Bu haber kez okundu.

“İŞSİZ”SENİZ İŞ “SİZ”SİNİZ!

Çünkü hiçbir başarı hikayesi gökten zembille inmez…

 

 

“Çaresizseniz çare sizsiniz” diye bir söz vardır ya hani… Pek bir severdim o sözü ben. Her zaman nasıl uygulayacağımızı bilmez, ama kelimelerin gücüne hayran olduğum gibi, hissettirdiği duyguya hayran olurdum.

 

Henüz genç bir yazar olarak, bundan yaklaşık bir hafta önce, ilk okuyucu emailimi aldığımda, insan hayatının her “ilk”i gibi ben de heyecanlandım ve gülümsedim. Hiç tanımadığınız birilerinin hayatına dokunup ona umut verebiliyor olmanın gülümsemesiydi bu. Buket Hanım, hepimizin uzaktan ya da yakından çok tanıdık olduğu, işsizlik konusuna dikkatimi çekmek istemiş. Daha doğrusu, bu ülkenin de tüm dünya gibi maalesef acı bir gerçeği olan “diplomalı işsizler” konusuna…

 

Bu yazıyı okuyan beş kişiden birinin (sayı konusunda iyimser olmaya çalışıyorum) bu konudan mağdur olabileceğini tahmin ediyorum. Bugün güzel ülkemde istihdam oranı %46,7 olarak açıklanırken, 15 yaş ve üzeri işsizlik sayısı 2 milyonun üzerinde. Genç nüfusun, yani bizim ve bizim gibilerin giderek arttığı bir ülkede, bu durum, mezun olup iş hayatına atılma hevesindeki pek çok insan için, hayal kırıklığı anlamı taşıyor. Uçurumdan düşmekten pek de bir farkı yok açıkçası, kocaman hayalleri, ve genellikle yetenekleri olanlar için…

 

Pek çok iş arayan kişi, çeşitli sertifika programları kurslarına başvuruyor, yabancı dil öğrenmeye, bilgisayar programları eğitimi almaya, kısacası kendilerini geliştirebilecekleri her yolu, sırf iş bulabilmek için denemeye çalışıyorlar. Üniversite mezunu olmanın bile bir ayrıcalık olmaktan çıkmaya başladığı, ve gittikçe yetersiz kalacağı günümüz koşullarında, bir fark yaratabilecek herşeye saldırıyorlar. Saldırıyoruz. Çünkü çözüm arıyoruz.

 

Şimdi bu yazıyı okuyanlar diyebilir ki, “sen oturduğun yerden bir işin varken bunları çok rahat söylersin tabi”… Ama durum pek de bildiğiniz gibi değil.

 

Evet mezun olduğum günden bu yana (eğitimle ilgili ayırdığım kısa süreler hariç) çalışıyorum ben. Ama ben de, o herkesin geçtiği aşamalardan fazlasıyla geçtim. Torpil bulamadığım için suratıma kapılar kapanmadı belki ama, torpili olan birisi hayalimdeki işi birkaç saat içinde, hem de çok kısa bir zaman önce, elimden alabildi mesela… Sinirden köpürürken, herkesin yüzleştiği gerçeğin başka bir boyutuyla ben de yüzleştim. Ya da, belki hak ettiğimden ya da kazanabileceğimden daha düşük bir ücretle çalışmayı kabul ettim, sırf idealimdeki işi yapabileyim diye. Ya da, bunun bir başlangıç  olabileceğini bildiğimden…

 

Sonra mesela, ALES, KPDS, KPSS, ÜDS gibi sınavların hepsinden fazla fazla geçtim ben de, hepsine her seferinde en iyi dileklerimi sunarak hem de! Bir TM öğrencisine ALES’te Türkçe 2’den puan vermemek ve onu illa ki Matematik sorularına mahkum etmek, üstelik süresini de kısaltmak ne demektir?!? Herkesin algısı, yeteneği farklı, kardeşim adı üstünde “Türkçe Matematik”, senin sırf TM alanında yüksek lisans yapıyor diye o öğrenciyi  kısıtlı bir zamanda en kazık Matematik sorularını çözmek zorunda bırakman, sadece Matematiğe pozitif ayrımcılıktır!

 

Emin olun itinayla sorguladım bunların hepsini, sinirlendim. Hatta sırf bu sebeple, ALES sürem dolmak üzere olduğundan ve bir daha 70 alamazsam diye çok sevdiğim işimden ayrılıp doktora yapmaya başladım. Öyle ya, bu fırsat kaçabilirdi, ve bir daha önüme gelmeyebilirdi… Emin olun, sonrasında bu kararımı fazla fazla sorguladım ama sistemin dayattığı kalıplar yüzünden oluşturduğum korkular, fırsatı kaçırmama endişesi vb. sebeplerle, o karar verilmişti bir kere. Merhaba yeniden öğrencilik! Evet ben de yeniden işsizim.

 

Sonrasında, yeniden çalışmaya başlamamda da, benim sabırsız bünyem etkili oldu. Herkes gibi, ben de evde oturamazdım, iş yoktu, acilen tekrar çalışmaya başlamam lazımdı, 28 yaşında öğrenci olmakta neydi, eyvah eyvah, yaşıtların evlendi de çocuk yaptı bir de çalışıyor!!! Bu süreçlerde de önümde kapılar birer birer açılmadı. Her seferinde, kendi kapılarımı kendim çalmam, o kapıyı açmam, bir şeyi başarmam, ardından bana sunulan işi kabul etmem gerekti.

 

Bu noktada benim en büyük şansım, mezun olduğum kurumun bana sahip çıkmasıydı, bunun için onlara teşekkür borçluyum. Mezun olduğunuz kurumların size sahip çıkmasının iki nedeni olabilir: verdiğiniz emeğe değer vermeleri, ya da sizde bir ışık görmeleri. Sebebi ne olursa olsun, mezun olduğunuz kurumlar, eğitim sektöründe ilerlemek istiyorsanız sizin öncelikle ardınızda duracak kurumlardır.

Bende ki durum hangisiydi bilmiyorum; ama dışardan sürekli başarı profili çiziyormuş gibi görünen ben de, sizler gibi en sancılı süreçlerden geçtim de bugün bunları yazıyorum. Hatta ve hatta, şu an bile bu süreçlerden geçiyorum ve geçen, kendi arkadaşlarım da dahil, pek çok insan tanıyorum.

 

Bugün bambaşka bir yerde, başka bir işte çalışıyor olabilirdim, ya da ben de işsiz olabilirdim. Bunca şeyi anlatmamın nedeni aslında şu…

 

Televizyonlarda gördüklerimiz, dizilerde, filmlerde bize anlatılan hikayeler gözlerimizi o kadar büyüler ki, gerçeğin ortasında yaşarken, en gerçek şeyin kendimiz olduğunu unuturuz biz. Hepimiz. Fırsatların bize sunulan şeylerden ibaret olmadığını, onları yaratabileceğimizi unuturuz. Umutsuzluğa kapılmak çok daha kolaydır, çünkü hayat zor. Ve iş bulmak zor, çünkü o işleri yaratanın da biz insanlar olduğunu unutuyoruz.  Hayatın içinde korkularımız, ihtiyaçlarımız, hazıra konma isteklerimiz ya da yorgunluklarımız o kadar baskın çıkıyor ki bazen, o işleri yaratanların da biz insanlar olduğumuzu unutuyoruz.

Evet iş bulmak zor bugün. Çünkü, çok azımızın iş yaratacak veya istediği iş için mücadele edecek kadar cesareti ve sabrı var. Herkes gibi bir hayatı tercih ediyoruz sıklıkla… Daha kolay ve daha stabil olanını…

 

Ama, yüksek yerlerdeki isimlere, iş veren konumundakilere bir bakın. Evet evet, birazcık zaman ayırıp hikayelerini bir araştırın lütfen. Bu insanlar, genellikle sizin benim gibi en alttan ve kendi tırnaklarıyla o noktaya gelmiş insanlardır. Risk almaktan, hayal etmekten, birden fazla kez düşüp tekrar ayağa kalkmaktan korkmamış, inanmış ve devam etmiş insanlardır. Dikkat edin düşmemiş demiyorum, tekrar ayağa kalkmış diyorum. O nedenle başkalarına kızmadan, memlekette iş yok demeden önce, onların da belli bir potansiyelleri olduğunu unutmamalıyız belki de… Çünkü hiçbir başarı hikayesi gökten zembille inmez bu dünyada… 

 

Bunu yapabilmek belki biraz zor, ama o kadar da imkansız değil aslında… Öncelikle, Kariyer Net, Yeni Bir İş vb. özgeçmiş doldurup iş ilanlarını takip edeceğiniz sitelerden ne kadar umutsuz olsanız da, takipten vazgeçmeyin. Devam edin, devam edin, devam edin. Çünkü, olsun ya da olmasın, bir işin önünüze nereden ve ne zaman geleceği hiç belli olmuyor.

 

İkincisi, en tepeden başlamayı hayal etmeyin, öyle bir dünya yok. Hayallerinizi en tepede tutun, ama hedefiniz oraya yükselmek olsun, oradan başlamak değil. Çalışmak istiyorsanız, bazen en alttan başlamayı da göze almak gerekli. Evet belki patronunuz sizin gibi yabancı dil bilmiyor, ya da bilgisayar eğitimi yok. Ama unutmayın ki, onların bu işleri kurduğu dönemlerde bunlar da bu kadar  önemli değildi, ve dahası, o bu işi kurmuş olmasaydı, siz de bu işe sahip olamazdınız… Saygı duyun… ve hem ona, hem kendinize saygı duyun… Daha iyi olabilmek için, önce iyi olun…

 

Hayır ben bunları yapamam diyorsanız da bir seçeneğiniz daha var. Kendi işinizi kurun! Bugün bu ülkede nice sanat okulları, sanat kurumları, ticari şirketler, insan kaynakları şirketleri, danışmanlık firmaları, organizasyon şirketleri kuruldu, ve kurulmaya devam edebilir. Dünya sandığınızdan daha büyük, içinde size de yetecek kadar yer mutlaka vardır, unutmayın. Mesela kendi işini kurmak isteyenler için KOSGEB eğitimleri var (http://www.kosgeb.gov.tr/). Aldığınız eğitimin ardından oluşturacağınız proje geçtiği takdirde, size 30.000TL’ye kadar hibe veriliyor. Bundan sonrası ise size kalmış. İhtiyacınız olan biraz cesaret, bir tutam umut, bir damla inanç, bir çay kaşığı çaba, bir bardak araştırma, ve bir tutam sabır…

 

Çünkü belki de işsizseniz, iş siz olabilirsiniz. Ve çünkü, eğer uçurumdan düştüğünüzde ölmediyseniz, bu, belki de yaşamaya başlayacağınız içindir.

 

Başka bir gün, başka bir iş, başka bir zamanda karşılaşmak dileğiyle…

Damla Aktan: egitimajansi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber