Bu haber kez okundu.

Eğitimde Aile Vazgeçilmez Unsur

Yeniden Büyük Türkiye'de “Veli

Günümüzde bilgiyi bilince dönüştürme sanatı olarak tanımlanan eğitimin, artık okulla eşgüdüm

içerisinde öncelikli olarakvelilerden başlatılması eğitim kurumlarınınkendilerinden beklenen misyon

ve vizyonu gerçekleştirmesinde en temel koşul olarak görülmektedir.

Evin okula yakınlaşması ile çocuğun eğitimine ilişkin her türlü iş ve işlemin koşulsuz ve

sorgulanmadan okula ya da öğretmenlere bırakılmasını öngören yaklaşım terk edilerek velinin eğitim

sisteminin merkezine öğrenci ile beraber konması geç kalınmakla beraber olumlu bir adımdır. Zira

çocuğun okula başlayıncaya kadar kişiliğinin oluşmasında ilk ve en önemli sosyal çevresi olan

velinin, çocuk yetiştirme üzerine bilgi, beceri ve tutumlarının yeterli olması eğitimden beklenen

çıktıların alınmasında hayati öneme haizdir.

Bu konuyla ilgili olarak velilerin yaygın anne baba tutumları, aile içi ilişkiler, öğretim

yöntemleri, öğrenme stilleri, okul ve çevre ilişkisi, sosyal ve kültürel etkinlikler, öğretmen -

veli, öğrenci - veli, yönetici - veli ilişkileri, ergenlik döneminde gelişim, ergenlerde dini tutum

ve davranış, din eğitiminde pedagojik yaklaşımlar, çocuklara iman ve ibadet öğretimi, ölçme

ve değerlendirme, eğitim yönetimi vb. konularda uygulamalı eğitim programları tasarlanarak

kararlılıkla uygulanmalıdır.

Ayrıca çocuklarının eğitimine ilişkin olarak yalnızca sınavlarda alınan not yerine çocuklarının

bilgi, beceri, değer ve tutumlarına ilişkin edindiklerini ortaya çıkaran yaklaşım doğrultusunda

değerlendirme yapmalarına yönelik eğitimlere de yer verilmelidir. Geleceğimiz olan çocuklarımız

için herhangi bir dersten alınan nota göre sıralayarak onlara değer biçen yaklaşımdan uzaklaşmayı

sağlayacak her türlüadıma destek verilmelidir.

Yapılandırılmış eğitim programları ile uygulamalı eğitimlere tabi tutulan veliler, Yeniden

Büyük Türkiye'nin geleceğini inşa edecek olan gerçek zenginliğimizi oluşturan çocukların,

gelişimlerine doğru ve yerinde katkı verebileceklerdir. Zira bir ülkenin gerçek zenginliği merkez

bankasının kasalarındaki döviz ya da kıymetli maden rezervleri değil, beşeri sermayesini oluşturan

kalifiye insan gücüdür.

Kalifiye insan gücünün yetiştirilmesinde en az aile, okul ve çevre kadar hesaba katılması

gereken önemli bir unsurda çocuklarımızı duygularından ve gençliklerinden yakalayanmedya

iletişim araçlarıdır. Bu durum geleneksel eğitim öğretim faaliyetlerinden tevarüs edilen velilik

anlayışının da ciddi olarak gözden geçirilmesini zaruri hale getirmektedir. Aksi halde çocuklarımızın

maruz kaldığı etkileşim ağı ile korkularımızdan emin umduklarımıza nail olabilmemiz pek mümkün

görülmemektedir.

Geleneksel velilik yöntemini zorlayan bir başka durum da bu dönemde çocukların, gençlerin

taleplerini daha net cümlelerle ifade etmekte bir beis görmemeleridir, görmemelidirler de. Şunu

söylemek ayıptır, saygısızlıktır gibi zaman zaman susturma ve sindirme yolu olarak da görülen

yöntemi Yeni Türkiye'nin gençliğine uygulamak doğru sonuç vermemektetir. Sadece yasaklayarak

sonuç almaya çalışmak çoğu zaman istenmedik sonuçlar verebilmektedir. Öğrencinin ihtiyaçlarını

karşılayabilecek donanımda olabilmesi için yaşadığı, etkilendiği çevreyi iyi etüt etmek görevi de “iyi

insan” yetiştirmeyi hedefleyen veliye düşmektedir.

Bizim zamanımızda...” diye başlayan cümlelerden bu günü yaşayan ve geleceği planlamasını

beklediğimiz gençlerin hiç mi hiç hoşlanmadıklarının da bilinmesi gerekiyor. Dünyada üç-dört asırda

gerçekleşemeyen teknolojik gelişmelerin, son yirmi-otuz yılda herhangi bir ayıklamaya tabii

tutulamamaksızın özellikle gençlerin bütün çevrelerini sarıp sarmalaması, günümüzde kuşak

çatışması da denebilecek sorunu daha da derinleştirmektedir. Bu nedenle Yeni Türkiye'nin velileri

çocuklarıyla bir bütün olarak ilgilenmeli, bu donanıma sahip olmalı ve onları çevrenin pragmatik

tuzaklarıyla baş başa bırakmamalıdır. Bazı dizilerde olduğu gibi “en son babalar duyar'' tarzındaki

bir uygulama aile bütünlüğü için bir tehdit oluşturduğu gibi, annenin “aman baban duymasın”

tedbirinin de aslında gelecek için büyük bir tehlike olduğunun farkına varılması gerekmektedir.

Anne babalar çocuklarına arkadaş olmaktan daha çok, onlara iyi anne-baba olmak durumundadır.

Zira onların yeteri kadar arkadaşı var. Onların ihtiyaçları donanımlı, ölçülü, anlayışlı ebeveyne

sahip olmak, özellikle de kendisine olan sevginin sadece akademik başarıya, yaptıkları hataya,

çevreye karşı “Bizim çocuk da...'' diye başlayan başarı öykülerine bağlı olmadığını, kendilerinin

ebeveynleri tarafından koşulsuz sevildiklerini, başarılarının onların sadece mutluluğunu artırdığını

bilmeleridir.

Veli, bir taraftan da Kuran'ın mesajını insanlığa ileten ve bu mesajın ete kemiğebürünmüş hali

olan Hz. Resul'ün diliyle “Hepiniz çobansınız, hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz...”

hadisini bütün derinliği ile incelemeli, sindirmelidir. Zira bizim aile ve toplumsal hayatımızın

temel dinamiklerini İslami değerler oluşturmaktadır. Günümüzde velilik başka kültürlerin toplum

hayatımıza hâkim olmasını engellemek gibi bir fonksiyona da sahip olmak durumundadır.

Yeni Türkiye'nin velileri artık, sadece sınav kazanan çocuk yetiştirmeyi mi istiyorlar?

Yoksa önce ‘iyi insan olma' yı hedefleyen sonra da sınav ve meslek başarısını hedefleyen çocuk

yetiştirmeyi mi istiyorlar buna karar vermeliler. Öğrencinin akademik başarısı okulda öğretmenlerce

ve merkezi sınavlarla ölçülmektedir. Eğitim alanıyla ilgili “iyi adam olma'' yolundaki gelişimin de

“insan davranışlarının ölçüsü olarak” değerlendirebileceğimiz ahlak terazisinde bütün toplumun

huzurunda ölçüldüğünü, çıkan sonucun veverilen karnenin çocuktan daha çok anne babanın

başarısını gösterdiğini unutmaması gerekiyor Yeni Türkiye'nin velilerinin...

Ahmet ÖZER

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber