Bu haber kez okundu.

Eğitimde Yeni Bir Yaklaşım: Empati ve Akademik Başarı

Şefkatin anahtarı yardım etme eğilimi göstermekle ilgilidir ve bu öğrenilebilir bir şeydir.
Karakter eğitimi ve ahlak öğretimine yönelik olarak etkin bir okul hareketi mevcuttur. Ancak çocuklara sadece ahlaki bilgilerin sunulması yeterli olmamaktadır; ahlaki inançlarımızı davranışlarımızla somutlaştırmamız gerekmektedir. Bunun yolu da empatiden geçmektedir. Temel olarak her biri ayrı beyin devrelerini içeren üç çeşit empati mevcuttur. Bunlardan ilki bilişsel empatidir; diğer insanların dünyayı nasıl gördüğünü, onun hakkında neler düşündüklerini, alglarını ve zihinsel modellerini anlamamızı sağlar. Söyleyeceklerimizi karşımızdakinin en iyi şekilde anlayabileceği haliyle şekillendirmemize yardımcı olur.
İkincisi duyuşsal empatidir; diğer insanların nasıl hissettiği ile ilgili olarak anlık içsel bir duygu geliştirmemizi sağlayan, beyinden beyine kurulan bir bağlantı olarak düşünülebilir. Diğer insanlarla ilişkilerimizde kimyanın tutmasını sağlamaya yardımcı olur.
Bu iki empati türü de şüphesiz çok önemlidir, diğer insanlarla anlaşabilmemizin anahtarıdır, ancak şefkat için yeterli değildir. Üçüncü empati türü teknik olarak empatik ilgi olarak isimlendirilmiştir; doğal olarak empatik eylemlerle sonuçlanır. Diğer iki empati türünden farklı olarak, eski çağlardaki memeli hayvanların şefkat ve ebeveynlik özelliklerini temel almaktadır ve bu özellikleri beslemektedir.
Bu sonuncu empati türü “müşfik sınıf” olarak adlandırılan bir yapılanmayı önerir. Bu sınıfta öğretmen iyiliği somutlaştırır ve modeller, öğrencileri ile yakından ilgilenir, aynı tutumun öğrencileri arasında gelişmesi için de onları cesaretlendirir. Böyle bir sınıf ortamı hem bilişsel hem de duyuşsal öğrenme için en iyi atmosferi sağlar.
Öğrenme, en iyi öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri, desteklendikleri ve önemsendikleri, yakınlığın ve ilginin hissedildiği sıcak ortamlarda gerçekleşir. Böyle bir ortamda çocukların beyinleri optimal bilişsel verimlilik seviyesine çok daha kolaylıkla ulaşır, bu da çocukların diğerlerini önemsemelerine yardımcı olur.
Bu tarz ortamlar, en çok erken yaşta yoksunluk, istismar ve ihmal gibi deneyimlere maruz kalmış, yaşamlarında yanlış yola sapma olasılıkları yüksek olan çocuklar için önem taşımaktadır. Yapılan çalışmalar risk altındaki bu çocuklardan başarılı olanların hayatlarında genellikle gidişatı değiştiren şefkatli ve ilgili bir yetişkin olduğuna işaret etmektedir.
Eğer bu kişilere farkı neyin yarattığını soracak olursanız, alacağınız cevap çoğunlukla onları gerçekten fark eden, anlayan, önemseyen, onlardaki potansiyeli gören bir öğretmen üzerine yoğunlaşacaktır. Böylesine müşfik ve içten ilgi sadece sınıf ortamında değil, tüm okul hayatı boyunca önemini korumaktadır.
Öğretmenlerin kendilerini güvenli bir ortamda hissedebilmeleri için yöneticilerin de öğretmenleri önemsemesi gerekmektedir. Kendinizi güvende hissettiğinizde, zihniniz en verimli haliyle işler. Bu durumda, akıllıca riskler alabilir, yenilik yapabilir, yaratıcı olabilir, daha hevesli ve daha motive hissedebilir ve diğer insanlara karşı daha duyarlı olabilirsiniz.
Daha üzgün olduğumuzda ise kendimiz üzerine daha çok yoğunlaşırız. Etrafımızdaki insanlara ve olgulara karşı duyarsızlaşır, sadece kendimiz üzerinden düşünürüz. İçsel dünyamızı kontrol edebildiğimizde diğerlerine karşı içten bir ilgi ile yaklaşabilir ve en iyi halimizle işlev gösterebiliriz. Bu öğretmenler, ebeveynler, yöneticiler ve çocuklar için de geçerlidir.
Stanford ve Emory Üniversiteleri gibi bazı araştırma merkezleri iyilik ve ilgiye yönelik tutumu geliştiren programlar için pilot çalışmalar gerçekleştirmektedir. The Mind and Life Institute bu çalışmaların bulgularını değerlendirerek elde edilen bilgileri küçük yaştaki öğrencilerin öğretim programlarına uyarlayabilecek bir eğitimci ve araştırmacı ağı oluşturmuştur. Başlangıç olarak birinci ve ikinci sınıflar düşünülmüştür, sonrasında ise takip eden sınıflar için programın uygun sürümleri hayata geçirilecektir. Örneğin, bu programda yer alan bir öğretmen öğrencilerine “diğer çocuklar da aynı benim gibi” düşüncesini benimsetmelidir. Çocuklar, ortak acılarını ve umutlarını, korkularını ve öfkelerini, iyiliklerini ve sevilme ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmaları konusunda bilgilendirilecektir. Diğerlerinin nasıl hissettiği ve dünyayı nasıl gördüğü ile ilgili böylesine genişletilmiş bir görüş, olumsuz kalıplara sokmaya ve zorbalığa neden olabilecek tek yönlü görüşe panzehir etkisi gösterebilecektir. Son olarak, bunlar deneysel olarak test edilmiş yöntemlerdir, iyiliği aşılayan bu program eğitimde bir gelişim seviyesi olarak düşünülmelidir. Çocukların önemseme ve ilgi gösterme kapasitelerini arttırmak, diğer bir deyişle empatik eylemler içinde bulunmalarını sağlamak sosyal ve duygusal öğrenmenin bir sonraki basamağı olma yolunda ilerlemektedir.
Kaynak: http://www.tedmem.org/mem-notlari/egitimde-yeni-bir-yaklasim

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber