Bu haber kez okundu.

Klişeleri Yıkmak: Kız Öğrenciler ve Matematik

Konu fen, matematik ve teknoloji olduğunda sizce kız öğrencilerin özel bir ilgiye mi ihtiyacı oluyor? Ya da bu alanlara yönlendirilmeye? Eğer cevabınız hayırsa, neden konu kız öğrenciler olduğunda genellikle onları fen ya da matematiğe nasıl yönlendirebileceğimizi tartışırken buluyoruz kendimizi? Sonuçta yönlendirmek, bir şeyi normalde kendi isteğiyle gitmeyeceği bir yola doğru yöneltmektir. O zaman aslında, ‘kız öğrencilerin fen bilimlerine ve matematiğe olan ilgisi kendiliğinden değildir’ demiş olmuyor muyuz? Bu küçük gibi görünen detay aslında önemli bir problem.
Stereotiplerin Bizi Nasıl Etkilediğine Dair İpuçları isimli kitabında Claude Steele şöyle diyor: Sorun, kızların fen ve matematiğe ilgi duyup duymadıkları değil, kızların bu tür şeylerde iyi olmadıklarına dair var olan kalıcı klişeler yüzünden kendi ilgilerinin peşinden gitmekten vazgeçip vazgeçmedikleridir.
Steele, bu konuyu yıllarca yakından inceledi ve sonunda sorunu bir ‘stereotip tehdidi’ olarak tanımladı. Bu konu, her iki cinsiyetin de doğuştan ilgi duyduğu en temel eğilimlerden çok daha karmaşık. Steele, kız öğrencilerin matematik ve fen bilimlerine duydukları ilginin peşinden gittiklerinde ve ortaya kaçınılmaz engeller çıktığında yaşadıkları şeylerin problemin odak noktası olduğunu söylüyor.
“Fen ve matematik alanlarında bir şeyler yapıyorsanız, toplumun büyük bir kesiminde bu alanlarda iyi olmadığınıza dair bir peşin yargı ile yaşamak zorunda kalırsınız” diyor Steele kızlar hakkında. “Biraz hayal kırıklığı yaşarsınız ve şöyle dersiniz: ‘Bu stereotipi doğruluyor olabilir miyim ve bu stereotipi doğrulamak adına sürekli bakışları üzerimde mi hissedeceğim? Eğer bu alanlarda kariyer yapmayı seçersem, hayatımın sonuna kadar bu baskı altında mı yaşamak zorunda kalacağım?’ Kısacası, kızlar, becerileri ve yetenekleri ile çok yüksek notlar alsalar bile bu alanlarda bir şeyler yapma ve ileride kariyer olarak seçme konusunda sadece toplumun peşin yargılarından kaynaklanan bir baskı yaşıyor. Bu da onlar için ekstra bir yük teşkil ediyor.”
Steele’ye göre bu, fen ve matematik (STEM) alanını seçen kız öğrenci ile seçmeyen kız öğrenci arasındaki farkı oluşturan çok küçük ama hayati bir zihniyettir.
Matematik Bir Yetenek mi? Kadınları Riske Atan İnanışlar isimli çalışmaya imza atan Stanford araştırmacısı Carol Dweck, konuyu bir adım daha ileri götürüyor. Dweck, stereotipler, doğal yetenek ve övgünün zararları konusunda yaptığı çalışmaların sonucunda oldukça düşündürücü bir sonuca ulaşıyor.
“’Yetenek’ anlayışının en zarar verici yönlerinden biri, kimin yetenekli olduğunu önceden bilebileceğimizi düşünmemize sebep olması. Bence bu bizi, yeteneği olan ve yeteneği olmayan grupları belirlemeye çalışmaya iten şeydir. ‘Erkek öğrencilerde o yetenek var, ama kız öğrencilerde yok’ demek gibi” diyor Dweck. “Erkeklerin matematik ve fende daha iyi olmalarını sağlayan bir yetenekleri kesinlikle yok diyebilecek birisi var mı? Söyleyebileceğimiz şey şu: Pek çok kız öğrenci, matematik ve fen bilimleriyle ilgili alanlarda başarılı kariyerler yapmalarını sağlayacak her tür yeteneğe sahiptir. Ve ‘kızlarda olmayan bir yetenek’ fikri, onların bu alanlardaki bir kariyerin peşinden gitmelerini engelleyen şeylerin başında gelir.”
UC Berkeley psikologlarından profesör Rodolfo Mendoza-Denton, bu zararlı peşin yargıların kültürümüzdeki tuzaklar olduğunu dile getiriyor. “Bunlar, kültürel anlatımda yaygın bir şekilde kullanılırlar. ‘Ben bu çeşit ya da şu çeşit bir öğrenci değilim. Kelimelerde iyiyim, ama matematik de değilim…’ Bu dünyanın nasıl işlediğine dair bir teoridir.”
“Bu tür stereotiplerin olmadığı toplumlar, aynı yükü kadınların omuzlarına yüklemezler” diyor Steele. Ve sonuç olarak çok daha fazla sayıda kadın, fen ve matematik temelli alanlarda çalışır. ” Matematik ve STEM alanlarında (Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) yer alan kadınların sayısının çok daha fazla olduğu Polonya, Hindistan ve Asya’nın bazı bölgelerinde kadınlara yönelik bu peşin yargı çok daha zayıf. Bu alana yönelen kız öğrenciler, bizimki gibi daha az sayıda kadının bu alanlarda çalıştığı toplumlardakine benzer baskılar yaşamazlar. Bu baskılar, kadınlara yönelik önyargıları ve yaşadıkları baskıları güçlendirir.”
Peki bu stereotipler nereden geliyor? Bu alanlarda çok fazla kadının olmadığını görüyoruz. Kısacası bu ‘kendini gerçekleştiren bir kehanet’tir. “Duvarlardaki resimlerde kadınları ünlü matematikçiler olarak görmüyoruz” diyor Steele. “Matematik derslerinde kullanılan örnekler daha çok erkek öğrenci odaklı, kız öğrenci değil.”
Nasıl düzeltebiliriz?
Her şey dönüp dolaşıp bizim şu anlayışımızda (hatta çocukların anlayışında) bitiyor: Olay, sabit bir yetenekler dizisi ile değil, neler öğrenebileceğiniz ile ilgili. Dweck yaptığı çalışmalarda, sekizinci sınıfın sonunda, kız ve erkek öğrencilerin matematik notları arasında dikkate değer bir fark olduğunu gözlemlediğini söylüyor. Ancak bu sadece, zihinsel becerilerin bir yetenek olduğunu düşünen öğrenciler için geçerli. Zihinsel becerinin genişletilebileceğine inanan öğrencilere baktığımızda, bu fark neredeyse ortadan kayboluyor.”
“Eğer toplum olarak yeteneğin genişletilebilir ve artırılabilir bir şey olduğunu anlayabilirsek, toplumdaki peşin yargıların etkisini de çarpıcı bir şekilde azaltmış oluruz” diyor Steele. Steele’ye göre okullar bu stratejiyi uygulamalı. Aileler ise evde, matematik ve fen öğrenmenin hem kız hem de erkek çocuklar için zorlayıcı olabileceğine ve esas eğlencenin bu zorlukları çözmede yattığına yönelik mesajlar verdikleri bir atmosfer yaratmalı.

 
 
 
Kaynak: http://blogs.kqed.org/mindshift/2012/01/girls-and-math-busting-the-stereotype/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber