Bu haber kez okundu.

Eğitim Fakültesinde Öğrenmediğim Şeyler

Okulun ilk haftasında birinci sınıf öğretmenlerimden birine öğretmenlikle ilgili en önemli tüyolarının ne olduğunu sordum. Neleri hiç beklemiyordun? Üçüncü sınıf öğrencilerinden ne öğrendin? Bunların ne kadarına eğitim fakültesindeki eğitiminden hazırdın, hangileri sürpriz oldu?

1. Uyum sağlamak zorundasınız, sonra daha fazla uyum sağlamak zorundasınız. 

Abigail: Planladığım yönergeye hazır olmayan 23 öğrenciyle ders yapmak zor. Sınıfta bu 23 öğrenciyle yaklaşık 20 dakika ders yapabiliyorsunuz.

Kısa bir süre sonra grup etkinliklerinde bazı öğrencilerin beni takip edemediğini fark ettim. Bu yüzden planlarımı değiştirmek zorunda kaldım, tepki verirken daha esnek ve sakin olmayı öğrendim. En büyük başarım esnek davranmak olabilir. Bir şey yolunda gitmiyorsa yöntemi değiştir ve başka bir şey dene! Başarısızlık, pes etmek anlamına gelmiyor, ilk seferinde denemediğim başka bir yöntem uyguladığımı gösteriyor.

Josh: Kendine haksızlık etme. Öğrencilerin programlarına uyum sağlamayı öğrendikçe güdümlü yönergelerin ve farklılaştırmanın değerini anlayacaksın. Gruplarını esnek tutmaya ve yönergeleri öğrencilerin farklı ihtiyaçlarına göre kişiselleştirmeye çalış. Bu çok zor geliyorsa yavaş yavaş yap. Önce bir istasyonda başla, onu model olarak al, öğrencilerin pratik yapmasına izin ver ve onlara geri bildirimde bulun. Unutma, en çok öğrenen en çok çalışandır.

2) Düzenli olmak çok önemli.

Abigail: Başlangıçta kâğıtları saklamak için dokuz dosya almıştım, bunların yeteceğini düşünüyordum. Ama şimdi bir şato dolusu dosyam olsa bile bunun yetmeyeceğini anlamış durumdayım. Beş dakikada bir başka bir ders notu, resmi bir belge ya da öğrenci çalışmasıyla ilgili olarak bir post-it kâğıdına not almaya elim gidiyor. Bütün bu kâğıt işleri, düzenleme becerilerimi geliştirmem gerektiğini gösteriyor.

Josh: Düzenli olmak elbette önemli. Çocuklarla ilgili notlar, veli/öğretmen iletişimi, günlük takviminiz, dağ gibi yığılan sınav kâğıtları… Bunların hepsinin uygun bir yerde durması gerekir. Ders yılı içinde bazı haftalar düzenleme işleri için daha müsait olur. Deneyimli öğretmenlerden, onların uyguladığı yöntemleri öğrenip kendi yöntemini geliştirebilirsin. On beş yıllık öğretmenim ve ben de hâlâ yöntemlerim üzerinde çalışıyorum!

3) Herhangi bir profesyonel spor dalında karşılaşabileceğinizden daha fazla yaralanmayla karşılaşıyorsunuz.

Abigail: 304 nolu derslikteki üçüncü sınıf öğrencilerimden şöyle ifadeler duyuyorum: “Gözüm yanıyor.” “Yanağım acıyor.” “Kolumu salıncakta sıkıştırdım.” “Dizimi çarptım.” “Arkadaşım beni itti.” “Boğazım ağrıyor.” “Elimi kâğıt kesti.” “Başım acıyor.” Neyse ki kâğıt havlu ve su var. Vakaların yüzde 99′unda ikisi mucizevi bir tedavi yerine geçiyor!

Josh: Doğru! Bak ne kadar çabuk öğreniyorsun! Burada en önemli şey, çocukların dikkatinin mümkün olduğunca az dağılması için elinden geleni yapman. Bu “acil durumların” hangisiyle gerçekten ilgilenmen gerektiğini, hangilerinin de ıslak mendil ve bir bardak suyla geçebileceğini ayırt etmeye çalış.

4) Planladığınız “mola” sanki bir dakika sürüyor.

Abigail: Tatlı çocuklarımı harika etkinlik öğretmenlerine bırakıyorum ve etkinlik sonunda onları almaya gittiğimde aradan sadece bir dakika geçmiş gibi geliyor. Onlar etkinlikteyken sonu gelmez yapılacaklar listemdeki maddeleri tamamlamaya uğraşıyorum. Zamana karşı yarışıyorum. Ama kendime sınırlar koymamın ne kadar önemli olduğunu anladım.

Hem bir sınıfım hem de kişisel önceliklerim var. İkisi arasında, birbirini işgal etmeyecek şekilde bir sınır çizmem gerekiyor. Sınıftan ve yapılacaklar listesinden yarım saatliğine uzaklaşıp yürüyüş bandına çıkarsam daha iyi bir öğretmenlik yapabileceğimi biliyorum.  Kendime ayırdığım zamanda tazelenirsem öğrencilerimi daha çok seveceğim. Yapılacaklar listemde hâlâ eksik maddeler kalsa bile…

Josh: İşle özel hayat arasında denge kurmak zordur. Sen bunun önemini anlamışsın. Gelişmeye açık bir zihin yapısına sahip olmak, düşünerek, sürekli ve küçük adımlarla ilerlemeyi gerektirir. Tükenmemek için zihnimizi, kalbimizi ve ruhumuzu gözetmeliyiz. Öğrencilerin ve mesleğin seni hep formda görmeli.

5) Öğrenciler sevgilerini göstermeyi çok seviyor.

Abigail: Öğrencilerimin bana sarılarak sevgilerini göstermesine çok şaşırdım ve sevindim.

Evet, belki öğretmenler çok iyi maaş almıyorlar ama öğrenciler sarılmalarıyla bunu telafi ediyor. Bir çocukla kurduğunuz ilişkinin değeri parayla ölçülemez. Bu çocuklar tüm hikâyeleri, aileleri, anıları, hayatları ve kalpleriyle, oldukları gibiler. Bana sarılarak sundukları cömert sevgiyi gördükten sonra onlardan ayrılmayı hayal dahi edemiyorum.

Josh:Maya Angelou, “İnsanlar sizin ne dediğinizi ve ne yaptığınızı unuturlar ama sizin onlara ne hissettirdiğinizi asla unutturmazlar” diyor. Bir öğretmen olarak zorluklar yaşayacaksın. Yirmi küsur çocuğu daha iyi hayatlar sürebilmeleri uğraşıp didinmek çok zorlu olabilir ama onlar üzerindeki etkin muhtemelen tahmin ettiğinden fazla olacaktır. Bu olağanüstü sorumluluğu dikkatle üstlen, öğrencilerinin koşulsuz sevgilerine tereddütsüz karşılık ver. 

Oakland İlkokulu’nda üçüncü sınıf öğretmeni olan Abigail Dahlman, Furman Üniversitesi’nden yeni mezun oldu ve bu yıl Abigail’in öğretmenlikteki ilk yılı. (@abigaildahlman)

Oakland İlkokulu müdürü olan Dr. Josh Patterson, Furman Üniversitesi ve Güney Carolina Üniversitesi mezunu. (@ACE_Patterson)

Kaynak: http://www.teachthought.com/pedagogy/college-never-taught-teaching/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber