Bu haber kez okundu.

Her Şey Notlardan İbaret Değil!

Uzmanlar karnedeki notlara fazla anlam yüklenmemesi gerektiği konusunda öğretmen, öğrenci ve velileri uyarmakta.



Öğrenciler, yarım dönemlik çalışmalarının sonuçlarını; veliler çocuklarının durumlarını merak etmekte. Öğretmenler ise hangi öğrencinin durumunu nasıl değerlendireceğini düşünüyor. 



Psikolojik Danışman Adem DEĞERLİ, karne öncesi ve sonrası için öğretmen, öğrenci ve velilere çeşitli önerilerde bulundu. 



Öğretmenler Karnedeki İfadelerini Özenle Seçmeli



Öğretmenlere önerilerde bulunan Değerli, öğrencinin sadece son zamanlarına odaklanmamalarını, tüm dönemi göz önünde bulundurarak değerlendirmelerini, karneye yazdıkları yorumların öğrenciyi motive edecek şekilde yazılmasını istedi. 



“Öğretmen tarafından karnede yazılan bazı olumsuz ifadeler, öğrencinin intiharına varacak olumsuz davranışlara girmesine sebep olabilmektedir. Bunun yerine; yorumlar güzel seçilmeli ki öğrenci okuduğunda durumuna nasıl çözüm bulabileceğini, başarısını nasıl arttıracağını ve tatili nasıl güzel değerlendirebileceğini çıkartmalıdır. “ dedi. 



Velinin tek görevinin; öğrencinin temel ihtiyaçları karşılanarak okula gönderilmesinden ibaret olmadığını belirten Psikolojik Danışman Adem DEĞERLİ, sağlanan başarı ya da başarısızlıkta velinin de önemli oranda payı olduğunu belirtti.



Öğrencinin başarısı istenen düzeyde olmazsa bu durumun öğrenciyi suçlayarak, aşağılayarak, başkalarıyla kıyaslayarak, alay ederek, şiddet uygulayarak çözülemeyeceğini vurguladı. 



Düşük Notun Tek Sorumlusu Öğrenci Değil



Değerli, “Sadece kötü notlara odaklanılmaması, iyi notların da görülmesi, soğukkanlı olunması, yapılacak yorumlara iyi notlardan başlanması, kötü notlardaki tek sorumlunun çocuk olarak görülmemesini, anne-baba tutumlarının öğrenci başarısını etkilediğini” vurguladı. 



“Çocuğuyla çatışmaya giren pek çok anne-baba için başarı çoğu kez yüksek notlarla dolu karne anlamına geliyor ve bu noktada umduğunu bulamayan aile çocuğu ile çatışmalara girebiliyor. Burada göz ardı edilen çocuğun okuldaki başarısızlığının birçok sebebi olacağıdır. Zeka, kişilik özellikleri, öğretim sistemi, anne-baba ve öğretmenin tutumları ile çevresel etkenlerden kaynaklanabilir. Dolayısıyla tek sorumlu çocuk değildir” dedi.  



Anne-Baba 2. Dönem İçin Üzerine Düşen Sorumluluğu Almalı



“Veli, okulla iletişimini sürdürmeli, çocuğunun gereksinimlerine duyarlı olmalı, onu motive edici ve başarısını nasıl arttırabileceğine dönük görüşmeler yapmalı, olumsuzlukları sık sık hatırlatmamalıdır. Karne ne kadar kötü olursa olsun çocuğa yaklaşım iyi olmalıdır. Kaotik bir ortamda ne bireysel ilişkiler, ne başarı ne de kendini ifade gelişmez.” şeklinde sözlerini sürdürdü. 



Katı Disiplin Kendine Güveni Zedeler



Katı bir disiplin anlayışının olduğu ailelerin çocuklarının, baskı altında kendilerini ifade etmede zorlandığını, baskı altında çocuğun kendine güveninin istenen düzeyde gelişmediğini, derste/sınavda bu tür öğrencilerin bilseler bile çoğu zaman cevap veremediklerini, anlatım ve ifade güçlükleri yaşayabileceklerini, derste ve çevreyle ilişkilerinde çekingen davrandıklarını, ailenin beklentisini karşılayamadıklarını, eleştirilmekten çekindiklerini ve bu yüzden pasif kaldıklarını, bu durumun da karne stresini arttırdığını belirtti. 



Sorumluluk Duygusu Gelişmiş Çocuk Daha Başarılı



Sorumluluk duygusu gelişmiş çocukların daha başarılı olduğuna değinen Psikolojik Danışman Adem DEĞERLİ; güven verici, destekleyici, sevgi ve hoşgörünün hakim olduğu aile ortamında çocuğun sorumluluk duygusu ve kendine güvenin geliştiğini; sorumluluk duygusu gelişen öğrencinin ise kendini daha iyi ifade ettiğini, daha başarılı olduğunu belirtti. 



Anne Babalara Öneriler



“Kırıcı-aşağılayıcı sözler sarf edilmemeli, çocuk başkasıyla kıyaslanmamalı, umursamaz bir tutum sergilenmemeli, ceza yoluna gidilmemelidir. 



Çocuğun başarısı yüksekse aşırı ödüle boğulmamalı, “bu dönem notlar iyi; inşallah ipin ucunu ikinci dönem kaçırmazsın” gibi cümleler de kullanılmamalıdır. 



Ders çalışması konusunda baskı ve ders çalışma odaklı katı kuralları olan anlaşmalar yapılmamalıdır. 



Geçmiş başarısızlıkları sık sık gündeme getirilmemelidir.



Anne-baba tutumları aynı davranışa karşı farklılık göstermemelidir. 



Çocuğun tatili cehenneme dönüştürülmemeli, tatilini tatil olarak değerlendirmesi sağlanmalıdır. Yaşıtlarıyla birlikte zaman geçirmesi teşvik edilmelidir. 



Öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği gibi nedenlerden dolayı başarısızlık yaşayan veliler mutlaka uzmana başvurmalıdır.  



Çocuğun zorlandığı ve yetenekli olduğu alanlarını tespit etmek için öğretmen ile görüşülmeli, sömestr tatili bu alanlarda kendini geliştirmesi için fırsat olarak değerlendirilmelidir. 



Tarihi-turistik gezi, sinema-tiyatro ve kültürel etkinlikler ile ailece birlikte vakit geçirmeye çalışılmalıdır. 



Özel oda ayırılamayacaksa mutlaka bir köşe belirlenmeli, ders çalışma saati-yeri, bilgisayar-televizyon zamanı ve şekli öğrenciyle uzlaşarak (birlikte) belirlenmelidir. 



Öğretmenler çocuğun yanında eleştirilmemeli, sorun varsa öğretmen ile özel görüşülerek çözülmelidir. 



Öğrencilere Öneriler



Başarılı ve başarısız olduğunuz konuları belirleyip bir tatil planı hazırlayınız. 



Ara tatili, hem dinlenmek hem de eksiklerinizi kapatmak için dengeli kullanınız. 



Kendinizi motive edici kelimelerle yönlendiriniz. Çevreden gelen olumsuz eleştirileri dikkate almayıp başarınızı nasıl arttıracağınıza odaklanın. 



İnternet, televizyon, arkadaş ortamları vb. faaliyetlerinizi planlayarak gerçekleştiriniz.”

 

kaynak: sinavekrani.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber