Bu haber kez okundu.

Çocuklarla İletişim Sanatı ve Empati Dili
Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli yetişkinlerdir. Bir çocuk yorgunluğunu, kızgınlığını, kırgınlığını, öfkesini ve korkularını dile getirdiğinde anneden ve babadan hangi beklenti içerisindedir? O, hayatında ki en önemli yetişkinin o an için canını acıtan şeyi anlamasını ve onu meşgul eden, onun için önemli olan konularda dikkatlice dinlemesini ve empati kurmasını ister.”

Adele Faber ve Elaine Mazlishin’nin geliştirdiği iletişim metodu dünya çapında 40.000 ebeveyn tarafından kabul gördü. Geliştirilen yöntemin adı "empati dili". Bu yöntem çocuklarımız ile iletişimde doğru tonu bulmamızda yardımcı olur.

İletişim bir sanattır. “İletişim sanatının özünde anlaşılma yatar” der Konfüçyus.“ En geç çocuklarımızdan bir şey yapmalarını istediğimizde iletişim tekniklerinin önemini anlarız.

Ebeveyn çocuk arasında diyalog bozukluğunun nereden kaynaklandığını görebilmek için klasik bir örnek: Sevcan kendisinden geçmiş ve sinirli bir tonla “sınıf arkadaşıma şöyle bir tokat atmak geldi içimden defterimi elimden çekti ve tavana doğru fırlattı” dediğinde diyalogun ilk aşamasında ebeveyn olarak olaya açıklık getirmek isteriz fakat sorduğumuz soruların özünde eleştirinin yatığını fark etmeyiz: „Ne oldu yine? Kavgayı kim başlattı?“ Diyaloğun sonra ki aşamasında öğüt vermeye başlarız: “Takma kafana” “unutma o senin arkadaşın “ veya “sen de onun defterini alıp onun suratına çarpsaydın” veya “öğretmenine şikayet et”.

Çocukların duygudaşlığa ve itina ile dinleyene ihtiyaçları var!

Bu tarz diyaloglar çocuğunuzun size aslında ne anlatmak istediğini tarafınızca anlamama diyalogları, verimsiz diyaloglardır çünkü çocuklarımızla iletişimde en önemli faktörü göz ardı ederiz yani çocuklarımızın o an içinde bulundukları duygu dünyasını. Sonuç getirici ve rahatlayıcı bir diyalogu ancak çocuklarımızın duygularını dikkate alırsak başarabiliriz. Ebeveynler bunu başardıklarını düşünürler. Oysa iletişim tarzlarını irdelediğimizde bunun böyle olmadığını anlarız. “Yorgun olamazsın, daha yeni uyandın”. “Sinirlenmen yersiz” “ceketini çıkartma, hava soğuk”. Bu söylemler le çocuklarımızın duygu ve hislerini inkar etmiş oluruz. Hatta onları, algılarının yanlış olduğu konusunda ikna etmeye çalışırız. “Akıllı olan, konuşma esnasında kendi anlattıklarını değil, karşısındakini odaklanır.” Bunu yüz yıllar önce batılı filozof Arthur Schopenhauer ifade etmişti. Bu bilge söz özellikle çocuklarımızla sürdürdüğümüz diyalogda geçerliliğini korur. Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli yetişkinlerdir. Bir çocuk yorgunluğunu, kızgınlığını, kırgınlığını, öfkesini ve korkularını dile getirdiğinde anneden ve babadan hangi beklenti içerisindedir? O, hayatında ki en önemli yetişkinin o an için canını acıtan şeyi anlamasını ve onu meşgul eden, onun için önemli olan konularda dikkatlice dinlemesini ve empati kurmasını ister.

Ebeveynler dinlemeli ve anlamaya çalışmalı!

Yukarıda verilen örneğe dönecek olursak, arkadaşına öfkelenen Sevcan annesinden nasihat dinlemek veya öğüt almak için öfkesini dile getirmedi. Sevcan’ın o an içinde bulunduğu duygu dünyasını anlayan ve duygu dünyasını yeniden rayına oturtan birine ihtiyacı vardı. “Çok kızgınsın değil mi?” cümlesi bile ona her nasihattan daha çok yardımcı olurdu. Buradan yola çıkarak diyalogda izlenmesi gereken yol, anlamak için dinlemektir:

•    Sakin ve dikkatlice dinleyin, konsantrasyonunuz tamamen çocuğunuzun üzerinde olsun.
•    Çocuğunuzun duygularını anladığınızı ve duygularına anlayış ve saygı gösterdiğinizi gösteren kelimeler kullanın: En basitinden „Anladım“, „Mmm“ veya „ohh“ bile çocuğunuzu rahatlatır.
•    Çocuğunuzun o an içinde bulunduğu duygu dünyasına adlandırın: „ Haklısın, bu gerçekten sinir bozucu bir şey!“

Yargılı olmadan anlamaya çalışmak!

Bazı ebeveynler yakınarak söze başlarlar: „Yine neyin var senin? Hiç mi bir işi doğru yapmazsın?“ bazıları hakarete kadar vardırırlar: „Üstüne bak! Çöpçü gibi giyinmişsin!“ Kimisi tehditkar: „Hala giyinemedin mi? Bak seni bırakır giderim!“ veya talimat vererek: „Hemen odanı toplamaya gidiyorsun!“ Ahlaki değerler de kullanılır: „komşular seni bu halde görürlerse ne diyecekler? Baban bunu duyarsa üzülür, “ayıp ayıp” Bazen de yalvarırcasına: “Ne olur odanı topla”. Biz çocukken ebeveynlerimiz bize ne derlerdi, hatırlayın ve o sözlerin üzerimizdeki etkisinde: “saçımı süpürge yaptım sana, senin için çalışıp didiniyoruz, ablan kadar olamadın, beni öldüreceksin, adam olamazsın…” Bu tarz söylemler içimizde negatif duygular uyandırırdı.

Başarılı bir iletişim için beş beceri!

Çocuklarınızla karşılıklı saygı ve bir işbirliği ruhu içinde, iletişim kurmak için 5 temel beceri yöntemi vardır.

1.    İzlenimlerinizi anlatın: Problemi tanımlayın – Bu Çocuklar tarafından daha çabuk kabul görür: "Ali müziğin sesini çok açmışın, baban kapıyı çalarsa duymayız." "Banyoda ki ışık hala açık”. Balkonun kapısı açık kalmış sert bir rüzgar estiğinde kapı çarpar, vazolar kırılır.”

2.    Bilgi verin: Bilgi vermek şikayet etmekten daha rahat kabul görür. “Buzdolabından aldığın sütü yeniden buzdolabına koymazsan ekşir.“ “Bugün sofrayı toplarsan, beni çok rahatlatmış olursun.“

3.    Kısa cümleler kurun daha çok anlam ifade eder. Çocuklar da uzun malumatlar ve ifadeler ters teper. Bir ihtar ne kadar kısa formüle edilirse o kadar etkili olur. Bir iki kelime ile sınırlandırın: “Oğlum pijamanı giy“ “ öğle yemeğin hazır.“

4.    Duygularınızı ifade edin: Çocuklar ebeveynlerinin duygularını öğrenmek isterler. Duygularımızı ifade etiğimizde incitmeden doğruları ifade ederiz: “Eteğime yapışmandan hoşlanmıyorum.“ “Balkon kapısının açık bırakılması beni rahatsız ediyor, mutfakta yemek tabaklarının üzerinde sinekler uçuşsun istemiyorum.“

5.    Çocuklara beklentilerinizi yazın: “Kızım, duş aldıktan sonra duşu temizlememişsin saçın musluğu tıkamış.“ “Canım biliyorum spor ve derslerinle meşgulsün, buna rağmen çöpü aşağı indirmeyi unutma teşekkürler baban.“

Size çocuklarınızla olan diyaloglarınızı stressiz yürütmenin beş metodunu sunduk. Her başlangıç zordur. Almanların değimi ile ustalar gökten düşmezler. Uygulamada söylemleriniz ne kadar otantik olursa ve ne kadar tecrübe edinirseniz, o kadar başarılı ve mutlu olursunuz, mutlu edersiniz.

Övebilmesini de öğrenmeli insan!

Övgüleriniz inandırıcı olmalı. Ancak o zaman çocuğunuz tarafından ciddiye alınır. Sıradan kavramlar (“harika”) çocuğunuz için başarısı hakkında bir şey ifade etmez. Çocuklarınıza onların davranışları ile ilgilendiğinizi hissettirin. O çocuklarınıza özgüven verir. Örneğin çocuğunuz odasını topladı:

•    Gözlemlerinizi tanımlayın: “Yer tertemiz, yatağını güzel toplamış ve kitaplarını rafa dizmişin.“
•    Pozitif hislerinizi tanımlayın: “Odana girmek zevk veriyor.“
•    Övünmenizi kısa bir cümle ile bir sonuca bağlayın: “Buna düzen derim" .


İskender Yıldırım
Sosyolog, KiGaPortal Genel Müdürü
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber