Öğretmen Diyarı

Hayır, Ergen Çocuğunuz Sizden Nefret Etmiyor, Sadece Yaz Tatilinde!

Yazın ergenler daha fazla evdedir ama bu onları daha fazla göreceğiniz anlamına gelmez. Saatlerce odalarına kapanıp, planlarını kendilerine saklarlarsa bunu üstünüze alınmayın. Ergenler hakkındaki aşağıdaki dört durum, size onlarla bir arada olmanız konusunda yardımcı olabilir.

Ergenler Yalnız Kalmaya İhtiyaç Duyar

Eski konuşkan çocuğunuz gidip yerini tek kelimelik cevaplarla yetinen bir ergen aldığında kendinizi kenara atılmış gibi hissedebilirsiniz. Ama önceki ayrılıklardan farklı olarak, bu kez öfkenizi çocuğunuzun ortodonti randevusuna yöneltebilirsiniz en fazla. Yine de, bir ergenin buz gibi tavrı çok ince bir hakaretmiş gibi görünse de neredeyse kesinlikle öyle değildir.

Şöyle düşünün: Ergenler çatınızın altında kalmaya devam ederken, sizden bağımsız olmak gibi imkânsız bir projenin peşindedirler. Bu paradoksal görevi tamamlayabilmek için, sizden fiziksel olarak ayrılmaya hazırlanabilmek amacıyla sizinle aralarına psikolojik bir mesafe koyarlar. Ergenler evdeyken bile bazen çekiştirilmeden harekete geçmezler.

Sağlıklı ergenler genellikle evdeki anne babalarıyla bağları zayıflarken dışarıdaki akranları ve yetişkinlerle bağlarını güçlendirirler. Ayrıca, sizden uzaklaştıklarını sizinle defalarca yakınlaşarak vurgulama eğilimindedirler, yani ergen çocuğunuzla aranızda çok güçlü bir bağ olduğunu hissettiğini anlar da olacaktır, keyfini çıkarın. Unutmayın, ayrılık reddetmek anlamına gelmez.

Şikayet etmeleri olağandışı bir durum değildir

Ergenler yapmaları gereken işler, uyduruk telefonları ya da diş telleri yüzünden homurdanıp durdukça anne babalar çocuklarının nankör bir birey olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini düşünüp endişelenebilir.

Diş telleri olduğu için ne kadar şanslı olduğunu ona hatırlatmadan önce, sızlanmanın ve minnet duymanın aynı düzlemde yer alamayacağını zihnimize not alalım. Yetişkinler de huysuz patronlarından ya da ses çıkaran radyatörlerden yakınabilirler ama bu bizim bir işimiz olduğuna ya da evimizin ısındığına şükretmediğimiz anlamına gelmez. Ergenler için de bu geçerlidir, şikayet etmeleri çok ender olarak nankörlüklerini gösterir.

Pek çok ergenin, tıpkı pek çok yetişkin gibi, evin dışında kibar ve anlayışlı olduğunu, eve geldiklerindeyse gün boyu yaşadıkları şeylerin sinirini çıkarmaya çalıştıklarını düşünürseniz şikâyetlerine tahammül etmek kolaylaşır. Ayrıca yetişkinler gibi ergenler de bir şeye kızgın ya da üzgünken, karşılarındaki kişi tarafından onaylanmak hoşlarına gider. İçtenlikle söylenecek bir , “seni anlıyorum” cümlesi, ergenlerin aradığı desteğin çoğunu onlara verir.

Gözlerini devirseler de aslında sizi dinlerler

İncelikle sundukları cinsel sağlık hakkında konuşma önerileri bıkkın mimiklerle geri çevrildiğinde ya da uyku ilaçlarının tehlikelerini anlatmaya başladıklarında omuz silkmelerle karşılaştıklarında anne babalar kendilerini yok sayılmış ya da dikkate alınmamış hissedebilirler.

Ama ne bekliyorduk ki? Sağlıklı gelişen hiçbir ergen, “Ben de doğum kontrolü ve ağrı kesiciler hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyordum. Bana tavsiyelerde bulunduğunuz için gerçekten teşekkür ederim” demez.

Ergen çocuğunuzla hassas konuları konuşurken beklentilerinizi azaltmanız ve homurdanmaları, sinirli göz kırpıştırmalarını ve araba daha tam durmadan kapıyı açıp aşağı inme girişimlerini başarılı bir sohbetin belirtileri olarak kabul etmeniz en iyisi olacaktır. Çünkü bunlar çocuğunuzun sizi gerçekten dinlediğini gösterir. Ergenlerin konuyu saptırması sizi dikkate almadıkları anlamına gelmez.

Bunun yanı sıra, ergen çocuğunuzun kendiliğinden hassas bir konuyu açmasına da hazır olun. Konunun kendisi ya da çocuğunuzun sizinle böyle bir şey paylaşıyor olması karşısında afalladıysanız, “Peki sen bu konuda ne düşünüyorsun?” diye sormak, çocuğunuzun neden bu konuyu açtığını anlamanızı sağladığı gibi vereceğiniz tepkiye odaklanmanız ve kendinizi toplamanız için de size fırsat sunar.

Ergenlerin iğneleyici konuşmaları uzun sürmez

Normal gelişim gösteren ergenler bencillikten iyilikseverliğe; şüphecilikten maymun iştahlılığa, kurnazlıktan kesin bir samimiyete kadar çok değişken duygular arasında savrulurlar. Bir ergenin hafta sonu planlarının ayrıntılarını anne babasıyla tamamen samimi bir şekilde paylaşması çok ender görülen bir şeydir ama çok azı gerçek anlamda sahtekârdır.

Çocuğumuzun bazı şeyleri gölgede bırakması hoşumuza gitmeyebilir ama yıllar önce psikolog Anna Freud’un söylediği gibi, kişiliğin yetişkin yapısının ortaya çıkması çok uzun zaman alır ve tipik bir ergen, deney yapmaktan vazgeçmediği gibi, ihtimallerin önünü kolay kolay kapamaz.

Dünyayla paylaşmaktan gurur duyduğumuz genç insanları yetiştirirken, ergenlerin bizim beklentilerimize hem karşılık verdiğini hem de bu beklentileri unutup gittiğini aklımızda tutmamızda fayda var. Kendi deneyimlerinizi bir düşünün. Pek çok yetişkin on sekiz yaşından sonra çok değişmiştir. Bizler değiştiysek, ergen çocuklarımız da değişecektir.

Ergenlik döneminde yaşanan değişiklikler artık bir sır değil ama yine de anne babalar, on üç yaşındaki çocukları ergen gibi davrandığında kendilerini hazırlıksız yakalanmış gibi hissediyorlar. Sevgili meslektaşlarımdan birisinin dediği gibi, “Herkes ergenlik hakkında konuşuyor ama kimse ergenliğe inanmıyor.” Dünya tatlısı çocuğumuzun asık suratlı bir ergene dönüşeceğine kim inanmak ister ki?

Ama buna inanacak olursak bir sonraki adımı atıp, bu dönemi sahiplenebiliriz. Gerçekten de, ergenliğin getirdiği kimi nahoş dönüşümler neredeyse, her şeyin yolunda olduğunu gösteren işaretlerdir.

https://www.nytimes.com/2017/06/21/well/family/no-your-teen-doesnt-hate-you-its-just-summer.html

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol