Bu haber kez okundu.

Geleceğin Öğretmenin’in 6H Değeri

 Geleceğin Öğretmeni, Senin Hikâyen Ne?

Hayatta hikâyelerimizle varolur ve hikâyelerimizle iz bırakırız. Kendi hikâyemizi bulup anlatabilmenin yegâne yolu ise hikâyelerimizin omurgasını oluşturan değerlerimizi fark etmekten geçer. Özgün ve bireysel özümüzü temsil eden değerler, varlığımızın derinliklerinden yüzeye; günlük yaşama, konuşmalara ve tüm hayata uzanırlar.

Geleceğin öğretmenlerinin 6H değerine, “hayat boyu öğrenme” ve “sürekli gelişim” perspektifinden yaklaşırsak bu oluşumu; “Hayat”, “Hayal”, “Hedef”, “Hissetmek”, “Hoşgörü”, “Hobi”olarak sıralayabiliriz.

Geleceğin öğretmeni, kişisel ve mesleki dönüşümünü pozitif yönde etkileyen bu değerlerin, tüm zamanlar için geçerli olduğunun farkındadır. Geleceğin öğretmeni, zamanın dayattığı geçici değerler yerine hayatın, hayalin, hedefin, hissetmenin, hoşgörünün ve hobinin öneminin şuurundadır ve her biri üzerine derinlemesine düşünür. Bu aslında çok zordur çünkü istek, odak ve beceri gerektirir. Beyin araştırmacıları der ki “Düşünmek, kişiyi zorlar ve o bilinmeyen çok derindeki düşünceleri yüzeye çıkartır.” Ancak insanoğlu hep alıştığı yerlere gitmek ister. İşte bu yüzden alışkanlıkları değiştirmek zordur. İnsanın kendi hikâyesini oluşturabilmesi öncelikle kendisiyle yüzleşmesiyle mümkündür. Kendisine cesaretle, korkusuzca bakabilmesiyle…

Hayat

İki genç balık birlikte yüzüyorlarmış.

Yanlarından geçen yaşlı bir balık başıyla onlara selam verip

“Günaydın çocuklar. Su nasıl?”diye sormuş.

Biraz daha yüzdükten sonra genç balıklardan biri diğerine dönmüş

ve sormadan duramamış:

“Su da neyin nesi?”

Hayat, an ve an yaratılmaz. Hayat, oluşan bir desendir. Nasıl bir desen tasarladığımızı anlamak için, neyin içinde bulunuyorsak öncelikle onu anlamaya çalışmalıyız.

Hayatınız neye benziyor?

Kendinize bu soruyu sorduğunuzda aldığınız yanıtlar neler?

Her benzetme bir anlam içerir. Hayatı nasıl anlamlandırıyorsak aslında öyle yaşıyoruz. Eğer bir andan diğerine sıradan ve basitçe geçmek yerine varlığımızın gerçek anlamda bilincinde olarak yaşamak istiyorsak acil ve zorunlu gereksinimimiz, hayatımıza bir anlam bulmaktır. Kişi kendinden ve yaptıklarından mutlu olmak istiyorsa, bu duyumsama şarttır. Ve hayatımızın anlamını bulmak zaman zaman kaçınılmaz olarak yaşadığımız zor zamanlarda ayakta kalmamızı sağlayan yegane şeydir.

Peki, sizin hayatınızın anlamı nedir?

Hayal

Başarılı ve tatmin edici bir hayat, hayal etmekle başlar. Herbirimiz hayatımız boyunca güçlü bir imgeleme yeteneğine sahibiz. Serbest bir imgelemeyle sadece zihninizde, kendinizi bir işi yaparken canlandırdığınızda bile, o eylemi gerçekleştirirken kullandığınız sinirsel ileti yolları oluşturulur ve kullanılır. Dolayısıyla aslında gerçekleştirmek istediğiniz eyleme yönelik yeteneğinizi geliştirmiş olursunuz. Zihinsel canlandırma kendi gerçekliğini yaratma gücüdür. Pablo Picasso’nun söylemiyle “Hayal ettiğiniz herşey gerçektir.” İşte bu yüzden her insanın tutkuyla, sevgiyle bağlandığı bir hayali olmalıdır.

Tutkunu olduğunuz bir hayaliniz var mı?

Geleceğinize odaklanmak, hayallerinizi gerçekleştirmek için beyninizin sağ ve sol sisteminin görüntü oluşturma kapasitesini kullanmalısınız. Görsel korteks, hızı ve işlem gücüyle, alışanlıklara bağlı olan duygusal beyinden bin kat daha fazla esnektir. Görsel korteks gelişiminin kilit noktası hayal kurmak yani “büyük resmin” düzenli bir şekilde gözden geçirilmesidir.

Hedef

Hedef, TDK sözlüğünde“Yapılması tasarlanan iş, amaç. Varılacak yer, ulaşılacak son nokta” olarak tanımlanmıştır. Hayat sürecinde bireyin kişisel ve mesleki hedeflerinin olması kaçılmazdır. Önemli olan bu hedeflere enerjimizi, dikkatimizi, sevgimizi tümüyle verebilmek ve bu hedefleri yazılı hale getirmektir. Belirli zamanlarda nerede olduğumuzu ne kadar yol aldığımızı değerlendirmektir. Tüm bu süreçte aşağıdaki 4 soruyu kendimize sormamız katkı sağlar:

1.Ne istiyorum?

2.Nasıl ulaşırım?

3.Kararlılıkla nasıl sürdürürüm?

4.Ulaştığımı nasıl anlarım?

Hedefi tohum metaforuyla anlatırsak, hedef bir tohuma benzer. Ve tohum ekerken nelere dikkat ediyorsak hedefler içinde aynı şey söz konusudur. Öncelikle tohumu atacağınız tarlada başka bitkilerin bulunmamasına, ayrıca başka tohumların da atılmamış olmasına dikkat edin. Tarlanızı özellikle ayrık otlarından temizlemiş olduğunuzdan emin olmalısınız. Ayrık otlarını, sürekli kafanızdan geçen ıvır zıvır düşüncelere benzetebilirsiniz. Ne kadar yolarsanız yolun, toprakta kalan bir kök parçası bile kısa bir zamanda bitkinin tüm yüzeyi kaplamasına neden olur. Ayrık otları ve diğer bitkiler toprağın ve güneşin enerjisini emerek, tohumunuza pek bir şey bırakmayacaklardır. Tohumunuz, ayrık otlarının şemsiyesi altında güneş yüzü görmeyecektir. Ayrıca, her yana salınmış arsız köklerden de bitkinize ne su, ne de yeterince mineral kalacaktır.

Hissetmek

Hissetmek ancak duygularla mümkündür. Duygularımız sayesinde bir bütün oluruz. Duygu yoksa ya da yetersizse yapabileceğimiz bir şey de yoktur. Duygulardan en kapsayıcı olanı “sevgi”dir. Sevmek, beklentisizce sevmek… Önce kendimizi sonra başkalarını… İçindeki sevgiyi ortaya koyacak olan geleceğin öğretmeninin, beyninin olduğu kadar yüreğinin de derinliği olmalıdır. Sanatın her türlüsü bu derinliği besleyebilecek en önemli kaynaklardan biridir. Yüzyıllar öncesinde büyük sanatçı Leonardo da Vinci günlüğüne ortalama insanın, “görmeden baktığını, duymadan dinlediğini, hissetmeden dokunduğunu, tat almadan yediğini, fark etmeden hareket ettiğini,kokuları ayırmadan nefes aldığını ve düşünmeden konuştuğunu” not etmiş. Günümüzde de aslında değişen pek bir şey yok .Oysa aktif bir dikkat ile dünyayı algılamak, beynin ve yüreğin gelişiminin temelidir.

Çeşitli öğrenme kanallarından bize ulaşan bilgiler, ona verdiğimiz önem derecesine göre kaydolmaktadır. Duyguların hareketlenmediği olaylarda gelen bilgiler, düşük frekanslı elektrik sinyalleri şeklindedir.

Duyguların gerek psikolojik gerekse öğrenme açısından yeri ve değeri tartışılmaz. Her karşılaştığınız durumda kendinize şu soruyu sormanız gerektiğini hatırlayın: “Şu an tam olarak ne hissediyorum?” Bunu büyük bir farkındalık ve bilinçle yapmanız gerektiğini sakın unutmayın. Kendi hissettiklerimizi ne kadar iyi anlarsak çocukları da o kadar iyi anlayacağız. Zaten empati denen şey tam da bu değil midir?

Buradan yola çıkarak geleceğin öğretmeni Amerikalı yazar, şair ve aktivist Maya Angelou’nun “İnsanlar söylediklerinizi ve yaptıklarınızı unutur ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar” sözünü kulağınıza küpe etseniz yeridir. Zira özellikle çocuklar hiç unutmazlar.

Hoşgörü

İnsanlığın doğasında var olan lakin özellikle günümüzde çoğu kişinin zaman zaman gösteremediği ya da maalesef yitirdiği ‘’Hoşgörü’’ nün bir çok tanımı var. Ve bu tanımlarda tahammül etmek ortak payda olarak çıkıyor. Hoşgörü’nün tahammül etmekten daha kapsayıcı olan ve modern anlamını da içeren UNESCO tarafından yapılan tanımı ise şöyledir: “Hoşgörü, temelde başkasının yani farklı olanın kendileri gibi olma hakkına saygı göstermek ve ötekine verilen zararın kendine ve herkese verilen zarar anlamına geleceği için zarar vermekten kaçınmaktır.”

Hayata ve çevremizdeki insanlara karşı hoşgörülü davranıyor muyuz?

1 ile10 arasında bir puan verseniz, bu kaç olur?

Bir nevi insanları anlamaya gayret etmek hoşgörülü davranmaktır. Hoşgörünün özünde kişileri anlamaya çalışmak var. Bu da gerçek iletişim sürecinde oluşabilir ancak. Gerçek iletişim, etki ve tepki koymadan dinlemektir. İngiliz şair T. S.Eliot diyor ki; “Hayatımızdaki en değerli insanlar, bizi her koşulda tüm kalbiyle dinleyebilenlerdir. Biz konuşmazken bile…

Hobi

Bali adasının tüm halkı, yeni yıla girerken evlerine kapanır ve tüm gün iş yapmaz, çalışmaz, konuşmaz, elektrikleri açmaz, televizyon seyretmez, şarkı söylemez, yemek yemezmiş. Uluslararası havaalanı dahi kapalıymış. O gün, sessizlik günüymüş ve sadece kendi hayatlarını ve hayata karşı tavırlarını düşünürlermiş.

Hayatı basitleştirmek için belki de yapılması gereken en önemli şey budur. Hayata, kendisi için bir günvermek.

Günümüz metropollerinde şehir insanı, bırakın kendisine “bir gün” vermeyi, kendinden kaçar haldedir. İnsanların neredeyse tüm dikkatinin dışarıda ve başkalarında olduğunu kolayca gözlemleyebilirsiniz. Oysa kendinizi başkalarından değil, yine kendinizden sormanız gerekiyor. Bunu başarabilmek için de kendinize vakit ayırmanız şart.

Kişinin mesleği dışında, özel ilgi alanına giren ve boş zamanlarında dinlenmek, keyifli vakit geçirmek amacıyla yaptığı işler“hobi”olarak tanımlanıyor. Kendinize ayırdığınız zamanlarda bir hobiyle uğraşmanın pek çok yararı olacaktır. Son yıllarda yapılan beyin araştırmaları, hiç bilmediğiniz ya da çok az bildiğiniz bir konuda yeni bir şey öğrendiğiniz zaman beyinde yeni nöral ağların oluştuğuna dikkat çekiyor. Zira nöronlar yenilik düşkünüdür. Yeni şeyler düşünürken, yeni fikirler öğrenirken, bilmediğimiz bir yeri gezerken nöronlarımız çok canlıdır. Çünkü yeni durumlar, yeni nöral ağlar demektir. Tamamen yeni şeyler denerken beynimiz şendir.

Mevlânâ’nın yüzyıllar öncesinden söylediği ve hepimizin çok iyi bildiği o sözden ilhamla: Dün dünle beraber gitti cancağızım., şimdi yeni şeyler öğrenmek lazım.

Geleceğin öğretmeninin, mesleğinin çeşitli dönemlerinde keyif alacağı alanlarda bir hobi ile yeteneklerini ortaya koymasında birçok yarar vardır. Hobiler, içinizdeki yetenekleri keşfetmek için müthiş bir yoldur. Hobileriniz aracılığıyla hem hoşça vakit geçirecek hem de moral ve motivasyonunuz artacaktır. Kısacası hobilerinizle tüm yoğunluğunuz içinde nefes alacak bir zaman yaratacaksınız kendinize. Unutmayın: Nefes alın ki, nefes aldırabilesiniz…

SONSÖZ

Geleceğin öğretmeninin, yaratıcı potansiyelini farkındalıkla ortaya koyabilmesi için “6H değerlerine” odaklanması gerekiyor. Öğretmenler böylelikle mutlu ve dengeli biçimde potansiyellerini yönetebilecektir.

19. yüzyılda Birleşik Krallık’ı yöneten Benjamin Disraeli der ki “Bir başkasına verebileceğimiz en güzel armağan, yalnızca kendi zenginliklerimizi onunla paylaşmak değil onun da kendi zenginliklerini görmesini sağlamaktır.”Geleceğin öğretmeninin öğrencilerine verebileceği en büyük armağan da onların kendi değerlerini keşfetmesini sağlamaktır.

Hayatı ‘DEĞER’lendirin


Kaynak: mursidedemirkol.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber