Bu haber kez okundu.

Eğitim Çağdaş Gidişi İzlemelidir!

Pedagoji tarihi incelendiğinde günümüze dek birçok eğitim sisteminin denendiği, idealist bir eğitim sistemi ile...


Pedagoji tarihi incelendiğinde günümüze dek birçok eğitim sisteminin denendiği, idealist bir eğitim sistemi ile dersliğin ve dersin olmadığı, zilin olmadığı, kalmanın ve geçmenin olmadığı bir sistemin bile yerini klasik eğitimlere bıraktığını görmekteyiz.


Amerika’da ve İngiltere’de Winnetka sistemi denen bir sistemle okullarda derslik yerine laboratuar, dersin yerine laboratuardaki alan öğretmeninden alınan çalışma konuları alınan, devam mecburiyeti olmayan, zilin, notun olmadığı, bu nedenle kalmanın ya da geçmenin olmadığı, not baremi yerine biliyor ya da bilmiyor değerlendirmesi ile tam öğrenme metodunun uygulandığı  bir sistemden söz etmek istiyorum.


Bu sistemde sekiz sınıflı bir ilköğretim okuluna gittiğinde sekiz sınıfın derslerinin belirlendiği, her dersin bir laboratuarının olduğu ve burada görevli öğretmen ya da eğitmenlerin olduğu bu okulda  çocuk okula başladığında sekiz yılda hangi derslerden hangi konuları hangi yıllarda alacağının kendisi tarafından belirlendiğinden  çocuk ilgi duyduğu birinci sınıfın, ikinci sınıfın ya da birden fazla sınıfların konularını alıp hazırlanıyor ve laboratuarlarda değerlendiriliyor. Yani sekiz yıllık bir okulun matematik derslerini beş yılda, dil dersini dört yılda diğer derslerinde tamamını yedi yılda tamamlarsa bu okulun diplomasını almaya hak kazandığı bir sistem bu.


Devam mecburiyeti yok bu okulda. Ders saati de yok. Zil yok. Not yok.  Konularını hazırlayan çocuk değerlendirmeye alınıyor ve kendisine not yerine biliyor ya da bilmiyor şeklinde bir değerlendirme yapılıyor. Yani tam öğrenme metodu uygulanıyor.


Mantığını şöyle açıklıyor bu sistemin yetkilileri  beyin cerrahi alanında okuyan birisi yüz not bareminde elli bir ya da yetmiş puanla mezun olursa ameliyat sırasında o bilemediği %30 alandan bir durumla karşılaşınca ne olacak? O öğrencinin tam yetişmesinin sağlandığı halde belli bir yüzde ile değil, biliyor ya da bilmiyor şeklinde bir değerlendirme ile yetişmesinin gerekçesini açıklıyorlar.


Müzik alanında eğitim alan birinin çaldığı enstrümanı tam çalmalı, okudu parçayı notasına uygun okumalıdır. Aksi halde ne olacağını tahmin edersiniz. O halde tam öğrenmeli ve ya biliyor alıp sınıfı geçmeli ya da bilmiyor alarak aynı konudan yeniden değerlendirmeye alınmalıdır diyorlar.


Bu uygulamayı her sınıf, her ders ve her uygulama düzeyinde bu mantıkla uygulamış, bu özellikte İngiltere’de 1500 civarında okul açılmış, Amerika ve İngiltere gibi ülkeler bu sistemle Robert Kolejlerinde ki eğitimin temelini atmış ve uygulamışlardır.


Ülkemizde de Atatürk döneminde Atatürk’ün “Eğitim köklerini bu ülkeden almalı ve  çağdaş gidişi izlemelidir.” mantığı ve köy enstitüleri vasıtası ile her köyde açılan okullarda birleştirilmiş sınıflarda bu sisteme yakın uygulamalarla, iş eğitimi verilerek iş eğitiminin babası Pestalozzi’nin “Zihin, kalp ve el eğitilmelidir.”  ilkelerinden hareketle İsmail Hakkı TONGUÇ’un önderliğinde  tabiat bilgisi, fen bilgisi ve o ilin iklim şartları, sosyal ve kültürel şartları dikkate alınarak yapılan eğitim hamleleri ile  “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan” marşındaki durum gerçekleştirilmiştir.


Her ülkenin eğitiminin iyi yanlarını alarak en iyi eğitim sistemi oluşturma yanılgısından vazgeçmeli, Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan  uygulamaları güncelleştirerek köklerini bu ülkeden alan, bu ülkeye özgü ancak çağdaş gidişi izleyen, her hükümet ve bakan değişikliğinde değişmeyen bir eğitim politikasına ihtiyaç duyulmaktadır.


  Metin ÇANGA


Emekli Maarif Müfettişi

.egitimajansi.com



BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber