Bu haber kez okundu.

Hangi Öğretmenler Gerçek Öğrenmeyi Sağlar?

Öğretmen bazen hiç bağırmayanı, bazen en çok bağıranı, bazen de hiç parmak kaldırmayını kaldırıyor ve ona soru soruyor.

Tabii çocuk düşünürken, diğer çocuklar yanıtı fısıldıyor. Öğretmen onlara bağırıyor: “Sessiz olun! Size sormadım.”

Çocuk bilirse, öğretmen “Aferin!”, bilemezse “Otur!” diyor ve başka bir öğrenciye söz hakkı veriyor.

Bu sınıftaki öğrenme ortamı tamamen hiyerarşik. İhtiyacımız olan öğrenme ortamı paralel yapı. Nasıl mı?

(Yanlış anlama olmasın! Siyasi arenada paralel yapı kullanılmadan önce, ben öğrenme ortamları için bu ifadeyi kullanıyordum.)

ÖĞRETMENİN OTORİTESİ

Öğrenme ortamlarını, iki parametre ışığında değerlendiriyorum.

Birincisi, otorite.  Öğretmen sınıfında otoriter mi yoksa demokratik mi?

Otoriter öğretmen, gücünü mevkisinden alıyor. Sınıftaki tek otorite olarak kendisini gördüğü için; kendisini “bilen”, çocukları “bilmeyen” ve eksik olarak görüyor. Amacı ise çocukları kontrol altında tutmak.

Demokratik öğretmen, çocukları bir birey olarak kabul ediyor. Öğrencilerinin fikirlerine saygı duyuyor ve onları kontrol etmeye çalışmıyor.

Gücünü mevkisinden değil, değerlerinden, donanımından ve öğrenme aşkından alan öğretmen; kendisini “bilen” değil, “öğrenen” olarak görüyor.

BİLGİNİN DOĞASI

İkinci parametre ise bilginin doğası. Öğretmen bilgiyi mutlak olarak mı öznel olarak mı görüyor?

Bilgiyi mutlak gören öğretmen “anlatıcı” öğretmen rolünü benimsiyor. Kafasında tek doğru var. Müfredatı bilgiler topluluğu ve dolayısıyla görevini de bilgileri aktarmak olarak görüyor.  Bilgelik değil, bilgi peşinde koşuyor.

Bilgiyi öznel gören öğretmen “rehber” öğretmen rolünü benimsiyor. Rehberlik rolünü benimseyen öğretmenin kafasında tek doğru olmadığı için farklı ve hatta çatışan fikirlerin varlığını kabul ediyor.

Bilgi değil, bilgelik peşinde koşuyor.

Bu iki parametreyi kesiştirdiğimizde, ortaya dört farklı öğrenme ortamı çıkıyor. Nedir bunlar?

HİYERARŞİK YAPI (OTORİTE- MUTLAK BİLGİ )

Bu tür ortamlarda tek otorite ve tek doğru vardır. Amaç müfredatı yetiştirmektir.

Bilgi aktarımı tek taraflı ve topludur. Bir kişi konuşurken diğerleri susmak ve dinlemek zorundadır. Çocuklar aynı anda öğrenme sürecine giremez ve sıkılır.

Örneğin, çocuklar 1. Dünya Savaşı’nın sebeplerini anlamadan ezberler.

Bu öğretmenler, veliye de çok saygı göstermez. Çünkü amaçları bilgi aktarımı olduğu için veliyi otorite sahibi görmez.

BİREYSEL YAPI (OTORİTE- ÖZNEL BİLGİ)

Bu ortamda öğretmen otorite olmasına rağmen, fikirler tartışılır. Ama esas sorun fikirlerin doğruluğuna öğretmenin karar veriyor olmasıdır. Otoritenin koyduğu normların dışına çıkılamaz.

Örneğin, çocuklar 1. Dünya Savaşı’nın sebeplerinin farklı kültürlerde farklı bakış açılarıyla işlendiğini öğrenir ama Osmanlı’nın bakış açısını kabul eder.

SOSYAL YAPI (DEMOKRATİK- MUTLAK BİLGİ)

Bu öğretmenler çocuğu önemser ve onları birey olarak kabul eder.  Öğretmen sınıfta çokça etkinlik yapar ve çocukların görüşlerini önemser. Ama yine de çocuklar düşünmeyi değil, müfredatı öğrenir.

Örneğin, çocuklar 1. Dünya Savaşı’nı sadece Türk ders kitaplarında anlatıldığı gibi öğrenir. Başka bakış açısı olduğunu bilmez. Konuyla ilgili bilgileri tartışsa da çerçevenin dışına çıkmaz.

PARALEL YAPI (DEMOKRATİK- ÖZNEL BİLGİ)

En ideal öğretmen bu öğretmendir. Bireye saygı duyar ve bilgiyi ve doğruyu sorgulamayı öğretir.

Bu öğretmenlerin derdi müfredatı değil, öğrenciyi yetiştirmektir. Bunun için de başta veli olmak üzere öğrenciyi etkileyen tüm etkenleri önemser.

Örneğin, çocuklar 1. Dünya Savaşı’nın sebeplerinin farklı kültürlerde farklı işlendiğini bilir. Türk bakış açısının, bakış açılarından sadece bir tanesi olduğunu öğrenir. Herkesin kendi doğruları olduğunu bilir.

Neden buna paralel öğrenme ortamı diyorum? Çünkü sadece bir kişinin sorduğu, ve sadece bir kişinin yanıtladığı sistemden; herkesin aynı anda paralel olarak soru sorduğu, ve aynı anda paralel olarak yanıtladığı sisteme geçiş vardır.

Öğretmen, 40 kişilik sınıfta 8 grup kurarsa, onlara üst düzey sorular verirse (“Toplumlar neden çatışır?” sorusu gibi) ve çocuklar da aynı anda tartışma ve öğrenme ortamına girerse, sınıfta paralel bir öğrenme ortamı yaratılmış olur.

Bir kişinin konuşması, diğer gruplardaki kişilerin konuşmasını engellemez. Herkes paralel olarak öğrenir.

İDEAL ORTAM

Sonuç olarak, öğretmenliğin amacı otoriter bir yapıda bilgi aktarmak değildir. Çünkü eğitim bilgi edinme süreci değildir.

Öğretmenliğin amacı düşünmek için aklı eğitmektir. Bu da hiyerarşik sınıf ortamında bilgilerin aktarıldığı değil; çocukların birey olarak kabul edildiği, fikirlerin tartışıldığı ve herkesin aynı anda öğrendiği ortamlarda olur.

Amaç müfredatı değil, öğrenciyi yetiştirmektir.

Özgür Bolat

 

EĞİTİMPEDİA

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber