Bu haber kez okundu.

Ergenlik dönemindeki çocuğa nasıl davranmalı?

Her insanın, 13-22 yaş arasında yaşadığı dönemdir ergenlik. Ailelere isyan etmekle başlayan bu durum, ebeveynlerin de tutum ve davranışlarıyla şekillenmeye başlar. Bu dönemdeki çocuk, ‘artık ben bir bireyim ve bana karışamazsın’ gibi cümleler kurmaya başlayarak büyüdüğünün farkına varılmasını ister. Her denilene ‘hayır’ cevabı veren ergen çocuklar, kimlik oluşturmakta da zorluklar çekebilirler.
Ergenlik dönemini, çocukluk döneminin bitişi olarak tanımlayan Psikoterapist Çiğdem Karakuş, çocuktaki değişimleri, aileyle yaşadığı problemleri ve nasıl davranılması gerektiğini AjansHaber’e anlattı.

“ERGENLİK YAŞI 22 YAŞA KADAR UZADI”

Ergenlik dönemi, çocuklukla yetişkinlik arası geçiş dönemidir. Yani çocuksu özellikler kaybolmaya başlıyor ve fiziksel değişiklikler oluyor.

Günümüzde toplum ve zamanın değişimiyle birlikte, ergenlik yaşının 22’ye kadar uzadığını söyleyen Karakuş “Ergenlik yaşının uzamasının en büyük nedeni, evliliğe hazır olunmaması, okul sürelerinin uzaması, sorumlulukların azalması gibi faktörlerdir. Yetişkin ise mesleki bir görev edinmiş, kendi kararlarını alabilen, etrafındaki kişilere bağımlı olmayan, özellikle birey olmuş yetişkin olmuş anlamındadır.” diye konuştu.

“ERGENLİK DÖNEMİ KIZ VE ERKEKLERDE AYNI DÜZEYDE İLERLEMEZ”

Bu dönemdeki çocuklarda, fiziksel değişimlere adapte olmak konusunda zorluklar yaşandığını ifade eden Karakuş şöyle devam etti:

Ergenlik dönemi, kız ve erkeklerde aynı düzeyde ilerlemez. Ergenliğe giren kız çocuklarında tüylenme, göğsünün çıkması, regl olması gibi değişimler oluyor. Erkek çocuklarda ise tüylenme, seste kalınlaşma, rüyaların sıklaşması gibi değişimler oluyor. Kızlardaki bazı fiziksel değişiklikler, psikolojilerini de etkileyebiliyor. Erkek için büyümek gurur verici bir şey iken, bu kızlarda tam tersi oluyor. Mesela kız çocuğunun göğsü büyüdükçe onu saklamak ister, fakat erkeklerde tüylenme olduğunda, daha çok ‘büyüdüm, erkek oldum’ düşüncesi oluşuyor. Bu gibi sorunlardan dolayı, kız çocuklarında ergenlik dönemi daha çalkantılı bir dönem olarak geçiyor.

“EN BELİRGİN TAVIR İSYAN”

Ergenlik döneminin en belirgin özelliğinin isyan etmek olduğunu belirten Karakuş “Daha asi olarak gözlemlenirler, davranış problemleri de göze çarpar. Anne ve babayla çatışma, eve giriş-çıkış saatinin geç olması gibi problemler ilk yaşanabilecek problemlerdir.” dedi.
 
“BİREY OLMAK İÇİN OTORİTEYE KAFA TUTMASI GEREKİR”
Dünyanın neresine giderseniz gidin, tüm ergenlerin temel özellikleri isyan etmeleridir ve bu normal bir durumdur değerlendirmesini yapan Karakuş “Ergen, birey olmak ister ve birey olabilmesi için de otorite olan kişiye kafa tutması gerekir. Bu durumda aileler ‘daha önce sözümü dinleyen çocuğum neden böyle yapıyor’ diye düşünüp paniğe kapılabiliyor.” uyarısında bulundu.  

“AİLE NEYİ İSTERSE ERGEN TAM TERSİNİ İSTER”

Karakuş ergenlikle ilgili örneklerine şöyle devam etti:

Mesela babası çağırır ‘ne var’ der. Hâlbuki babası iyi bir şey için çağırmıştır. Sürekli ‘hayır’ der ve otorite olana karşı çıkar. Tabi bu durumlar, aile içi çatışmalara da yol açabiliyor. Belli kuralların esnetilmesini veya olmamasını gerektirebiliyor. Bu dönemdeki bir diğer özellik ise, çocuğun kimlik edinmesidir. Bu dönemdeki çocuk, biraz aç gözlülük yaparak, çeşitli taleplerle ebeveynlerine gidecektir. ‘Gitar çalmak istiyorum, dans kursuna gitmek istiyorum, şu kıyafeti istiyorum’ gibi rol denemelerinde bulunur. Daha önce dünyada ne olup bittiğini bilmezken, bu dönemde artık ilgilenmeye başlar. Ergenin ideoloji de edinmesi gerekir. Aile sağcıysa, çocuk solcu olmak ister. Artık bir tarafta olmak, taraf olmak, fikirlerinin olmasını ister. Genelde de ailelerin isteğinin tam tersi olmak ister.

“ÇOCUK İKİ ŞEKİLDE İSYAN EDER”

Her ergende, davranış değişimlerinin şiddetinin farklı ama istisnasız her ergenin isyankâr olduğunu hatırlatan Karakuş bu isyanın iki şekilde olduğunu belirtti. Eğer aile baskıcı ve katıysa, çocuğun isyanını sert bir şekilde bastırıp uyumlu hale geldiğini söyleyen Karakuş “Toplum içerisine girdiğinde artık hiç sesini çıkaramayan, kendi başına bir akım yapamayan, iş değişikliği yapamayan bir birey haline gelir.” ifadelerini kullandı.

“SINIRSIZ BİR ÖZGÜRLÜK DE OLMAMALI”

Karakuş, ergenlikte yaşanan bu isyan duygusunun sert bir şekilde bastırılmaması gerektiğinin altını çizerek “Ama tam tersi olarak, hiçbir şekilde kural tanımazsa, kural tanımayan bir birey ortaya çıkar. Ergenlikte alınan kararlar çok sağlıklı olmadığından, yetişkin gözetiminde olması gerektiği için, çok sağlıklı kararlar alınamayacaktır. Çocukken konulmuş kurallar artık geçerli olmayacak ama sınırsız bir özgürlük de olmayacak şekilde davranmalıdır ebeveynler. Ortak kararlar alınması gerekir. Çocukla bir yetişkin gibi konuşulması gerekir.” şeklinde konuştu.

“EBEVEYNLERİN ÇOCUKLARINI DESTEKLEMELERİ GEREK”

‘Sen çocuksun’ ya da ‘sen ne anlarsın’ gibi cümleler yerine, ‘biz böyle bir şey yapacağız sen ne dersin’ şeklinde bir yaklaşımın benimsenmesinin gerektiğini belirten Karakuş “Çocuk bir kimlik seçecek ve ebeveynlerin bu durumu desteklemeleri gerek. Çocuk, belki de ailenin onaylamadığı durumlarla karşısına çıkacak ama bunları denemesine müsaade edilmesi gerekiyor. Çünkü denediği zaman, ailenin yapısına uygun değilse kendisi vazgeçecektir. Ama aile, bilinçsiz bir şekilde ‘hayır’ derse, çocuk bu sefer inatlaşacaktır. İdeoloji edinmede de aile çok fazla üstüne gitmemelidir. Çocuğa kontrollü özgür bir alan bırakması gerekir.” dedi.

“ÇOCUK KENDİNE TERS YA DA HASTA KİMLİK OLUŞTURUR”

Çiğdem Karakuş ergenlikte en sık rastlanan iki temel durum olduğunu belirterek, çocuğun kendine ters ve hasta bir kimlik oluşturduğunu söyledi. Bunlar çocukluk döneminde de olabilir hatırlatmasını yapan Karakuş “Sağlıklı bir çocuk, ergenlik dönemine girdiği zaman, birdenbire sağlıksız hale gelmez. Zaten çocuklukta da bazı problemler vardır ama çocuk bu dönemde hasta kimliği olur. Ergenlik dönemi aynı zamanda bir harmanlama dönemidir. Bu dönemde daha fazla psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir; panik atak, obsesif sorunlar gibi.” şeklinde konuştu.

“ERGENLİĞİ SONA ERDİĞİ HALDE ERGEN GİBİ DAVRANAN KİŞİLER…”

Psikoterapist Çiğdem Karakuş, insanlığın zor dönemlerinden biri olan ergenlikte yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
Psikolojik sorunlar ortaya çıktığı zaman, mutlaka hekime başvurmaları gerekir. Ters kimlik dediğimiz durumda ise otorite olarak kim varsa onun tam tersine davranması, o kimliğe bürünmesidir. Bu kişiler, kimlik olgusundan ziyade inatlaşarak, ters bir kimlik oluşturacaktır. Ergenliği sona erdiği halde, hala inatlaşan ve hala ergen gibi davranan kişiler, ters kimlik geliştirmiş olanlardır. Hasta kimlikte ise kişi bir kimlik geliştiremiyor ve o dönem boyunca bir hastalık geçirebiliyor. Mesela panik atak çıkıyor veya şeker hastalığı da olabiliyor. Yaşadığı her şeyi ona bağlamaya başlıyor. Sorumluluk verilmek istendiğinde ‘ben panik atağım’ veya ‘şeker hastayım’ diyerek hasta kimliği ediniyor.

 


Kaynak: AjansHaber

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber