En İyi Öğretmenler Neden Fikir Değiştirirler?
Öğretmenliğe ilk başladığımda, kompozisyonun en iyi değerlendirme biçimi olduğunu düşünüyordum. Öğrenciler herhangi bir fikir ya da belli bir akademik standarttaki büyük bir fikir hakkında “zekice yazarlarsa”, konuyu anlamışlar demekti. Eğer yazamıyorlarsa muhtemelen anlamamışlardı. Yazdıkları kompozisyondan nerede zorlandıkları anlaşılıyordu, bu da öğrencilerle konuşup daha sonraki dersleri planlamayı kolaylaştırıyordu.

Kompozisyonlara not vermek (çoğu için) kolaydı, rubrikleri basitti ve en iyi örnekler panoya asılabiliyor ya da öğrenci portfolyolarına konabiliyordu. Hem, ben de lisede ve üniversitede hep kompozisyon ya da makale yazmıştım ve sonuç fena olmamıştı. Ama kısa bir süre sonra yazma sürecinin ya da yazma işinin öğrencilerin akademik içerikten anladıklarını aktarmalarına engel olduğunu anladım. Yazı yazmak pek çok öğrenci için düşüncelerini boşaltabilecekleri bir şablondan ziyade, bu tür bir şeffaflığın önüne konmuş bir engel gibiydi.

Aynı fikir değişikliğini, dersi sınıfa doğrudan anlatma konusunda da yaşadım. Okuduklarıma ve bana anlatılanlara göre bu yöntem sınıfımda işe yarıyor gibi görünüyordu. İster bir şeyin nasıl yapılacağına dair kısa bir ders olsun, isterse tam 15 dakikalık bir ders anlatma olsun, öğrenciler doğrudan anlatmaya tepki veriyorlar ve anladıklarını daha ayrıntılı açıklayabiliyor gibi duruyorlardı.

Üstelik bu yöntem okulun çok belirgin ve açık öğrenme hedeflerine uyduğu gibi, öğrencilerle daha güçlü ilişkiler kurmamı sağlıyordu ve bunun karşılığını sene boyunca alıyordum. Kompozisyon ve doğrudan anlatım konusundaki fikirlerim sınırlı tecrübeme dayanıyordu. Sınırlıdan ziyade, neredeyse olmayan tecrübeme… Bu yüzden, öğretmenlikteki üçüncü yılımda kompozisyonları bir sınav aracı olarak kullanmayı bıraktım, ders anlatımlarını da soru cevaplarla tamamlanan, süresi belirli oturumlara dönüştürdüm.

Öğretmenlik araçlarınızı taşıdığınız alet çantanızda belki de ters ya da yanlış bir araç vardır ve onu henüz görmemiş olabilirsiniz. Bu gayet mümkün.

Pek çok açıdan, “doğru” ya da “yanlış” diye bir şey yok, sadece çeşitli düzeylerde öznellik ve uyum meselesi bulunuyor.  Fikrinizi değiştiriyorsanız, örneğin teknolojinin bir şeyler öğrenmedeki rolü, ideal ders şablonu ya da proje tabanlı öğrenme ürünlerini en iyi kimlerin dinleyeceği gibi konularda farklı şeyler düşünmeye başlıyorsanız, bu sizin büyüdüğünüzü gösterir.

Siz sadece her gün önünüze gelen kurallı ya da kuralsız veriye tepki veriyorsunuz. Sistematik olmayan veriler, veli toplantıları, okuma yazma oranları, sınav sonuçları ve daha binlerce husus… Çevrenizdeki dünyada gelişen teknolojiye tepki veriyorsunuz. Doğal becerileri ve ilgileri proje tabanlı öğrenmeye kayıyormuş gibi duran yeni kuşak öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere değişiyorsunuz. Portal 2 gibi bir oyunun bilişsel zorluklarını görüyor, öğrencilerinizle paylaştığınız sınıfta, küçük bir yer bile olsa, oyun temelli öğrenme için bir alana yer açılıp açılamayacağını düşünüyorsunuz. (Artık oradan “sizin sınıfınız” olarak söz etmiyorsunuz.)

En iyi öğretmenler fikir değiştirirler çünkü her şey değişir. Her şey bir yana, 21inci yüzyılda bir şeyler öğrenmek, çeşitlilik, bağımlı olmamak ve belli bir şekle bağlı kalmamayı gerektiriyor. Teknoloji, kültür, akademik standartlar, değerlendirme formları ve daha üst düzeyde eğitimin maliyeti ve biçimi sonsuzca evriliyor.

Bu, en güçlü arabulucu olarak sizin de değişmek zorunda olduğunuzu gösteriyor.

Kaynak: http://www.teachthought.com/pedagogy/why-the-best-teachers-change-their-minds/

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim