Bu haber kez okundu.

Dehanın 10’da 1’i yetenek, 10’da 9’u ÇALIŞMAKTIR!

Ünlü fizikçi Albert Einstein’ın yanılmadığına eminiz. Çünkü doğru yöntemlerle çalışan öğrencilerimizin tahminlerimizi bile zorlayan bir başarı ortaya koyduğuna defalarca şahit olduk. 2001 yılında ilk kez OKULİSTİK kullanan 8. sınıf öğrencilerimiz eğitim hayatlarındaki zorlu sınavları başarı ile geçtiler, geleceklerini şekillendirdiler ve faydalı bireyler olarak çoktan topluma karıştılar. Yılların bize kazandırdığı gurur duyduğumuz bu tecrübeden hareketle deneyimlerimizi sizlerle paylaşmaya, geleceğimizin mimarı olacak nesilleri birlikte yetiştirmeye devam etmek istiyoruz.
Velilerimizin eğitim yolculuğunda çocuklarına inanmalarının bir ön koşul olduğunu tekrar hatırlayarak başlayalım.
Peki çalışmaktan kastımız nedir? Gece gündüz nefes almadan, sürekli ders çalışmanın doğru bir yöntem olmadığını birçok bilimsel araştırma kanıtlamış durumda. Bu çalışmaların sonucu açıkca gösteriyor ki programlı çalışma, dersleri ağır bir külfet olmaktan çıkarmak için ailelerin bir an önce tanışması gereken bir yöntem. Günün sonunda hem derslerinde başarılı hem de vaktini etkin bir şekilde değerlendirdiği için sosyal hayatta da mutlu bireyler yetiştirmek istediğimize göre öncelikle uzman bir programa ihtiyacımız var demektir.
Öğrencilerimizin zamanları okul ve okul sonrası olarak ikiye ayrılıyor. Okullarda çocuklarımız günlük, haftalık ve aylık olarak takip edilen bir müfredat kapsamında eğitim alıyorlar. Bu müfredatın her bir başlığı bir amaca hizmet eder nitelikte hazırlanmıştır. Bu başlıkları KAZANIM adıyla sıkça duyuyoruz. Çocuklarımızın kişisel bakımlarını nasıl yapacaklarından, fen bilimlerinin tüm öğretilerine kadar her faydalı değer, eğitim sisteminde bir kazanım olarak belirlenmiş durumda.
Kazanımların tam anlamıyla öğrenilebilmesi için sınıf içinde öğretmenler tarafından etkinlikler düzenlenmektedir. Öğrencilerimizin duyarak, görerek, dokunarak, hayal gücünü kullanarak katılım gösterdiği bu etkinlikler süresince oyun, soru-cevap, deney, gözlem, örnek olay gibi farklı teknikler kullanılmaktadır. Okuldaki bu programlı çalışma, yıl boyunca her bir kazanım için devam etmekte ancak bu sadece OKUL içinde kaldığında öğrenilenlerin unutulma olasılığı ne yazık ki artmaktadır.
Her gün okuldan eve gelen çocuklarımızın birkaç saat ayırarak, okulları ile birebir paralel bir şekilde

 

bir pekiştirme yapması aldığı bilgileri gerçekten öğrenmesi için son derece önemlidir. Bu noktada öğrendiklerini pekiştirmesi ve uygulaması için iki yöntem hayal edin lütfen. Bir tarafta sadece defterdeki notlarını okuduğunu, diğer yöntemde ise hem okuma hem de izleme, duyma, interaktif soruları cevaplama gibi diğer duyularını da kullandığı bir metot uyguladığını düşünün. Tabii ki ikinci yöntem çok daha etkin olacak ve başarılı sonuçlar almasını sağlayacaktır. Aldığı verileri ezberlemeden gerçek bir bilgiye dönüştürmesini sağlayacaktır. Unutmayın, ezberlenen bilgiler unutulur, gerçekten öğrenilen bilgiler her zaman hatırlanır.

 

Kaynak: www.blog.okulistik.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber