Bu haber kez okundu.

GÖRSEL SANATLAR DERSİ ve ÖNEMİ

 

Görsel Sanatlar Dersinde 6.sınıf öğrencilere işleyeceğimiz piknik konusunu ve uygulayacağımız yöntemi 10 dakika açıkladıktan sonra “Artık resminize başlayabilirsiniz.” Demeye kalmadan ilk vurucu soru öndeki öğrencimden geldi “öğretmenim ne yapacağız?”. “Evi yaptım şimdi ne yapayım?”. ”Gökyüzünü ne renge boyayayım?”. Deneyimli öğretmen olmasaydım kendimden şüphe ederdim “Açıklarken nerede hata yaptım?” diye. Bu ve buna benzer birçok anıyı her Görsel Sanatlar Dersi öğretmenleri yaşıyor. Görsel sanatlar dersinde önündeki resim kâğıdına boş boş bakan özgüveni olmayan, kaygılı gözler. Hâlbuki okuma-yazma öğrenmeden önce resim yapmayı öğrenen bu çocuklar ilkokulda bu yaratıcı beceriden yoksunlaşarak hem görsel zekâsı hem de hayal dünyası giderek körleşiyor. 11 yaşında ortaokula geldiğinde ilk defa görsel sanatlar öğretmeniyle karşılaşan öğrenci resim yapma bilgi ve becerisinde ilerleme kaydedip gelişeceği yerde gerilemiştir. Çocuğun bu hazırbulunuşluk düzeyinin yetersizliği birde psikolojik özgüvensizlikle iyice perçinlenerek dersin gerek öğretmen gerekse öğrenci açısından niteliğini değersizleştiriyor. Öğrencinin yaratıcı dünyasına işte bu yıllarda değim yerindeyse ilk darbe vuruluyor. Çünkü ilkokul öğretmenin fazla ders yüküyle yoğun olması ve birçok Sınıf Öğretmeninin çocuğu yönlendirecek yetersiz bilgi, beceriye sahip olması her geçen gün biraz daha Görsel Sanatlar Dersini diğer derslerin eksikliklerini takviye eden önemsiz, fuzuli bir ders olması konumuna düşürüyor. Üstüne üstlük birde bu dersin 80 dakikadan 40 dakikaya düşürülmesi görsel körelmeyi her geçen gün birazda daha hızlandırıyor. Peki, bu noktada Görsel Sanatlar Dersinin görevi ve önemi nedir?
İnsanın 7 zekâsından biridir görsel zekâ. Bakmakla yetinmemeli insan, baktığını görmelidir de. Ressam Erol Akyavaş’ın “resim, baktığını görmek, gördüğünü anlamak, anladığını resmetmektir” der. Görme eylemi insanın çevresiyle en önemli iletişim araçlarındandır. Böylece baktığı şeyi görüyor. Gördüğü şeyi anlamaya çalışırken kendini de anlamaya başlar insan. Bu anlama onun kendisiyle ve çevresiyle kuracağı ilişkileri daha anlamlı bir hale dönüştürür. Çünkü bu anlama süreci önce onu bireyselleştirir daha sonra onun estetik değer yargılarını olgunlaştırarak, onun giderek toplumsallaşmasını sağlayacaktır. Toplum içinde olgun bir bireydir artık. Ayrıca kendini ve toplumu anlamlandırma süreci insanın empati(duygudaşlık) kurma yeteneğini de geliştirip artırmasına yardımcı olacaktır. Aristoteles’e göre” duyguları arıtmaktır sanatın görevi”. Bir yönüyle sabırla bir ürün oluştururken İnsanın nefsinin terbiyesidir. İyiye, güzele, doğruya yönelik.
Ernst Fischer’ in “sanat insanın dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için gereklidir” saptamasıyla öğrenci ileride birey olarak sürekli bir değişim-gelişim döngüsü içinde yaşayacak ve yaşatacaktır. Bu değişim döngüsü yaratıcılıktır. Yaratıcılık döngüsünün itici gücü, olmazsa olmazı ise görsel zekâdır. Görsel Sanatlar Dersinin görevi işte bu görsel zekâyı geliştirmek, onu daha işleyen bir hale getirmektir. Görsel Sanatlar Dersiyle çocuğa bakmayı değil görmeyi öğretmemiz gerekir. Görmeyi öğrenebilen çocuk olaylar ve olgular arasında analitik düşünebilecek, sentezlere ulaşabilecek, estetiksel değerlendirme yapabilecek, eleştirel bakabilecektir. Eleştirel bakabildiği takdirde karar verme yeteneği gelişecek, hem kendini hem kendi gibi olmayanları empatik değerlendirmeyle daha anlayışlı, hoşgörülü, tevazu içinde yaklaşacaktır. Bu da bireyin yaşamındaki ulaşmak istediği Maslow’un ihtiyaçlar piramidinin tepesidir ki, maalesef ülkemizde bu piramidin tepesine çıkabilen insan oldukça azdır. Bilindiği üzere Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sırayı fizyolojik ihtiyaçlar, ikinci sırayı güvenlik ihtiyacı, üçüncü sırayı ait olma sevgi ihtiyacı, dördüncü sırayı saygı görme ve takdir edilme ihtiyacı, son sırayı ise kendini gerçekleştirme alır. Bu piramidin tepesine çıkmada görsel sanatlar dersinin önemli bir görevi vardır.
Bir diğer konu ise Görsel Sanatlar Dersinin diğer disiplin derslerinde yadsınamayacak etkileşimidir. Görme biçimi değişen öğrenci diğer derslerde daha algısal farkındalığı olacaktır. Beden eğitimi dersinden, Matematik, Müzik, Fen bilgisi, İngilizce, Teknoloji Tasarım hatta din dersi de dahil tüm disiplinler arası ortak dildir görsel sanatlar. Estetik değerlendirme bilgi ve becerisi tüm bu disiplinleri yakından ilgilendirdiği gibi, bu disiplinleri görsellikle zenginleştirerek öğrencinin aklında daha kolay, daha kalıcı bir bilgi birikiminin oluşmasını sağlar.
Bu bağlamda dersimizin önemini anlatmaya çalışma gayreti bile bizim için son derece üzücüdür. Görsel Sanatlar Öğretmenleri haftada 80 dakika olarak ve ilkokuldan itibaren derslere girmelidirler. Çocuklarımızı a)şıkkı, b) şıkkı, c)şıkkı, d)şıkkı gibi duygu ve düşünceyi daraltarak, sınırlar içine koyarak hapseden, yaratıcı bakışıcısını körelten, tek tip insan yaratan test yöntemini telafi edebilecek belki de tek derstir Görsel Sanatlar Dersi. Yıllar sonra çabalayarak belki matematik, İngilizce, vs. öğrenebiliriz ama körelttiğimiz, kaybettiğimiz yaratıcı hayal dünyamızı bir daha bulup dantel gibi işleyemeyiz. Kaybolmuş hayal dünyası kaybolmuş bir nesil demektir. Kaybolmuş nesil demek değişmeyen, yerinde sayan ilkel insan ve ilkel topluluk demektir. Bu sorun sadece Görsel Sanatlar Öğretmenlerinin değil, yaşadığı topluma duyarlı her bireyin görevidir. Renkli bir dünya kurabilmemiz dileğiyle.

 

Renkli Gelecek için Karanlık Panolar

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber