Bu haber kez okundu.

İlkokul Öğrencilerinin Sosyal ve Duygusal Becerilerini Geliştirmek: Empati

“Bir başkasının yerinde olmayı denemek” neden önemli? Bir insan başkasının duygularını anlamayı ve paylaşmayı öğrendiğinde, bunun sonucunda ortaya çıkan olumlu insan ilişkileri, kendini daha iyi ilişkilerle, daha yakın arkadaşlıklarla ve daha güçlü topluluklar ve toplumlarla gösterir. Empati duygusal zekanın çok önemli bir bileşenidir ve zorbalığı azaltmanın etkili bir yoludur. İşte, empati bu kadar önemli!

Empatiyi geliştirmenin beş temel adımı var:

İzle ve Dinle: Diğer insan ne söylüyor ve beden dili nasıl?
Hatırla: Ne zaman sen de aynı şekilde hissetmiştin?
Hayal Et: Diğer insan ne hissediyor? Sen bu durumda ne hissederdin?
Sor: O kişiye ne hissettiğini sor.
Önem Verdiğini Göster: Kelimelerinle ve eylemlerinle ona önem verdiğini bilmesini sağla.
Empati Okullarda Nasıl Geliştiriliyor?

Empatiyi öğretmeye yönelik pek çok farklı yaklaşım var. İşte, öğrencileri empatinin her yönüyle tanıştırmanın on ilginç yolu:

Öğretmenlerden Başlayın: Öğretmenlerin yaşadığı ve dile getirdiği bir sorun var: Öğretmenlerden destekleyici olmaları beklendiğinde, ama kendilerine hiçbir duygusal destek verilmediğinde daha fazla tükenmişlik sendromu yaşıyorlar. Bir öğretmen bu durumu şöyle özetliyor: “Kimse bana empati göstermezken ben öğrencilerime nasıl empati gösterebilirim?” Bir okul ise bu soruna, herkesin bir daire şeklinde oturduğu ve “işlerin” nasıl gittiğini anlattığı düzenli toplantılar yaparak çözüm getirmeye çalıştı. Herkesin, birbirinin ne hissettiğine ilgi gösterdiği daha desteleyici bir ortam yaratıldığında öğretmenler kendilerini birbirlerine daha yakın hissetti.
Birer “Eğitimci” Olarak Bebekler: Empatinin Kökleri isimli bir program dahilinde mahalledeki bir bebek ve ebeveyni bütün bir eğitim yılı boyunca her üç haftada bir bir sınıfı ziyaret ediyor. Öğrencilere bebeğin gelişimini gözlemlemeleri ve duyguları üzerine tartışmaları öğretiliyor. Bu da, öğrencilerin kendi duygularını anlamalarını ve tanımlamalarını, bebeğe ve birbirlerine karşı şefkat ve iyilik göstermelerini sağlayan kapıyı açıyor.
Güven: Öğrencilerin kendi fikirlerini söyleyerek seslerini duyurabilmelerini sağlamak ve bütün fikirlerin söylenebilmesini, bütün seslerin duyulabilmesini sağlamak, empatinin inşasının temel taşıdır. Bir öğretmen şöyle diyor: Öğrenciler, onların nazik, sevgi dolu ve zeki olacaklarına dair güvenim olduğunu öğreniyorlar. Ve onlar hakkında bu şekilde düşüneceğime güvenmeyi öğreniyorlar. Aslında birbirimize güvenmeyi öğreniyoruz. Eğer “düşersek” birbirimize yardımcı olmayı öğreniyoruz. Ve değişim yaratmak için fikirlerimizi kullanmayı, sesimizi duyurmayı öğreniyoruz. Öğrenciler sınıfta ilk kez seslerini duyurmaya başladıklarında, bunun nasıl algılanacağına dair kaygıları olur. Tıpkı bir test gibidir. Onu dinleyecekler mi? Yoksa gülecekler mi? Söyledikleri önemli mi?
Takım Çalışmasının Gücü: “Faydalı” bir amaç için takımlar halinde çalışmak, empati kültürü yaratmanın harika bir yoludur. Öğrenciler birlikte çalışmayı öğrenir ve hem birbirleriyle hem de öğretmenleriyle daha yakın bağlar kurarlar.
Karakteri Değerlendirmek: Empatiyi destekleyen okullar, öğrencilerin karakterlerini de değerlendiriyor. Bunu, “İyi bir arkadaş nasıl olur?” gibi büyük soruları öğrenme çıktılarına dönüştürerek ve performans hedefleri belirleyerek yapıyorlar. Öğretmenler ve öğrenciler ise bunları, öğrenci gelişimini birlikte değerlendirmek için kullanıyorlar.
Duygusal Okuryazarlık Pratiği Yapın: Duyguların neler olduğunu (insanların yüzlerini ve vücut dillerini okumak dahil) ve aynı zamanda bu duyguları adlandırmayı öğrencilerin öğrenmelerini sağlamak, empatinin en gerekli adımlarından biridir. Eğer duygularını ifade etmeyi ve başkaları duygularını ifade ettiğinde bunları yorumlamayı öğrenebilirlerse, hayatta gerekli olan çok önemli bir beceri kazanırlar.
Başkasına Dostça Davranmak: Empatiyi öğreten bir okul, öğrencilerine farklı olan, bir engeli olan ya da yeni olan öğrencilerle arkadaş olmaları için bir ilişkiyi nasıl başlatabileceklerini öğrenmelerine yardımcı oluyor. Buradaki temel motivasyon arkadaşlık ve daha iyi ilişkiler.
Birer “Fark Yaratan” Olarak Öğrenciler: Öğretmenler, okulun problemlerini belirlemek konusunda öğrencilere rehberlik ettiğinde ve çözümler bulmak için birlikte çalışmalarını teşvik ettiğinde, bu, okul kültüründe de değişime yol açıyor. Empatiyi öğreten bir okuldaki en büyük sınıf olan dördüncü sınıf, daha küçük sınıflara birbirlerine nasıl davranmaları ile ilgili hatırlatıcı şeyler yaratmaya karar verdi. Proje sayesinde daha büyük çocuklar, kendilerini daha küçük çocuklar için birer rol model ve empati lideri olarak görmeye başladı.
Sosyal Hizmeti Öğrenme: Bir ilkokulda her sınıftan öğrenci çeşitli sosyal hizmet çalışmaları yapıyor. Örneğin, anaokulu ve birinci sınıftaki öğrenciler yerel bir kar amacı gütmeyen aile destek programı için sandviçler yaptılar. Dördüncü sınıfa geldiklerinde öğrenciler kendi sosyal hizmet projelerini kendileri geliştirebiliyor. Bütün projelerin dört günlük çalışmayı ve desteği içermesi gerekiyor.
Evde Empatiyi Teşvik Etme: Empati, evde ebeveynler tarafından modellendiğinde pekişiyor. Ebeveynler duygularını dürüst, samimi ve yargılayıcı olmayan yollarla paylaşmayı gösterirlerse, çocuklar gördükleri her şeyin duygusal durumunu aynalıyor ya da taklit ediyor. Empati bir aile meselesidir!

Kaynak: http://www.edutopia.org/blog/project-happiness-empathy-randy-taran

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber