Bu haber kez okundu.

Ergenlik Dönemindeki Öğrenciler Teknolojiden Üç Günlüğüne Koparsa


Ergenlik çağındaki bir grup öğrenci, son dakika mesajları gönderiyor ve Facebook’ a son gönderilerini giriyorlardı. Bu, cep telefonlarını zarfa koyup zarflarını sıkıca kapatmadan önceki son anlarıydı. Bu gençler sadece cep telefonlarını değil her türlü dijital aleti üç gün boyunca kullanmaktan uzak durmak konusunda gönüllü oldular. Amaçları, teknolojinin hayatlarındaki rolünü anlamak.


Tech Timeout Academic Challenge /Teknolojiye Ara Verme Hareketi, San Francisco’da bir özel okul olan Convent & Stuart Hall’da 4. ve 12. sınıflar arasında okuyan kız ve erkek öğrencilerin teknolojiye meydan okuması ile başladı. Bazı öğretmenlerin ve ebeveynlerin de katılımıyla renklenen hareket, okulun birebir iPad programını uygulama çalışmasının bir parçası aslında. Buradaki ana fikir, sınıf arkadaşları ve aileyle ilişki kurmak, anın tadını çıkarmak ya da yaratıcı olmak gibi önemli şeylerde teknolojinin insanın dikkatini ne çok dağıttığını fark etmek.


“Bu benim için gerçekten çok zor olacak. Sanırım yaklaşık bir saat sonra çok yoğun bir endişe duygusu yaşayacağım” diyor altıncı sınıf öğrencisi Eli Horowitz telefonunu zarfın içine kapatırken. Diğer öğrenciler de teknolojiye ara verme konusunda kaygılıydılar, çünkü sosyal medya aracılığıyla arkadaşlarına bağlanma isteğinin hayattaki en temel tutkularından biri olduğunu söylüyorlardı. Ancak bazıları, telefonu bir süreliğine ortadan kaldırmalarına sebep olan bu bahaneden gayet memnunlardı.


“Okulumuzda teknoloji gelişimini çok hızlandırdık. Bence herkese biraz geri çekilmek ve öğrenmeye, arkadaşlığa ve sosyalleşme kültürüne farklı bir gözle bakmak iyi gelecektir” diyor üst sınıflardan Thomas Namara. Okulda geçirdiği dört yılda teknoloji kullanımı dramatik bir şekilde artış göstermiş. Okula yeni gelen öğrencilerin okulun eski haline dair bir fikirlerinin olması onu mutlu ediyor.


Okul yöneticileri bazı öğrencilerin üç gün boyunca teknolojisiz yapamayacağını düşünse de, dijital aletlerini nasıl kullandıklarına dair öğrenci farkındalığını artırmanın önemli olduğu konusunda hem fikirler. “Teknolojiyi destekleme çalışmalarımla ilgili uzun bir geçmişim var” diyor okulun eğitim inovasyonu ve bilişim hizmetleri müdürü Howard Levin.


Levin, okulun iPad programının, öğrencilerin daha etkili birer bilgi üreticileri, yaratıcıları ve sentezleyicileri olmalarına yardım ettiğinden hiç şüphe duymuyor. Ama aynı zamanda teknolojinin öğrencilerinin hayatlarının en derinlerine gizlice sızdığının ve onsuz hayatın neye benzeyebileceğine dair en küçük bir fikirlerinin bile olmadığının farkında. Üç gün, teknolojiye ara verme süresi olarak kısa olsa da, çocukların teknolojiyi nasıl kullandıkları üzerine düşünmelerine yetecek kadar bir süre. Belki bu deneyden sonra düzenli olarak ara verme ile ilgili stratejiler üretmeye bile başlayabilirler.


“Teknolojiye ara verme ile en çok hedeflediğimiz şey, dikkati sürekli bölen sosyal medyaya ve telefon uyarı seslerine ara vermek” diyor Levin. Convent & Stuart Hall, normalde öğrencilerinin okulda istedikleri zamanlarda cep telefonlarını ve iPad’lerini kullanmalarına izin veren bir okul. Öğretmenler, öğrencilerinin ne zaman dikkatini vermek gerektiği ile ortamdan kopmanın ne zaman uygun olduğunu ayırt etme becerisini kazanmalarına yardımcı olmaya çalışıyorlar.


Öğrenciler teknolojiden uzak kalabildi mi?


“Zamanımı kullanma konusunda beni çok daha yaratıcı yaptı ve bana bir rahatlama duygusu verdi” diyor Horowitz. Horowitz, yanında telefonunun olmaması duygusuna alışmakta zorlanmış, ilk gün çok endişeliymiş, refleks olarak elini sık sık cebine atmış. Ancak üçüncü gün özgürlüğe yakın bir duygu hissetmiş. Sörf yapmaya gitmiş, trambolinde çalışmış ve yürüyüşlere çıkmış.


“Kendimi sosyal medyaya ve diğer şeylere bağımlı gibi hissettim. Alışılmış bir bağımlılık gibi. Ve onsuz da yapabileceğimi hissettim. Üzerimde teknolojiyi ve cep telefonumu taşımamak benim için çok rahatlatıcıydı” diyor  Horowitz. Üç gün boyunca başarabildiği iyi çok mutlu, ancak gelecekte başka aralar verme konusunda kendisini zorlayabileceğinden emin değil.


Diğer öğrenciler onun kadar güçlü olamamış maalesef. “Okulda teknolojiden uzak olmak çok zor değildi, çünkü etrafımda arkadaşlarım vardı ve onlarda teknolojiye meydan okuyorlardı” diyor Riley Aceret. Ama Cuma gecesi yalnız kaldığında duyduğu istek baş edemeyeceği kadar büyükmüş.


“Otobüsle eve dönerken saat bayağı geç olmuştu. Ve otobüste telefonumu açmak için şiddetli bir istek duymaya başladım. Yanımda konuşacak kimse yoktu ve ben de zarfımı çıkarıp açtım. İçinden telefonumu çıkardım” diyor Aceret.


“Kendimi tekrar normal hissettim” diye tarif ediyor Aceret telefonuna tekrar kavuşmayı. “Telefonum yanımda değilken farklı hissediyordum, sanki sürekli çıplakmışım gibi.” Telefonu, Aceret’in güvende hissetmesini sağlamış. Arkadaşlarının çoktan telefonlarını açtığını ve o olmadan sosyal medyaya geri döndüklerini hayal etmiş sık sık. Bütün bunları kaçırmış olma korkusu yaşamış.


Bu, teknolojisiz geçirdiği zamanlarda hiçbir şey öğrenmedi anlamına gelmiyor elbette. “Genelde ödev yapmaya çok uzun zaman ayırırım. Bunun sebebi sürekli teknoloji ve cep telefonum yüzünden ara vermem” diyor Aceret.


Yakın zaman önce cep telefonu kapalı, TV ya da diğer tüm dikkat dağıtıcılardan uzak bir şekilde ödevine konsantre olmuş. Teknoloji dikkatini dağıttığı için ödev yapması neredeyse beş saati bulurken, bu kez teknolojisiz ödevlerini bir buçuk saatte tamamlamış.


Şaşırtıcı “gerçek” bağlantılar


Teknoloji, insanları benzeri görülmemiş yollarla birleştirmenin yanı sıra onların yalnızlaşmasına da sebep oluyor. Öğrencilerin bazıları cep telefonları ya da iPad’leri yokken bunu fark etmiş. Kendilerini, arkadaşları ve aileleriyle iletişim kurmaya daha hazır hissetmişler ve aslında onların da nasıl dijital araçlarla sarılı bir hayat yaşadıklarını daha fazla fark etmişler. “Bizim teknoloji kullanımımızı sürekli eleştiren bir jenerasyonun, ben kullanmazken nasıl bağımlı bir şekilde teknolojiyi kullandıklarını görmek çok ironikti” diyor Catherine Heinen.


“Birbirimizle nasıl etkileşime girdiğimizi tamamen değiştirdi bence bu deney” diyor Namara. “Çünkü öğrencilerin üzerinde sürekli telefonları ve iPad’leri var ve öğlenleri genelde oyun oynuyorlar ya da spor sitelerine giriyorlar.” Kimsenin teknolojik aleti olmayınca, Namara arkadaşlarıyla daha fazla sohbet etmiş ve normalde pek konuşmadığı insanlarla bile iletişim kurmuş.


“İnsanlarla ilişki kurmanın çok daha farklı bir hale geldiğini fark ettim. İnsanlar sohbet etme konusundaki beceriksizliklerini saklamanın bir yolu olarak cep telefonlarını çıkarıyorlar. Telefonlar olmayınca herkesin birbirine daha fazla baktığını fark ettim.”


Teknoloji olmadığında Namara, ailesine karşı da daha yakın hissetmiş kendini. Ödev yaparken teknolojiyi kullanamadığı için annesinden destek istemiş. “Bir süre sonra annemle politika konuşmaya başladık. Sonra konu çevreye ekonomiye, Orta Doğu’da neler olup bittiğine geldi. Sonra konuşmaya babam da katıldı. Tam bir saat boyunca şahane bir politika sohbeti yaptık. Bu normalde asla olmayan bir şey” diyor Namara.


Öğrencilerin hepsi, teknolojisiz sınıfın da çok farklı olduğunu fark etmiş. “Neredeyse bütün sınıf beklemedeymiş gibi görünüyordu” diyor Namara. “Girdiğimiz her sınıfta sanki ‘artık daha fazla devam edemeyiz’ dediğimiz bir nokta vardı.” Öğretmenler ise teknolojiyi kullanmak yerine güncel olaylarla ilgili tartışmalar açmış, öğrencilerin ikna edici argümanlar sunmalarını sağlayan oyunlar oynatmış ve hatta meditasyon bile yaptırmışlar.


” Bu deney, teknolojiye ne kadar bağımlı olduğumuza dair bir uyarı alarmı gibiydi” diyor Namara.

http://www.ikincidort.com

Kaynak: http://blogs.kqed.org/mindshift/2015/03/turned-off-how-teens-respond-to-a-no-tech-challenge/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber