Bu haber kez okundu.

EL YAZISI VE KARŞILAŞILAN SORUNLAR

Benim yaşıtlarım çok iyi hatırlayacaklardır. Eskiden biz bu yazıyı kullanmıştık zaten. Ama biz haftada bir iki ders olarak görmüştük. Hatta dersimizin adı bile vardı… Güzel yazı dersi. Sadece bir iki ders olduğundan özel defter alırdık. Özenerek yazardık. Çoğu zaman eğlenceli de gelirdi. Yıllar geçti, eğitim sistemleri değişti. Tabii bu değişime yazının karşı koyması imkansızdı. Her şey değişir de yazı sisteminde değişiklik yapılmazsa olur muydu? Yeni sistemde üç kere 1. Sınıf öğretmenliği yapmış birisi olarak bu konudaki deneyimlerimi yazmak istiyorum.

Bitişik El Yazısına Geçişimiz…

 
Bitişik eğik el yazısına geçildiğinde bu yazı sistemini anlatmak için bizlere seminer vermişlerdi. Faydalarından bahsetmişlerdi. Öve öve bitirememişlerdi. Çocuğun el kaslarının sert ve dik çizgilere uygun olmadığı, yumuşak ve eğik çizgilere daha yatkın olduğu söylenmişti. Hatta küçük çocukların karalamaları buna örnek gösterilmişti.

Eline kalem alan küçük çocuklar sarmal şekilde karalamalar yaptığı söyleniyordu. Yazının bitişik olması dolayısı ile daha akıcı ve hızlı yazacakları söyleniyordu. Hatta gazetecilerin genellikle not tutarken harfleri bitiştirerek yazdıkları örnekleri bile verilmişti. Bunun yanında bir de Avrupa’dan ve Rusya’dan çocukların yazdığı mektup sayfaları gösterilmişti. İçimizden inşallah bizim çocuklarda bunlar gibi yazar diye geçirmiştim.

Şu anda düşünüyorum. Acaba tüm Avrupa ve Rusya’daki yazılar böyle mi? Yoksa bize sadece güzelleri mi gösterilmişti? Bugün bazı sosyal medya hesaplarında öğretmenlerimizde çok güzel yazan öğrencilerinin yazılarını gösteriyorlar. İnsan imreniyor.

Bize Bu Yazı Sistemi Ne Kadar Uygun?
Burada genele bakmak gerekiyor. Sınıftaki öğrencilerin yüzde kaçı bu sistemde başarılı oluyor. Kendi sınıflarımızda güzel yazan öğrenciler tabii ki vardı. Özellikle bazı kız öğrencilerimiz “inci” gibi yazıyorlardı. Bunu gören öğretmenler ve o öğrencilerin velileri bundan çok memnun oluyorlardı. Ya diğerleri? Yazı yazmayı zaten sevmeyen genellikle erkek öğrenciler. Onlar için bir çile dönemi başlamış oldu. Hem onlara, hem öğretmenlere, hem de velilerine.

Bitişik eğik el yazısının gelin hep birlikte irdeleyelim.

Bitişik eğik el yazısı Türk Alfabe sistemine uygun değildir. Bizdeki harflerde nokta ve çizgi vardır. Öğrenciler bundan dolayı geri dönmek zorundadır. Örnek verecek olursak “bitişik” kelimesini yazacak bir öğrenci kelimeyi bitirdikten sonra mecburen geri dönmek zorundadır. “i” seslerinin üzerine noktaları koymak ve “ş” sesinin altına çizgisini koymak için geri dönmek zorundadır. Öğrenciler genellikle bu geri dönme işini unuturlar. Çünkü öğrenci geriye değil, ileriye gitmek için hedef koymuştur. Bir sonraki heceyi, kelimeyi yazmaya kendini şartlamıştır. Tekrar geri döner ve acaba nerelere, ne koyacaktım diye önce düşünür. Düşünürken birinci sınıfta heceyi veya kelimeyi tekrar bir kez daha okumak zorunda kalır. Bu öğrenci için bir zaman kaybıdır. Asıl bu yazıya geçmenin amaçlarından birisi seri ve akıcı yazmak iken öğrenci tam tersine zaman kaybetmiştir.
Çocukların el kasları bu dönemde zaten tam gelişmemiştir. Bir kelimeyi baştan sona kadar elini kaldırmadan yazmak çocuklar için zor gelmektedir. Birinci sınıfta her sesi yazdığında, kelimeyi bitirdiğinde, cümleyi tamamladığında mola alan bir çocuk için elini kaldırmadan bir kelimeyi bitirmek zor bir işlemdir. Yazılan yazılara dikkatli bakıldığında ellerini çoğu zaman kaldırdıkları çok rahat görülebilir. Çünkü el kaldırmadan yazılan bir yazıda kesinti yoktur. Kaldırıp tekrar başlandığında ister istemez sesleri birbirine tam bağlayamaz, arada kesikler, üst üste gelmeler gözlenecektir.
Bazı sesleri yazmak için çocuklar düz yazıya göre birden fazla el hareketi yapmak zorunda kalmaktadırlar. Bu sene büyük “L” sesinde bu hatadan dönülmüştür. Yine sosyal medyayı takip eden arkadaşlarımız büyük “L” sesinin yazılması için öğrencinin yapması gereken el hareketlerini hatırlayacaklardır. Yine bu sene bazı seslerin birleşme ve yazım yönlerinde değişiklik yapılmıştır. Sene ortasında MEB öğretmenlere bitişik eğik el yazısı ile ilgili anket bile yapmıştır. Bir nebze de olsa bu sistemin eksik veya yanlış yönleri yetkililer tarafından görülmüştür diyelim. Az zamanda çok iş yapmak varken, çok zamanda az iş yapıyoruz.
Öğrenciler genellikle özenmeden yazdıklarında sesler birbirine girmekte ve yazı hem kötü görünmekte, hem de okunamamaktadır. Veli yazılan yazıyı zaten okuyamaz, öğretmen seslerin yazım yönüne ve çocukların yazı şekillerine alıştığı için yazıları genellikle okuyabilir. Ancak bazı yazıları bırakın öğretmeni, öğrencinin kendisi bile okuyamaz. Öğrenciyi yanına çağırır; Oğlum-kızım burada ne yazdın? diye sorar. Öğrenci bir müddet yazdığına bakar, ne yazdığını okumaya çalışır, yazmış olabileceklerini hatırlamaya çalışır. En sonunda öğrenci ve öğretmen yakın bir tahminde bulunarak bu işi çözüme kavuşturur. Bu şekilde yaşadığım çok olay vardır. Özellikle dördüncü sınıfı okuturken resmi yazılılarda öğrencilerin hak kaybına uğramamaları için, puan verebilmek için yanıma öğrenci çağırdığım çok olmuştur.
Sınıfta hem bitişik eğik el yazısını, hem de düz yazıyı öğretmek zorunda kalıyoruz. Öğrenciye ses öğretimi yaparken bakın çocuklar bu “e” sesi diyoruz. Bir müddet sonra bu da “e” sesinin düz hali diye öğretiyoruz.(E – E) Zaten çocuk birinci sınıfın ilk dönemi dışında pek eğik harflerle karşılaşmıyor. Çevresindeki tabelaya bakıyor düz yazılmış, önünde giden arabanın plakasını okuyor düz yazılmış, televizyonda geçen alt yazıyı okuyor düz yazılmış… Bununla da kalmıyor kendi ders kitaplarının hepsi düz yazılmış. Dediğimiz gibi birinci sınıfın ilk döneminde mecburen eğik el yazısı ile yazılmış kitaplar arayıp buluyor ve öğrenciye sunuyoruz. Bunda da çok zorlandığımızı söyleyebiliriz. Bu kitaplarında çoğunda bir sayfası eğik el yazı, yan sayfasında aynı metin düz yazı ile yazılmış. Çünkü çocuk tüm hayatı boyunca kullanacağı düz yazıyı ne kadar çabuk öğrenirse o kadar iyi. Okurken düz yazı, ama yazarken nedense el yazı…
Olaya birde farklı açıdan bakalım. Biz sınıf öğretmenleri bitişik eğik el yazısını hem öğrettiğimiz için, genellikle de MEB yetkilileri öğrencilerin defterlerine bitişik eğik el yazısı ile yazmalarını istediği için neredeyse bitişik eğik el yazısını zorunlu koşarız. Hatta düz yazı ile yazan öğrenci ile karşı karşıya geldiğimiz bile olmuştur. Sonra bir bakarız, bir branş öğretmenimiz girmiş çocuklar isterseniz düz yazı ile yazabilirsiniz deyivermiş. Bunda bazı öğretmenlerimizin eğik el yazısı yazamamaları ve okuyamamaları büyük etken olabilir. İster istemez biz kötü öğretmen, diğerleri iyi öğretmen olmuştur. Daha da kötüsü çocuk sanki sadece ilk okulda bitişik eğik el yazısı yazmak zorunda imiş gibi gelir. Siz uğraşırsınız, çabalarsınız, saçlarınızı yolarsınız, kendinize zor hakim olursunuz iyi veya kötü bu yazıyı öğretmeye çalışırsınız. Zaten çocuk ortaokula geçtiğinde bu yazıyı artık kullanmaz olmuştur. Çünkü öğretmen zorunlu tutmamaktadır, sistem ortaokulda istediği gibi yazmasına çoktan müsaade etmiştir. Sonra da düşünürsünüz acaba boşuna mı gitti emeklerimiz?
Nasıl biz eskiden güzel yazı dersinde güzel yazmaya çalıyorsak, öğrencilerde düz yazıda güzel yazmaya çalışıyorlar. Onlara düz yazı yazmak daha cazip geliyor.
Son söz olarak bir uygulamanın artı ve eksilerine bakılır. Eğer artısı fazla ise uygulamaya devam edilir. Eksisi fazla ise uygulamadan vazgeçilir. Yanlışta ısrar etmenin gereği yoktur. Bu işi uygulayan, bu işin mutfağında olan öğretmenlere bu konu danışılmalıdır. Artık teknoloji çağında yaşıyoruz. İnternet var. Tüm öğretmenlerin (MEBSİS) katılacağı zorunlu bir anket düzenlenerek uygulama tekrar değerlendirilebilir.
Bu yazımızda “Bitişik Eğik El Yazısının” artı ve eksi yönlerini değerlendirmeye çalıştık. Yazımız hakkında olumlu veya olumsuz görüşlerinizi sayfanın altındaki yorum alanından bana yazabilirsiniz.


Kısa Bağlantı : http://blog.classloom.com/tr/bitisik-egik-el-yazisi-ve-karsilasilan-sorunlar/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber