neye dayanarak ve ne şekilde çizilecek? Her eğitim bölgesinin içinde sağlık meslek lisesi olacak mı mesela. Bu gibi sorular küçük ilçe ve beldeler için kritik sorular olarak karşımıza çıkıyor.

600 okul nitelikli olarak belirlenecekse, 81 ilimiz olduğu düşülürse, her ile ortalama 7-8 okul düşecek demektir. Her vilayette 7-8 okul nasıl nitelikli kabul edilebilir ki? Bu da ayrı bir tartışma konusu olacaktır.

Bakanlığın politikalarından anladığımız kadarıyla esas gaye, sınavsız liselere geçişi sağlayabilmek. Lakin tekrar ifade etmek istiyorum ki, genç nüfusun fazla olduğu ülkelerde sınav sistemi zorunludur. Hem de bu sınav merkezi olmak zorundadır. Yoksa adalet tecelli etmez. Mesele, bütün liseleri, fen ya da sosyal bilimler ayarına çıkarmak ise bunun yolu sınav sistemini değiştirmek ya da isteyenin sınava girmesi imkanını sunmak değildir. Bunun  yolu liselerde reforma gitmektir. Zira meselenin temeli; ortaöğretime geçiş sisteminin değiştirilmesi değil, ortaöğretimde kaliteyi artırmaktır. Veliler yine bazı okullar kaliteli ve çocuğum daha iyi bir okulda okusun diye adres taşıtarak toplumda “iyi-kaliteli-nitelikli” diye tabir edilen liselere geçme yolunu arayacaktır ve herkesin bildiği üzere bu tabunun da yıkılması gerekmektedir. Bu nasıl yıkılır? İşte burada çok geniş kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır. Yaklaşık 2 aydır üzerine çalışılan bu yeni sistem de anlaşılan o dur ki, bu sorunlara çözüm sunmaktan uzaktır.

Eğitimde köklü ve kalıcı değişiklikler yapılmalı lakin bu büyük bir mutabakatla yapılmalıdır. Her okulun önemli olduğu ve değişik kriterler çerçevesinde “nitelikli” olduğu toplum tarafından kabul edilmelidir. Bunun da yolu “Liselerde Reform”dur.  Peki ama bu reform paketi neleri kapsayacak? Nasıl işleyecek? İşte bunun için çok geniş kapsamlı bir çalışma yapılmalıdır. Tek tip lise mi? Eskisi gibi Ticaret Lisesi, Süper Lise, Düz Lise gibi kurumların yeniden açılması mı çözümdür? Dedim ya, her sistemin artısı da eksisi de vardır. Peki ama liselerde reform nasıl yapılır? Nitelikli okul istemiyor muyduk, o halde hepsinin niteliğini nasıl artırırız diye düşünmek gerekir. Sınavlı geçiş, sınavsız geçiş, kısmen sınavlı geçiş, bunların hepsi tartışılır. Ama nüfusu genç bir ülke olduğumuzu ve nitelikli okulun az, sınava girip bu okullara gitmek isteyecek öğrenci sayısının da fazla olduğu unutulmamalıdır. O halde nitelikli okul sayısını çoğaltmalıyız ve her eğitim bölgesinde sağlık meslek lisesi de İmam-Hatip Lisesi de, Anadolu Lisesi de olmalıdır ki, seçme şansı olabilsin. Nitelik kavramı burada tartışılır elbette lakin her okulun başarı düzeyi yüksek olduktan sonra “nitelik” diye bir sorunun tartışılacağını sanmam. O halde sorun, liselerde kaliteyi artırmakta...

Mehmet GÜLEÇ

Eğitimci-Yazar

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol