Bu haber kez okundu.

Geleceğin Okulunu Gördüm!
 Geleceğin okulunu gördüm. O okul bugün burada. Finlandiya’da.
Geçtiğimiz sömestr Finlandiya kırsalında yaşamış bir üniversite hocası ve bir devlet okulu velisi olarak Finlandiya okul sisteminin, çocuklarımızı en iyi nasıl eğitebileceğimizi anlamakta zorlanan ve genellikle bu konuda başarısızılığa uğrayan bir dünya için tam bir ilham kaynağı ve umut ışığı olduğunu anladım.

Son 40 yılda Finlandiya, eğitim performans testlerinde Batı dünyasının en tepesine tırmanarak diğer Kuzey ülkelerini açık ara geride bıraktı. Finlandiya aynı zamanda en etkili eğitim sistemi, en istikrarlı ülke, en yeşil ülke, en özgür basın, işgücünde en yüksek kadın katılımı, en güçlü mülkiyet hakları, yolsuzluğun en düşük olduğu devlet ve en yenilikçi ekonomi sıralamalarında da dünyada birinci sırayı aldı.

1970′lere kadar ekonomisi henüz oluşmamış 5.4 milyon nüfusu olan genç bir ülke için hiç fena değil! Finlandiya’nın üzerindeki büyük sosyal ve bütçe baskılarına ve yakın zaman önceki küresel eğitim testlerindeki gerilemeye rağmen Finlandiya’nın eğitim sistemi tüm dünyadan öğretmenler için bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Eğer öğretmenlere, çocuk eğitimini doğruya en yakın veren sistem hangisi diye sorarsanız, çoğu size “Finlandiya” cevabını verecektir.

Amerika’da başarısızlığa uğrayan eğitim reformları, devlet okullarımızda yaygın bir kaosa ve ödenen miyarlarca dolar değerindeki verginin test edilmemiş, bilimsel olarak doğruluğu kanıtlanmamış reformlara sürekli olarak boş harcanmasına neden oluyor. Yanlış eğitim politikalarıyla milletimizin geleceğini yok ediyoruz.

Harvard Üniversitesi Eğitim Fakültesi profesörü Howard Gardner şunu öneriyor: “En etkili okullara sahip olan ve bizim Amerika’da yaptığımızın tam tersini yapan Finlandiya’dan öğrenin.”

Finlandiya’nın sırrı ne peki? İleri düzeyde profesyonelleşmiş öğretmenler tarafından yürütülen, bütüncül-çocuk-merkezli (bir bütün olarak gördüğü çocuğu merkeze koyan), araştırma ve bilimsel kanıt tabanlı okul sistemi. Bunlar sadece Finlandiya’da uygulanabilecek o kültüre özgü şeyler değil, aynı zamanda küresel eğitimin en iyi uygulamaları.

Finlandiya’nın eğitim reformuyla yakaladığı uzun vadeli başarıdan alacağımız çarpıcı dersler, bize ilham verdiği gibi dünyadaki herhangi bir okul sistemine de uyarlanabilir. Ayrıca bu dersler, Amerika’daki eğitim reformcularının dilinden düşürmediği kavramları da – standartlar, zorluk, rekabet, seçme hakkı, değerlendirmeler ve standardizayson – içeriyor, ancak bunlar çok daha doğru bir şekilde tanımlanıyor ve sistemin en doğru noktalarında uygulanıyor.

İşte bunlardan bazıları:

Profesyonel eğitimcileri eğitimden sorumlu bir hale getirerek sistem genelinde standartları en üst düzeye çıkarın. Çocuk eğitimindeki en üst düzey uzmanlar eğitimcilerdir, bürokratlar, politikacılar ya da teknoloji sağlayıcıları değil.

Zorluk ve rekabeti sistemin başlangış noktasına uygulayın, çünkü en güçlü etkiyi orada yaratacaklardır. En iyi, en tutkulu gençlerinizi öğretmen olmak için birbirleriyle rekabet ettirin. Profesyonelliğin en ileri düzeylerinde onları titizlikle ve katı bir şekilde eğitin. Onlara sınıflarda en üst düzeyde saygı gösterin ve en üst düzeyde otorite ve özerklik verin. Sistem genelinde öğretmen ve okul işbirliği kültürü yaratın.

Öğrenci fonlarını, onların ihtiyaçlarını temel alarak standardize edin ve eğitimsel kaynaklara adil erişim sağlayın.

Ebeveynlere seçenek sağlayın. Niteliği yüksek, kaynakları güçlü, güvenli, şeffaf ve yerel olarak yönetilen bölge devlet okulları arasından seçim yapmalarını mümkün kılın.

Çocukların kitleler halinde standart şekilde test edilmelerine zaman ve para harcamayın. Bunun yerine öğrencileri, kendi sınıf öğretmenleri tarafından tasarlanmış ve öğrenmeyi geliştirmek için kontrol amaçlı kullanılan değerlendirmelerle ve gözlemlerle doğru bir şekilde günlük olarak test edin. Bir çocuğun merakı, denemelerden ve hatalardan yılmaması, iyiliği ve şefkati, eleştirel ve soyut düşünmesi, liderlik ve takım çalışması duygusu, kendini ifade edebilirliği, sosyal becerileri ve yaratıcılığı gibi “21. ve 22. yüzyıl becerileri” dahil olmak üzere eğitimde gerçekten en önemli olan şeylerin çoğunun, sınıf öğretmenleri tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin farkına varın. Ve bunların asla ama asla standart testlerden toplanan verilerle ölçülemeyeceğini de fark edin.

Sınıf teknolojileri hakkında gerçekçi olun. Ekonomik İşbirliği ve Geliştirme Örgütü (OECD) tarafından yeni yapılan büyük bir çalışmada, çoğu sınıf teknolojilerinin çok az ya da hiç faydası olmadığı bulundu. “Çoğu ülkede teknolojinin mevcut kullanım oranı, okullardaki en uygun kullanım oranını çoktan geçti” diyor OECD yetkilisi Andreas Schleicher. “Artık bilgisayarların öğrenmeye zarar verdiği bir noktaya geldik.” Sınıf teknolojilerine para harcarken aşırı derecede dikkatli olun ve henüz etkisi kanıtlanmamış aletler için elinizdeki aletleri hemen atmayın. Ekranların sadece bir bireyselleştirilmiş ders simülasyonu sunduğunu unutmayın. Nitelikleri yüksek olan öğretmenler ise “gerçeği” sunar.

En iyi şekilde öğrenmeleri için çocuklara gereken şeyleri verin. Buna, makul sınıf boyutları, nitelikli öğretmenlerin bireyselleştirilmiş ilgileri, zengin bir müfredat, düzenli aralar ve fiziksel aktivite, doğru uyku ve beslenme, makul çalışma yükü ve dinlenme zamanı, samimiyet ve teşvik, uygun olduğunda ekransız zaman ve gerekli olduğunda sosyal destek hizmetleri dahil olmalı.

Çocukların çocuk olmalarına izin verin. Bırakın çocuklar oynasın. Onlar böyle öğreniyor.

Bazı şüpheci insanlar (ve eğitimciler), Finlandiya’nın okullarını, tamamen ülkenin demografik yapısının bir ürünü olduğunu düşünerek reddediyor. Ancak Amerika’nın eyaletlerinin üçte ikisinin benzer demografik özelliklere sahip olduğu (nüfus ve yoksulluk oranları bakımından) ve Amerika’da eğitimin büyük ölçüde eyalet düzeyinde yönetildiği gerçeğini gözardı ediyorlar.

Finlandiya’nın okulları benzersiz bir kültürün ürünü. Ancak Kanada, Singapur, Şangay, Danimarka, Güney Kore, Avustralya ve Japonya’daki devlet okulları da öyle. Aynı şekilde dünyanın politik ve iş dünyası seçkinlerinin gittikleri özel okullar da. Herhangi bir ülkenin ya da okulun önemli ve kritik bakış açılarını ve uygulamalarını otomatik olarak reddetmek, büyük bir hatadır. Hepimiz birbirimizden bir şeyler öğrenebiliriz.

Çocukların eğitimini geliştirmek ve iyileştirmek isteyen herkese bir önerim var: Finlandiya’yı ziyaret etmekle başlayın işe.

Finlandiyalı eğitimci Pasi Sahlberg’in dediği gibi “Eğer Finlandiya’ya gelirseniz, Amerikan okullarının ne kadar harika olabileceğini göreceksiniz.”

Eğer yakından bakar ve zihninizi açarsanız, yarının okulunu görebilirsiniz. Hem de bugünden.

 

Bu yazı FİDE OKULLARI tarafından desteklenmektedir.
 

 

 

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
geleceğin okulunu gördüm

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber