Bu haber kez okundu.

Gençlerle Sağlıklı İletişim Kurmanın İpuçları

Fizyolojik ve psikolojik değişimlerin hızla gerçekleştiği ergenlik dönemi genç ve anne-baba arasında bazı iletişim problemlerine neden olmaktadır. Aile genci anlamakta zorluk çekerken, gençte kendi kimliğini oluşturma çabasının yeterince anlaşılmadığını ifade eder.

Böyle durumlarda aradaki iletişimi etkili hale getirmek için ihtiyaç duyacağınız bazı ipuçları aşağıda verilmiştir:

● Dinleyin.

“Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, birde güzel anlama ve dinleme sanatı vardır.” (Epiktetos)

Burada dinliyormuş gibi yapmaktan söz etmiyorum. Dinlemek çocuğunuzun neler yaşadığını, olaylar karşısında nasıl hissettiğini anlamayı beraberinde getirmelidir. Söylediklerinin yanında söyleyemedikleri veya söylemek istedikleri için onu cesaretlendirin. Bu onda saygı duyulduğu ve önemsendiği hissini güçlendirir.

●Öğüt vermek yerine rehberlik etmeyi deneyin.

Anne-babalar olarak pek çoğunuzun yaptığı hataları, yaşadığınız tecrübeleri çocuğunuza aktarmak istediğinizi biliyorum. Böylelikle onu incinmekten koruyacak, onun için en iyi olanı ona gösterebileceksiniz. Bunun yerine siz doğru davranışla ona örnek olun ya da onda var olanı bulup gösterin. Bir düşünün: siz gençken ailelerinizin verdiği öğütler ne kadar işe yaradı? Ya da yaptığınız hataları yapmasaydınız, yaşanmışlıklarınız olmasaydı, şimdiki siz olabilir miydiniz?

 

●Çocuğunuz “başkası” olmak zorunda değil, kabul edin.

“Aslında herkes dahidir, ancak siz kalkıp bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız bütün hayatını aptal olduğunu düşünerek geçirecektir.”

Albert Einstein

 

Ailelerin düştüğü temel tuzaklardan biri çocuğunun bir başkası gibi –çoğu zaman olmak isteyip de olamadığı gibi- olmasını beklemektir. Kendi beklentilerine uymayan bir davranışla karşılaştığında, ebeveynler, öfke ve hayal kırıklığı yaşarlar. Kabul edin, çocuğunuz kendi başına bir birey ve kendine ait beklentileri, yetenekleri ve planları var. Karşısında durmak yerine onunla birlikte ilerleyebilirsiz.

●Eleştirmeyin, yargılamayın.

“Birisini tenkit etmek istersek en münasip yer aynamızın karşısıdır.”

Bernard Shaw

 

Hepimiz hata yapabiliriz. Siz de yaptınız. Çocuğunuz da yapabilir. Yaptığı hataları elinize geçmiş bir koz olarak kullanmak yerine yaşadığı hayal kırıklığı ve suçluluk duygusu ile baş etmesi için yanında olun. Eleştirirken çocuğunuzu değil yaptığı davranışı eleştirin. Hata yaptığında bile onunla kalacağınızı bilmek sizi çocuğunuzun “güvenli limanı” haline getirecektir. Bu güveni ona sağlayın.

●Kendinizi açmaktan korkmayın.

Çocuğunuzla iletişime geçecekseniz ve ona bir yol açmaya çabalıyorsanız, bunu ancak samimiyetle kendinizi açarak başarabilirsiniz. Kendi hislerinizden, kendi hatalarınızdan bahsetmek sizi çocuğunuzun karşısında güçsüz kılmaz, aksine size yakın hissetmesine ve samimiyetinize güvenmesini sağlar.

●Sorumluluk alması için destekleyin.

Tercihleri, davranışları ve hataları için sorumluluk almasına izin verin. Onun yerine, onun iyiliği (!) adına taşımış olduğunuz yüklerin ona yarar sağlamayacağını unutmayın. Büyüyüp, gelişebilmesi için attığı adımların sonuçlarını da tanıması gerekmektedir. Size düşen bu aşamada yanında olmaktır, aşacağı engelleri onun yerine ortadan kaldırmak, onun sonuçlara katlanmak değil.

● “Sen” dili yerine “Ben” dili kullanın.

Rahatsız olduğunuz bir konu ile ilgili onunla konuşacağınız zaman çocuğunuzun kişiliğine yönelmek yerine, siz rahatsız eden olay ya da davranış ile ilgili konuşun. “Sen” ile başlayan cümlelerin kişide kızgınlık, kırgınlık ve suçluluk duygularına yol açacağını unutmayın. Onun yerine “Ben” ile başlayan cümleler sizin durum karşısındaki hissiniz ile ilgili olduğundan iletişimin sürmesini destekler. Çocuğunuzu düşünmeye sevk ederken, sizi anlamasına da yardımcı olur.

“Sen” mesajı yerine… Bir akşam da oyun oynayalım diye tutturmasan! İşten geldim ve ne kadar yoruluyorum biliyorsun ama yine de şımarık bir çocuk gibi davranıyorsun!

“Ben” mesajı verin… Bu akşam gerçekten çok yorgun hissediyorum canım. İstediğin oyunu başka bir gün oynasak nasıl olur?

 

 

●Paylaşın.

Çocuğunuzla paylaşımlarınız sadece çatışma zamanlarından ibaret olmasın. Onunla yapabileceğiniz keyifli aktivitelere zaman ayırın. Bu aktiviteleri planlarken onun zevklerini ve ilgilerini göz önünde bulundurun ve mutlaka onun da fikrini alın. Gülerek birlikte geçireceğiniz yaşantılar, ilişkinize olumlu enerji kaynağı sağlayacaktır.

O’nun sınırlarına saygı gösterin.

Yaşla birlikte çocuklarınız sizin sınırlarınıza karşı kendi sınırlarını belirlerler. Bu gelişimin normal bir parçasıdır. Fakat aileler bu durumla birlikte çocuklarının kendilerinden uzaklaştığı kaygısını yaşarlar ve müdahale sınırlarını zorlayarak otoritelerinin devamını sağlamaya çalışırlar. Günlükler okunur, telefon konuşmaları dinlenir, takipler başlar. Nerede duracağınızı bilmezseniz, çocuğunuzla ilişkinizde sıksık sınır çatışması yaşamaya hazır olmalısınız. Size her şeyi anlatmıyorsa bu bir problem değildir. Siz çocuğunuzun yaşında, yaşantılarınızın ne kadarını ailenizle paylaşıyordunuz? Bunu hatırlayın.

 

Ayrıca, bu dönemde çocuğunuzla olan ilişkinizde yaşadığınız tıkanıklık ve sıkıntılar için danışmanlık hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.


Kaynak: Psikolog Nihal UYAR

hatunca.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber