Bu haber kez okundu.

Çocuğunuzun Öğretmeninin Bilmenizi İstediği 5 Şey

Hiç elinizde sizi çocuğunuzun sınıfının içine götürecek bir çeşit kristal küre olmasını istediğiniz oldu mu? Ya da çocuğunuzun öğretmeninin aklından geçenleri okumak istediğiniz? Belki de çocuğunuzla okulda yeterince zaman geçirme şansına sahip azınlıktan birisiniz, ancak çocuklar kaçınılmaz olarak büyüdüklerinde, okulda olup bitenler uzaktan giderek daha anlaşılmaz görünmeye başlar. İşte tam bu noktada, çocuğunuzun öğretmeninin bilmenizi istediği bazı şeyler var. 2012 yılında Amerika’da Yılın Öğretmeni seçilen Sarah Brown Wessling, bunların neler olduğunu kendi bakış açısıyla anlatıyor.

1. Öğrenme ile notlar arasındaki fark

Bir zamanlar okulda yaşadığınız deneyimlerinizi düşünün. Hiç bir sınavdan ya da ödevden, o dersi çok az öğrendiğiniz halde en yüksek notu aldınız mı? Belki bunun tam tersi de sizin için geçerli olabilir. Hiç bir sınavdan ya da ödevden ortalama bir not almış olmanıza rağmen o dersi aslında muazzam iyi anladığınız oldu mu? Bu, notlarla ilgili komik bir şeydir. Sonuçta notlar oldukça keyfidir ve her zaman öğrencilerin ne öğrendiklerini yansıtmazlar.

Bu yüzden çocuğunuzla ya da onun öğretmeniyle konuştuğunuzda, konuşmanızın esas odağının öğrenme olduğundan emin olun. Çocuğunuza şu tür sorular sorun: “Bugün ne öğrendin?” “Bu, dün öğrendiğin bir şeyle bağlantılı mı?” “Bundan sonra ne hakkında bir şeyler öğrenmek istersin?

Eğer kendinizi çocuğunuzun performansı hakkında bir öğretmenle konuşurken bulursanız, sorularınızı öğrenme üzerine odaklayın: “Bu ödev neyi öğretmeyi hedefliyordu?” “Çocuğum bu hedefe ulaşmaya çalışırken nelerde zorlanıyor?” “Neyi iyi yapıyor?” “Bu konuyu öğrenmesini evde nasıl destekleyebiliriz?

Sanırım öğretmenler, anne babaların notların hak edildiğini hatırlamalarını istiyor. Notlar öğretmenlerin çocuklara lütfettikleri bir şey değildir. Aksine bir öğrencinin ne kadar öğrendiğini gösteren ölçülerdir.

 

2. Cep telefonları sorumluluk gerektirir.

İtiraf etmeliyim ki ben bir teknoloji hayranıyım. Sürekli sınıfa teknolojiyi getirmenin yollarını aramaya bayılıyorum. Öyle ki, okula ya da sınıfa cep telefonlarının getirilmesine karşı bile değilim. Aslına bakarsanız, cep telefonlarının dersleri ve öğrenmeyi destekleyebilecekleri pek çok uygun kullanım alanı buldum. Ancak teknolojimizin verimli olması için teknolojiyi sınıfta ne için kullanmadığımıza dair (mesela mesajlaşma) çok net beklentiler ortaya koymamız gerekiyor.

Bir öğrenci telefonuyla mesaj yazarken ona buna son vermesini söylediğimde, şaşkın şaşkın bana bakıp “Ama annemle konuşuyorum. Bana okuldan sonra yapmam gerekenleri söylüyor” dediğinde, her seferinde çok şaşırıyorum. Çocuğunuzla o okuldayken iletişim kurmanız gerektiğinde, karşılıklı konuşmaların ders saatine denk gelmemesi gerektiğini tam olarak anladığınızdan emin olun. Bu yazışmalar, ders aralarını ya da öğle tatilini beklemeliler.

Bazı okullar cep telefonlarına hiçbir şekilde izin vermiyor, bu yüzden ihtiyaç durumunda alternatif bir iletişim şekli oluşturduğunuzdan emin olun. Eğer çocuklarınızın yaşı henüz küçükse, teknolojik aletleri mutlaka evde bırakın. Okuldaki teknolojik aletler kadar dikkat dağıtan başka hiçbir şey olamaz.

Öğretmenler öğrencilerin okula giderek daha fazla teknoloji getireceklerini biliyorlar (ve bunu hoş karşılıyoruz), ancak sanırım öğretmenler anne babaların şunu bilmesini istiyor: Hepimiz, teknolojiyi nasıl daha sorumlu kullanmaları gerektiği konusunda onlara iyi birer model olmalıyız.

3. Ödev için uygun ortamı yaratın.

Okulda öğrencilerin öğrenmesini en iyi destekleyecek programları yaratmak için çok çalışıyoruz. Sizin de bir öğrenciyi en iyi şekilde desteklemek için evde yapabileceğiniz bazı şeyler var: Okuldakine benzer bir şekilde verimli ödev rutinleri yaratan bir alan ya da yapı oluşturmak. İşte size birkaç öneri:

  • Sessiz bir alan yaratın. Burayı rahatsız edilmeden düşünebileceğiniz ve çalışabileceğiniz bir yer olarak belirleyin.
  • Çalışma alanızın rahat bir alan olduğundan emin olun. Bu, çocuklarınızın illa kendilerine ait bir yatak odaları ya da çalışama masaları olması gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak evinizde (hatta belki de dışarıda, mesela bir kütüphanede) çocuğunuzun yayılarak rahatlıkla çalışabileceği bir alan bulun.
  • Biraz teknolojisiz bir zaman yaratın. Elbette öğrencilerin çoğu size aynı anda birçok şey yaptıklarında çok daha iyi ders çalıştıklarını söyleyecektir. Ama yanılıyorlar. Bir öğrenci her bir Facebook mesajına ya da telefon mesajına cevap verdiğinde, tekrar derin düşünme “alanına” geri dönmesi için en az 15 dakikaya ihtiyaç duyuyor. Öğrenciler tamamen anda olmayı ve düşündükleri şeye kendilerini gerçekten vermeyi mutlaka öğrenmeliler.
  • Ödev zamanını son dakikaya saklamamaya çalışın. Biliyorum bu en zoru. Özellikle çocuklar giderek daha meşgul insanlara dönüşürlerken. Ama yine de kendi çocuklarımdan da bildiğim bir şey var: Çocukların yorgun olduklarında ödev yapmaları, okul sonrası enerjileri henüz bitmemiş halde olduklarından çok daha zor.

Konu ödev olduğunda sanırım öğretmenler anne babaların şunu bilmelerini istiyor: Evdeki rutinleriniz, öğrencinizin öğrenmesine ne kadar değer verdiğiniz hakkındaki size dair en önemli şeyi söyler.

 

4. Devamsızlıklar önemlidir.

Öğrencilerin okuldan uzaklaşmaya ihtiyaç duyduğu zamanlar olduğunu biliyoruz. Belki ailevi bir olay, öğrencinin katılabileceği benzersiz bir fırsat ya da belki de ailece yapılan bir tatil söz konusu olabilir. Tüm bunlar okula gelmemek için geçerli sebepler olsa da, yine de çocuklarınızı okuldan uzaklaştırdığınızı unutmayın. Her ne kadar okuldan uzaktayken de bir ödevi bitirebilir ya da bir ders kitabındaki bir bölümü okuyabilseler de, sınıfta olma deneyiminin yarattığı farkı asla yaşayamayacaklar.

Anne babalar genellikle stratejik olmaya ve en az önemli günlerde devamsızlık yapmaya çalışırlar. Ebeveynlerden en çok, “Sınav gününü asla kaçırmak istemeyiz” yorumunu duyarım. Bana sorarsanız bunlar aslında devamsızlık için en iyi günlerdir. Ben öğrencilerin en çok uygulama, gözden geçirme, ders anlatma ya da geribildirim günlerinde okulda olmalarını isterim. Çünkü bunlar, tekrar edilmesi imkansız olan günlerdir. Peki ya bir sınav? Sanırım kolaylıkla tekrar edebilirim.

Bence öğretmenler anne babaların şunu bilmesini istiyor: Devamsızlıkları anlıyoruz, ancak devamsızlık yaptıklarında kaçırdıkları öğrenme sürecini tekrar aynen yaratmamız pek mümkün değil.

5. Öğretmenler de hata yapar.

İnanın bana bir öğrencinin öğrenmesi söz konusunu olduğunda, bir öğretmen için hata yapmaktan daha kötü bir his olamaz. İster o öğrenciyi yanlış gruba koymak olsun, ister ona yanlış ödev vermek ya da notunu yanlış kaydetmek olsun; kendimizi her hatada çok kötü hissederiz. Bu yüzden lütfen şunu aklınızdan çıkarmayın: Biz de insanız. Ve bu hatalardan birini yaptığımızı yakaladığınızda, bize bunu nasıl söyleyeceğinizi iyi düşünün lütfen. Haklı bir soru mu soracaksınız yoksa eleştirip alay mı edeceksiniz? Unutmayın iletişim her şeydir ve biz birlikte çalışmak için buradayız.

Sanırım öğretmenler anne babaların şunu bilmesini istiyor: Anne babalar nasıl bize çocuklarını en iyi şekilde gönderiyorlarsa, biz de onları eve olabilecek en iyi şekilde göndermeye çalışıyoruz.

Kaynak: http://www.takepart.com/photos/5-things-your-kids-teacher-wishes-you-knew/1-the-difference-between-learning-and-grades

egitimpedia.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber