Bu haber kez okundu.

Eğitim Programlarında Barış Eğitimine Yer Açılmalı

Dış politikada yürütülen “komşularla sıfır sorun” politikasının ve bir yandan da içerideki “çözüm sürecinin” tıkanması sonucunda ortaya çıkan durum, uzun soluklu bölgesel bir krizin, çatışmanın, savaş ortamının parçası olduğumuzu çok net bir şekilde hatırlatmış oldu. Toplumdaki “kutuplaşma” giderek artıyor. Bunun yanı sıra medeniyetler arası çatışmalar giderek belirgin hale geliyor. Bir yandan iç gündem bir yandan dış gündem insanlar üzerindeki gerilimin artmasına neden oluyor. Çatışma, kavga, şiddet, savaş hepimizin doğal gündemi olmuş durumda.

Eğitimciler olarak proaktif bir şekilde bu gündeme müdahale etmemiz ve bu gündemlerin hiçbiri yaşanmıyormuşçasına çiçeklerle bezenmiş sınıflarımıza gömdüğümüz kafalarımızı kaldırmamız gerekiyor. Öncelikle eğitime yön veren kurumların, sonrasında bireysel olarak eğitimcilerin barış eğitimini gündeme alması gerekiyor. Şu anda okullarda olan kuşağa ve o kuşağa temas eden yetişkinlere hızlı, düzenli ve uzun soluklu bir şekilde barış eğitimi vermezsek, çatışmalarını barış yoluyla değil çatışma ve şiddet yoluyla çözen bir toplum olmaya devam edeceğiz.

Bu bağlamda UNICEF’in 1999 yılında yayınladığı barış eğitimi kitapçığının “Barış Eğitimini Tanımlamak” başlıklı bölümünün bir kısmını aşağıda özetleyeceğim.

Barış Eğitimi Nedir?

UNICEF’e göre barış eğitimi; çocukların, ergenlerin ve yetişkinlerin; kişilerarası, gruplararası, ulusal ve uluslararası düzeyde

görünen veya yapısal şiddeti önleyen,
çatışmaları barışçıl bir biçimde çözebilen,
barışa imkan veren şartları yaratabilen
bireyler olmanın göstergesi olan davranış değişikliklerini yaratacak bilgi, beceri, tutum ve değerleri yaratma sürecidir.

Bu tanım, UNICEF’in gelişmekte olan ülkelerde yürüttüğü Barış Eğitimi Programındaki uygulama deneyimleri sonucunda gelişen fikirlerin birleştirilmesi sonucunda ortaya çıktı. Ayrıca, bu tanım bu alanda çalışan pek çok kuramcının düşüncelerini yansıtıyor.

Bu tanımdaki “eğitim” kavramı, çocuklarda veya yetişkinlerde davranış değişikliğine yön verecek bilgi, beceri, tutum ve değer gelişimine yardımcı olacak (okulda veya okul dışındaki) bir sürece gönderme yapıyor. Buradaki anahtar kelime “süreç”.

“Barış ise sadece gözle görülen şiddetin yokluğu (Negatif Barış) anlamına gelmez. Barış, negatif barış içeriğinin yanı sıra Pozitif Barış‘ın varlığı için olmazsa olmaz olan sosyal, ekonomik ve politik adaletin sağlanmasını ima eder” (Hicks,1985). “Yapısal Şiddet”, pek çok çatışmanın kökü olan yoksulluk, ayrımcılık, fırsat eşitsizliği gibi konulardaki adaletsizlik için kullanılan bir kavramdır. Yapısal şiddet barışın önündeki en önemli engellerden biridir. Örneğin, 6 milyonluk Romen nüfusunun Cumhuriyet tarihinde ilk defa milletvekili çıkarıyor olması yapısal şiddetin göstergesidir. Yüzde 10 barajının altında kalan siyasi partilerin Mecliste söz hakkı bulamıyor olması yine yapısal şiddettir. Çocuğunu okula gönderme şansı olmayan aileler, yapısal şiddeti en derinden hisseden kişiler olabilir.

UNICEF’in barış eğitimi tanımının ve barış eğitimi çalışmalarının temel bir kabulü var: Çatışmaların barışçıl çözümü ve kişilerarası veya toplumsal, görünen-yapısal şiddetin önlenmesi, küresel çapta eğitim yoluyla sahip çıkılması gereken pozitif bir değerdir.

Nitelikli Bir Temel Eğitimin Olmazsa Olmaz Parçası: Barış Eğitimi

Barış eğitimi, UNICEF’in nitelikli bir temel eğitim vizyonunun tamamlayıcı bir öğesi. 1990 yılında yayınlanan Herkes İçin Eğitim Dünya Beyannamesi’ne göre, temel eğitim okuma-yazma ve matematik gibi teknik bilginin yanı sıra onurlu, saygın bir şekilde yaşamı devam ettirebilmek için gerekli olan bilgi, beceri, tutum ve değerleri de içermelidir.

Beyannamede, eğitimin bu içeriğe sahip olabilmesi için sosyal adaletin, barışın ve farklılıkların kabulünün sağlanmasının sorumluluğunun üstlenilmesi gerekliliğine vurgu yapılıyor. 1990’dan beri pek çok sayıda UNICEF dokümanında, barışçıl bir dünyada yaşamak için gerekli olan temel eğitimin bilgi, beceri, tutum ve değerleri kapsayan bir süreç olduğu vizyonu tekrarlanıyor.

Sugata Mitra’nın dediği gibi çocukları uluslararası düzeyde okuma, yazma ve matematik bilgisi olan birer bilgisayara dönüştürmek yeterli değil. Onların aldıkları temel eğitimin nitelikli olması demek, bu eğitimin mutlaka barışçıl bir ortam sağlaması ve ilgili bilgi, beceri, tutum ve değerleri güçlendirmesi demek aynı zamanda. Bu olmazsa olmaz…

UNICEF barış eğitiminin, sadece acil durumlar yaşayan veya savaş halinde olan ülkelerde değil, bütün toplumlarda kendine yer bulması gerektiğini ileri sürüyor. Çünkü, sürekli devam eden bir davranış kalıbında değişiklik oluşması ancak uzun süreli bir eğitimin ardından gerçekleşir. Etkili bir barış eğitimi için uzun soluklu bir sürece ihtiyaç var, kısa süreli bir müdahale ile ortadaki bu sorun çözülemez. Bir yandan okul ve bir yandan da diğer öğrenme ortamlarında barış eğitiminin temelleri atılırken, toplumun bütününe yayılan uygulamalara yer verilmeli.

Müfredat Ve Barış Eğitimi İlişkisi

Barış eğitimi, programdan ayrı bir “konu” veya temel eğitimden ayrı bir girişim olarak ele alınmamalı. Bunun yerine barış eğitimi, bütün eğitimsel deneyimlerde ana damar haline dönüşen bir süreç olarak yorumlanmalı. Haftalık 2 saat beden eğitimi dersi, 2 saat müzik dersi, 2 saat barış eğitimi dersi gibi bir uygulama, kanser hastasının tek bir aspirin içerek iyileşmeyi denemesinden farksızdır. Bilgi, beceri, tutum ve değer dörtlüsü birleşerek kişinin varoluşuna yön verir. Varoluş biçiminde köklü bir değişiklik için okul kültürüne yerleşmiş ve okuldaki her nefeste kendini belli eden bir iklim yaratmak gerekir. Bunun için sosyal yapının küçük bir örneklemi olan okulda; görünen ve yapısal şiddetin ortadan kaldırılması, sosyal adalet, farklılıkların kabulü ve barış gibi kavramları görünür kılan uygulamalara yer verilmesi gerekir.

Barış eğitimi, yerel veya global ölçekte, görünen veya yapısal düzeydeki bütün çatışma ve şiddet formlarının önlenmesi ve çözülmesini amaçlamalı. Bu bağlamda barış eğitiminin müfredat dışı bir etkinlik olarak algılanması mümkün değil.

Uygulama Adımları: 8 Adımda Barış Eğitimi

UNİCEF’in programı aşağıdaki adımları takip ediyor. Bu adımlarla okul ikliminin ve müfredatın ortasına yerleştirilen barış kavramının yavaş, tutarlı ve uzun bir süreçte çocuklar, eğitimciler ve ailelerin hayatında bir tutuma, bir değere dönüşmesini sağlamaya çalışıyorlar.

Konunun farkına varmak (barış ve çatışma)
Konuyla ilgi duymaya başlamak
Konuyla ilgili bilgileri ve becerileri edinmek
Yeni tutum ve değerler konusunda motive olmak
Eyleme geçmeyi planlamak
Yeni davranışları denemek
Yaptığı denemeyi değerlendirmek
Önerilen davranışı uygulamaya devam etmek
Sözün kısası, birine/birilerine kızgın olabiliriz ya da “onları” bir kaşık suda boğma hayali kuranlarımız da olabilir, ama çocuklar için barışmayı öğrenmemiz gerekiyor. Çocuklar için elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Toplumsal barış, eğitimcilerin ve eğitim kurumlarının öncelikli gündemi olmak zorunda.

Yılmaz Erdal

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber