Bu haber kez okundu.

KÜÇÜK ERGENİM VE ÖĞRETMENİ

Dün akşam oğlum yanıma geldi. Okulda gününün ve sınavının nasıl geçtiğini sordum.
“ Boş ver anne sınavı ? Geçti gitti işte.” Dedi. Cevaba bakar mısınız. Bu cevaba sebep olan birkaç şey olabilir. Ya sınavı kötü geçti ya da okulda canını sıkan bir şey yaşadı.
“ Oğlum canın sıkkın görünüyorsun. Bugün canını sıkan bir şey mi yaşadın okulda ?”
“ Evet anne. Sadece bugün yaşamadım ki her gün yaşıyorum.”
“ Bunu duyduğuma üzüldüm ama biliyor musun bende canımı sıkan olayları sıklıkla yaşıyorum.”
“ Hayır anne sen öğrenci değilsin ki, öğretmensin ne olabilir senin canını sıkan.”
“ Oğlum öğrenci ya da öğretmen veya herhangi bir meslek fark etmez ki. Hepimiz insan olarak hayatın içinde canımızı sıkan ve istemediğimiz şeylerle karşılaşabiliyoruz.”
“ Tamam öyledir ama bence en zoru okul ve öğrenci olmak çok can sıkıcı.”
“ Anlıyorum seni oğlum. Tüm yıl okul, ödevler, dersler çok yoruldun. Kolay bir şey yapmıyorsun. Herhangi bir işte çalışan bir insan kadar çaba harcıyorsun sende.”
“ Evet hem de para falan da kazanmıyoruz. Sen en azından maaş alıyorsun.”
“ Haahahaaaaaa hiç bu açıdan bakmamıştım. İlginç bir dünya olurdu okula gittiği için öğrenciye maaş verilse değil mi ?”
“ Dalga geçme anne. Hemen abartıyorsun.”
“ Pardon oğlum ama bakış açın farklı geldi. Bir an hayal ettim de komik geldi.”
“ Anne bak ciddi konuşuyorum ben. Bazı öğretmenler çok saygısız davranıyor. Bıktım bundan benn…”
“ Tamam oğlum ciddi konuşalım. Bugün öğretmeninin sana saygısız davrandığını hissettin anlaşılan. Nasıl oldu anlatır mısın ?”
“ Ya anne bak şimdi beden dersindeydik. Spor salonu çok kalabalık ve gürültülü öğretmen bana bir şey söyledi. Anlamadım ve öğretmenim anlamıyorum sizi dedim. Sonra gene söyledi yine anlamadım anne. Öğretmenim anlamıyorum duymuyorum söylediklerinizi dedim tekrar. Bu sefer kızmaya başladı ama ben yine duymadım.”
“ E sonra ne oldu ?”
“ Ne yapayım anlamıyorum dedim anlamıyor musunuz diye bağırdım ve gittim oradan.”
“Öğretmenin ne yaptı ?”
“ Ne yapacak sıfır verdi.”
Bu nokta da olayı anlatırken yine aynı şeyleri hissetmeye başlamıştı ve sinirliydi hem de ağlamamak için tutmaya çalışıyordu kendini.
“ Bu seni hem üzdü hem sinirlendirdi sanırım oğlum.” Dedim ve sarıldım. Hem ağlıyor hem de sinirli sinirli devam ediyordu.
“ Bu öğretmen çok saygısız anne. Ne yapabilirim anlamadım işte. Kaç kez söyledim doğru dürüst konuşmadı bir de üstelik sıfır verdi. Benim suçum mu bu şimdi ?”
Duyguların tepe noktasına ulaştığı bu tür konuşmalarda tam bu anda konuşmayı kesiyorum ben. Çünkü ihtiyacı olanın benim nasihatlerim veya ona söyleyeceğim farklı şeyler olmadığına daha çok gün içinde yaşadığı olay esnasında yükselmiş ve ifade edilmemiş duygularını açması ve boşaltıp rahatlamasının daha önemli olduğuna inanıyorum..
Çünkü sıkışmış ve gereği gibi yaşanmamış duygular farklı birikmelere ve yanlış zamanlarda patlamalara sebep olur. Bu yüzden o sırada konuşmuyorum, o ne söylerse dinliyorum ve zaman zaman sarılarak veya ellerini tutarak yanında olduğumu hissetmesini çok önemsiyorum.
Çocuğun hem küçük yaşlarda hem de ergenlikte yaşadığı duyguların ve ebeveynlerin verdiği tepkilerin hayati derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden örneğin hangi sebeple olursa olsun ağlayan, öfkelenen, kızgın davranan veya başka hangi herhangi bir duyguyu yaşayan bir çocuğa ;
“ Git odana ağlaman bitince gel…”
“ Sen nasıl böyle öfkelenirsin, doğru odana. Kendine gelince yanıma gel…”
Gibi yaklaşımları son derece yanlış buluyorum. Hepimizde olduğu gibi çocukta da her tür duygu oluşur ve bunu yaşama hakkı vardır. Eğer bu duygularını yaşaması için rahat bir ortam yoksa elbette odasına gönderin ancak bence ya anne ya baba mutlaka yanında olsun. Öfkesi veya üzüntüsü yani duygusu ne ise onu tam olarak yaşayıp rahatlayana kadar sakince yanında bekleyerek ve arada bir sırtını sıvazlamak-ellerini tutmak-sarılmak gibi temaslarla ;
“ Ben her tür duygunda yanındayım. Buradayım ve güvendesin. “ mesajını ve güvenliğini hisseden bir çocuğun daha sağlam bir iç kuvvete kavuşacağına yürekten inanıyorum.
Elbette tüm bunlar biz yetişkinler içinde geçerli. Kaç kadından veya gençten tüm gece odamda tek başıma ağladım, kimse yoktu yanımda, çok yalnızım şu hayatta gibi sözler duydum. Tüm bu sözleri söyleyen ve duygularını en yakınları ile bile paylaşamayan yetişkinlerin insanlara güvenlerini kaybettiklerini ve en temelde de duygularını gizleyerek yaşamak zorunda kalmayı öğrendiklerini kaç kez gördüm.
Duygularını gizleyerek yaşamak ; maskelerle ve olduğun kişiden farklılaşarak olması gereken kişiye dönme çabasını getiriyor ve maalesef bu da yanında depresyon, anksiyete, panik atak vb gibi psikolojik rahatsızlıkları yaşamımızın temel sorununa dönüştürüyor.
Tüm bu sebeplerle bir sürü şeyi bilmesek te, çocuğumuza her konuda destek olacak kadar mükemmel olamasak ta en azından duygularını anlatması, yaşaması ve hissetmekten korkmaması yönünde ona varlığımızla güvenli bir liman oluşturabiliriz. Bu güvenli liman onun zorlu yaşam mücadelesinde benliğini ve kimliğini koruyarak sağlam bir iç kuvvetle yaşaması için ona verebileceğimiz en değerli pusula olabilir…
NOT : Duygularını tamamıyla yaşayıp rahatladıktan sonra ( belki sevdiği bir yiyecek hazırlayıp) konu hakkında olması gerekenler vs gibi konularda konuşmak çok daha nitelikli bir iletişim sağlar !!!
Sevgilerimle 
Sema Deniz / Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Uzmanı Anne

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
Ergenöğretmen

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber