Bu haber kez okundu.

İlkokula Giden Çocuklarım İçin İstediğim 5 Şey

Tanıdım çoğu aile gibi ben de çocuklarımın eğitimini çok önemsiyorum. Yaşadığımız yer, sahip olduğumuz ev, aile bütçemiz ve planlamamız hep çocuklarımız ve onların geleceği için yapabileceğimizin en iyisini yapma isteğimizi merkez alıyor.
Genel olarak baktığımda, çocuklarımın okullarında iyi deneyimler yaşadıklarını söyleyebilirim. Bunu, eğitimdeki mevcut durumun üstüne çıkmayı ve ötesine geçmeyi başaran öğretmenlerine ve okul yöneticilerine borçluyuz. Ancak yine de hala çocuklarımın geçirdiği okul günlerinin içinde bir çırpıda değiştirmek istediğim ya da en azından biraz düzeltmek istediğim birkaç şey var. Çünkü her ne kadar hiçbir çocuk arkada kalmasın istiyor olsak da, bu süreçte çocukluklarını da arkada bırakmadığımızdan emin olmak istiyorum.
1.Herkes için teneffüs, her gün, en az 30 dakika
Altı saatlik bir okul gününde dördüncü sınıftaki çocuklarım çok az teneffüs (15 dakika) yapabiliyor ve üstelik bu süre yaşadığımız eyaletteki (Florida) diğer okullardan daha fazla. Yaşadığımız eyaletteki okul yöneticileri, standart testlere hazırlık dolayısıyla ilkokul öğrencileri için kütüphane saati ve teneffüs gibi “ekstralara” zaman yaratmanın çok zor olduğunu söylüyorlar. Aynı çocukların öğle yemeği için ise günde ortalama 20 dakika süreleri var. Eğer bir gün içinde oyun alanında oynamaları ya da futbol sahasında birlikte bir topa vurmaları için çocuklarımıza verecek hiç zamanımız yoksa, bu sistemde bir şeyler çok ama çok bozuk demektir.
İşin aslı ortaokullarda oyun alanları bile yok. Bu çocuklar sadece 10 yaşına kadar kulelere tırmanabiliyor, salıncaklarla gökyüzüne doğru sallanabiliyor ve sınıf arkadaşlarıyla oyunlar kurabiliyorlar. Her çocuğun teneffüs için zamanı olmalı. Teneffüs eğitime verilen bir ara değil, eğitimlerinin önemli bir parçası.
2.Daha az test, daha az baskı
Çocuklarım bu testlere hazırlanmak ve tamamlamak için aşırı zaman harcıyor. Ve yaşadıkları baskı da çok fazla: Üçüncü sınıfta bu testlerden kalan çocukların aynı sınıfı tekrar etmeleri bekleniyor. Ve en önemlisi bu gerçeğin yükünü taşımak zorunda olmaları. Üçüncü sınıf öğrencilerinin yaşadığı sınav stresi ve kaygısı “dillere destan” ve bu sınavlar dan aldıkları puanlar eğitimlerinin geleceğini de etkiliyor.
Ben bazı testlerin, çocuklarımızın ne konuda iyi olduklarını değerlendirmek ve okulları ve öğretmenleri çocuklarımızın gelişiminden sorumlu tutmak için gerekli olduğunu düşünüyorum. Ancak bu testler üçüncü sınıf öğrencilerinin geceleri kabuslar görmelerine ve kendi öz-değerlerini testlere dayandırmalarına sebep olmamalı. Ben testlere karşı değilim; ben zeki, etkili, uygun olmayan ve çocuklarımıza aşırı baskı yapan testlere karşıyım.
Çocukları standartlaştıramazsınız. Çocuklara standartlaşmış bir şekilde bir şeyler öğretemezsiniz. Eğer bu “hikayede” başarısız birileri varsa, o da yetişkinlerdir. Biz yetişkinler kendimize artık bir çeki düzen vermeliyiz ve  öğrencileri mümkün olduğu kadar az test etmeli ve okul günlerinin büyük bir bölümünü derslere (testlere hazırlığa değil), öğretmenleri ve arkadaşlarıyla geçirecekleri yaratıcı saatlere ve tabii ki teneffüse ayırmalıyız.
3.Daha az ödev
Çocuklarım ve ben okulu ciddiye alıyoruz. Ben okulu onların işi olarak görüyorum ve onlar oradayken bütün dikkatlerini vermelerini ve öğretmenlerine mümkün olduğu kadar fazla odaklanmalarını bekliyorum. Ama okul zili çaldığında, günün geri kalanının sevdikleri diğer şeyler için boş olması gerektiğine inanıyorum. Yani dışarıda oyun oynamak, sevdikleri okul dışı faaliyetlerde yer almak, kitap okumak, rahatlamak ve dinlenmek ve aileleriyle zaman geçirmek için… Okulda saatlerce hareketsiz bir şekilde oturduktan sonra ödevlerini tamamlamaları için çocuklarımı daha fazla oturtmakta çok zorlanıyorum. Uyanık oldukları saatlerde benimle geçirdikleri kısacık zamanın da ödevlerini tamamlamakla ya da heceleme çalışması yapmakla geçmesi gücüme gidiyor.
Eğer mutlaka verilecekse, ödev mümkün olduğu kadar anlamlı ve kısa olmalı. Amacı sadece gözden geçirme ve öğrendiğini pekiştirme olmalı.  Ben öğretme işinin sınıfta yapılması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum. Ödevsiz akşam demek, çocuklarımla birlikte birbirimizi “yöneterek” daha az, birbirimizden zevk alarak daha çok zaman geçirmemiz demek. Ve bu da çocuklarımın gelişimi için çok büyük bir önem taşıyor.
4.Daha fazla sanat
Matematiği, bilimi ve Minecraft’ı çok seven iki çocuğun annesi olarak, eğitim sisteminin matematik ve bilime (STEM) daha fazla önem vermesini takdir ediyorum. Ancak bu konuların modern ve teknoloji ile dolu hayatımızın devam etmesine yardım ettiğini gayet iyi anlasam da, yaşadığımız hayatı daha keyifli ve yaşanır kılan şey sanat olduğuna inanıyorum. Keşke çocuklarımın gün içinde sanat, dans ve müzik hakkında bir şeyler öğrenmek için daha fazla zamanları olsaydı. Keşke yazı dersleri, standart testlere hazırlanmak amacıyla kompozisyonlar yazmaktan çok yaratıcı yazarlık, farklı şeyler deneme ve kendi “seslerini” bulma ile ilgili olsaydı. Çocuklarımın sınavları geçmeye çok iyi hazırlanacaklarından ama insanlarla ilgili hikayeler yazmaya hiç hazırlanamayacaklarından; hayatlarında şiirin hiç yerinin olmayacağından ve sanatın sadece parası olanlara yönelik bir lüks olacağından endişe ediyorum. Minecraft’ta da bir yaratıcılık ve teknolojide de bir güzellik var. Ancak müzik, sanat ve dans bizi insan yapan şeyler. Ve ben bunların gelecek jenerasyonlar için belki de çok daha fazla gerekli olacağını düşünüyorum, çünkü hayatları çok fazla teknoloji ve ekranla dolu olacak.
5.Daha fazla keyif – hem öğrenciler hem de öğretmenler için
Okullar çocuklarla dolu. Sırf bu yüzden neşe ve keyifle dolu olmaları gerekmiyor mu? Öğretmek stresli olduğu kadar eğlenceli de olmalı. Ancak eğitime “katkıda bulunan” pek çok faktör nedeniyle bunun artık gerçek olabileceğine inanmıyorum. Çocuklarımın eve, geçirdikleri günlerle ilgili hikayelerle dolu gelmelerini, beyaz balinalarla ilgili öğrendikleri şeyleri ya da sınıfta okudukları hikayeleri daha fazla anlatmalarını istiyorum. Zamanları olmadığı için teneffüsü nasıl kaçırdıklarını ya da bütün bir sabahı bir standart testle geçirdiklerini dinlemek istemiyorum.
Hepimizin tek bir hayatı var. Ve çocukların büyük bir bölümü çocukluklarını okullarda geçiriyorlar. Değerli saatlerini, günlerini ve yıllarını olabilecek en iyi şekilde kullanmalarını sağlayalım. Eğer çocuklarımız daha küçük yaşlarda öğrenmeyi sevemezse ve okulu keyifli bulmazsa, ortaokul ve lise yıllarının bazı “karanlık sularından” geçmelerini nasıl bekleyebiliriz? Şüphesiz okul öğrenmek için var. Ama çocukluk merak etmek, gülmek ve keyif almak için var. Okullar bunun dışında kalan bir şey değil, bir parçası olmalı.

 
 
 
Kaynak: www.merakedencocuk.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber