Bu haber kez okundu.

Hırslı ve Sürekli Meşgul Çocuklar Mutlu Mu?

Özel ders verdiğim öğrencilerimden Elizabeth, geçtiğimiz hafta bir akşam saat 10′da bana telefon açtı. Ağlıyordu, ertesi gün olacakları bir yıl sonu sınavı yüzünden panik halindeydi. Bu kadar geç aradığı için özür diledi, ama birkaç hafta önce yaptığımız bir konunun üzerinden tekrar geçmesi gerektiğini, yoksa asla uyuyamayacağını söyledi. Elizabeth henüz 12 yaşında.

Elizabeth’e yılın başında özel ders vermeye başladım ve ne kadar “çılgın” bir hayatı olduğunu fark etmem çok da zamanımı almadı. 12 yaşım çok gerilerde kaldı, ama hatırlayabildiğim kadarıyla o yaştaki en önemli sorunlarım can sıkıcı kız kardeşlerim, hamster’ım ve TV’de o gün ne olduğuydu.

Elizabeth televizyon izlemiyor. Bunu bana, türler arasındaki farkları konuşurken ona hangi tür programların hoşuna gittiğini sorduğumda söylemişti. Televizyon izlemek için fazlasıyla meşgul olduğunu söylediğinde, bana yaranmak için durumu abarttığını düşünmüştüm. Hiç de öyle değildi.

Her Perşembe akşam saat 7′de dersimiz var. Ben geldiğimde genellikle hala akşam yemeğini yiyor oluyor çünkü aynı akşam saat 5 buçuk ve 6 buçuk arası bale dersi var. Ayrıca Cumartesi sabahları da baleye gidiyor. Derslerimizi başka bir akşama almayı teklif ettim ama başka hiçbir boş zamanı yok. Pazar günü gün boyunca Drama Kulübü var, Pazartesileri matematik dersi var, Salıları Latince dersi, Çarşambaları trambolinle jimnastik saati var. Cumaları ise sadece ödeve ayrılmış durumda.

Ah, şu ödev meselesi! Elizabeth ülkedeki en iyi performansı gösteren okullardan birinde yedinci sınıf öğrencisi ve bitirmesi beklenen ödevlerin miktarı gerçekten insanı şok edecek kadar fazla. Bütün yazı çalışmalarının aynı gece yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Düzenli olarak kocaman bir okuma listesi veriliyor. Bu yüzden klasikleri, benim anladığım kadarıyla, pek de bir şey anlamadan ya da hatta daha karmaşık anlatımların olduğu bazı yerlerinde ne olduğunu hiç anlamadan okumak için çabalıyor.

Okulunun sınava fazlasıyla odaklandığı çok açık. Üstelik bu, küçük çocuklar için bile geçerli. Her iki haftada bir sınıfta sınav, her yarı sömestrin sonunda formal sınav oluyorlar. Ve şimdi, yıl sonuna yakın iki hafta boyunca sürecek olan sınavlar başlıyor. Bu son sınavlar, sekizinci yıl için sınıfların karar verilmesinde kullanılacak. Ve tabii ki Elizabeth en üst sıralardaki yerini kaybetmekten müthiş bir korku duyuyor.

Elizabeth gerçekten çok parlak bir küçük kız. Hem nazik hem de kıvrak zekasıyla meraklı ve akıllı biri. Mükemmel bir arkadaş. Ama gerçekten bitkin durumda. Çok fazla esniyor ve sürekli göz enfeksiyonu kapıyor. Geçtiğimiz günlerde okuduğunu anlama ile ilgili bir egzersiz yaparken uyku ile ilgili bir makaleye göz atıyorduk. Bana sekiz saatlik uykuya ihtiyacı olmadığını, altı saatin kendisi için yeterli olduğunu söyledi.

Elizabeth’in aşırı yükü sadece baskıcı bir aileden kaynaklı bir sorun değil. Ebeveynleri kızlarının okulda başarılı olması için çok istekliler ve onu okul dışı aktivitelere taşımaktan çok mutlular. Ama artık onlar da endişelenmeye başladılar. Geçtiğimiz sömestr tatilinde Elizabeth, sabah saat 9′tan akşam 5′e kadar her gününü bale okulunda geçirdi. Bir gösteri için prova yapıyordu. Ailesi evde kalmasını istiyordu, ama o ısrar etti. “Bu normal mi?” diye çok kez sordu annesi bana. “Bu kadar meşgul olması onun için iyi bir şey mi?”

Bu çok zor bir soru çünkü Elizabeth mutlu. Kulüplerini çok seviyor. Orada çok sayıda arkadaşı var. Öğrendiği ve geliştirdiği tüm becerilerinden gurur duyuyor. Öğrenmeyi çok seviyor ve her konuda en üst sıralardaki yerini koruma konusunda gözü oldukça kara. Edebiyat hakkında konuşmaya bayılıyor.

Her seferinde çocukluklarımız arasındaki farklılıktan dolayı büyük bir şaşkınlık yaşıyorum. Benim okul dışı aktivitelerim en fazla izcilik, gençlik kulübü ve annem bırakmama izin verene kadar bir kemana işkence etmekten oluşuyordu. Her zaman ödevlerimi yapardım, ancak kesinlikle çok daha az ödevimiz vardı. Çok fazla sıkıldığımı hatırlıyorum. Arkadaşlarımla eğlendiğim zamanlar da vardı elbette ama tamamen bomboş geçen pek çok akşam ve hafta sonu olurdu. Ve kendimi eğlendirmeyi bu can sıkıntısı içinde öğrenmiştim: Zevk için kitap okumak, bahçede oyun oynamak, hamster’ımla takılmak… Bütün bunların aynı derecede faydalı olduğunu söylemek istemiyorum, ama bunların hepsi bir çocuk olmanın parçasıydı.

Elizabeth bazen bir çocuk gibi görünmüyor. Daha çok, tıka basa dolu bir günlük program ile okulu, hırslı akranları ve en çok kendisi tarafından üzerine yüklenen beklentilerin ağırlığını dengeleyen küçük bir “üst düzey yönetici” gibi. Onun harika şeyler yapmaya devam edeceğinden kesinlikle eminim. Sadece üzerinde uzmanlaştığı çok sayıda yeteneğinin ötesinde yavaşlamayı ve bir çocuk olmanın tadını çıkarmayı da öğrenmesini umut ediyorum.

 

 

 

Kaynak: http://www.theguardian.com/teacher-network/2015/jul/18/secret-teacher-homework-is-stealing-childhood

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber