Bu haber kez okundu.

Kötü karnenin tek suçlusu çocuk değil

Türkiye'de milyonlarca öğrencinin karne alacağı cuma günü öncesinde Bursa Kamu Hastaneleri Birliğine bağlı Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi'nde görevli Çocuk Gelişimi Uzmanı Zülfiye Çakır, "Ailelerin özellikle karne haftası içinde çocuklarıyla bu konuda olumlu konuşmaları hatta düşük notlardan dolayı kendisini üzmemesini, hiçbir şekilde kızmayacaklarını ifade etmelidir" dedi.

Çocuk Gelişimi Uzmanı Zülfiye Çakır yaptığı açıklamada, "Karnelerin alındığı gün birçok çocuk sevinç, mutluluk, hüzün, kaygı ve bazen de öfke duygusunu birlikte yaşarlar. Karnesindeki notları istediği gibi olmayan çocuklar, ailelerinden ve çevrelerinden gelecek olan tepkilerden dolayı kaygı duyarlar. Çocuklardaki bu kaygının sebebi, ailelerin karnelerdeki notlara yüklediği değerin sadece ders başarısı değil yaşam başarısı gibi algılamaları ve bundan dolayı çocuklara aşırı tepkilerde bulunmalarıdır. Oysa karnelerdeki notlar bir dönemde var olan derslerdeki başarıyı ifade eder, çocuklara ve ailelerine nelerin eksik olduğunu, nelerin tamamlanması gerektiğini anlatır. Ayrıca, zayıf bir karnenin sorumluluğu sadece öğrenciye yüklenmemesi gerektiğini" diye konuştu.

Her çocuğun birden fazla özelliği vardır

Çakır, "Zayıf bir karnenin sebepleri aile içerisinde yaşanan sorunlar, arkadaş çevresi, öğretmen-öğrenci arasındaki problemler, kendine ait bir çalışma odasının olmaması, depresyon, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği gibi birçok sorun zayıf bir karnenin alt sebepleri olabileceğini söyledi. Çocuğun gelişim süreci içerisinde olması ilgi alanlarının farklı yönlere kaymasına sebep olabilir. Kendisini tanımaya çalışan ve çevresiyle iletişim halinde olan çocuğun derslere olan ilgisi azalmış olabilir. Okul çağındaki hiçbir çocuk sadece öğrenci değildir, onunda herkes gibi birçok farklı yönü ve istekleri vardır. Her çocuğun ilgi alanı, öğrenme hızı, baskın olduğu konu, başarılı olduğu farklı alanları vardır. Çocuklarımızın her ne boyutta olursa olsun başarılarını fark etmeli, ufakta olsa çabasını takdir etmeli ve ilgisinin olduğu alanı öne çıkararak onun kendisine olan güveninin artmasını sağlamalıyız. Böylelikle çocuğunuz zayıf olduğu yönleri bir eksiklik olarak değil geliştirilmesi gereken yönler olarak kabullenmeyi öğrenecektir. Çocuğa geri bildirimler sonuç için değil içinde bulunduğu süreç için verilmeli. Ona güvenmeli ve inanıldığını göstermeliyiz" dedi.

Karne bir yaşam başarısı değil

"Öğrenciler için öncelikle karnenin bir yaşam başarısı değil sadece o dönemin derslerinin başarısını gösterdiğini unutmamalıyız" diyen Çakır, "Karneleri değerlendirirken öncelikle başarılı olunan derslerden başlamalıyız. Sonrasında iyi olmayan notları konuşmalı ve bunları nasıl daha iyi hale nasıl getirebiliriz yöntemini çocuklarımızla birlikte belirlemeliyiz. Dönem içerisinde çocuğumuzun okuldaki durumunu takip edip sadece karne dönemlerini beklememeliyiz. Okuldaki öğretmenleri ile iletişim halinde olup dikkat etmemiz gereken eksikliklerimizi öğrenmeli ona göre çocuğumuzu yönlendirmeliyiz. Karne hediyelerini çok pahalı hediyelerden seçip çocuğu hediye ile çalışmaya yönlendirecek bir hale getirmemeliyiz, mutlu olabilecekleri yaşlarına uygun küçük hediyeler seçmeliyiz. Hiçbir şekilde eleştirir, yargılar, emreder ve diğerleriyle karşılaştırma yapan konuşmalar yapmamalıyız. Çocuklarımıza yüksek not almayı değil öğrenmenin, keşfetmenin mutluluğunu aşılamalıyız. Çocuklarımızı tüm özellikleri ile kabul etmeliyiz. En önemlisi de her ne olursa olsun onları koşulsuz sevdiğimizi ifade etmeliyiz. Amaç sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmek olmalı, sadece not başarısı yüksek çocuklar değil" uyarılarında bulundu.

İhlas Haber Ajansı
 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber