Bu haber kez okundu.

Çocuğunuza sosyal medyayı doğru kullanmayı öğretin

Prof. Dr. Berrin Akman - Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Yapalım nasıl olsa gelirler” lafı sadece sinema için geçerlidir. Sosyal medya için geçerli olan “Yapalım, büyütelim, etkileşime geçirelim o zaman belki gelirler ve kalırlar”dır. (Seth Godin – Bestseller Yazar)

Sosyal medya, sosyal bir ortamda kendilerini tanıtma, sosyal ağ ortamı kurma, diğer kullanıcılarla iletişim kurma ve devam ettirme, oluşturdukları içeriği (fotoğraf, video, blog vb.) paylaşma, kişisel bilgilerini, fotoğraf ve videolarını içeren profil sayfası oluşturma ve tanımadığı insanlarla ilişkiler kurma, yeni arkadaşlıklar keşfetme gibi olanaklar sunan çevrimiçi platformlardır. İçinde yaşadığımız çağdaki Kadın Hareketi, Yurttaşlık Hakları Hareketi gibi çoğu olay bizi postmodern çağa sürükledi. Tüm bu olaylar geleneksel değerlerin, rollerin ve algılamaların değişmesine neden oldu. Eğitim ve iş olanaklarının artmasıyla kadının iş gücüne daha çok katılması, aile kavramına bakışı ve dolayısıyla ebeveynlik rollerini de değiştirdi. Babalar şimdi geçmişte olduğundan daha fazla çocuk bakımına ve ev işlerinin yapılmasına katılır duruma geldi. Hem annenin hem de babanın yoğun çalışma hayatı ebeveynlik rolleri açısından zaman baskısına yol açtı. Hâlbuki çocukların anne-babalarıyla birlikte olacakları, onlarla paylaşımlarda bulunacakları süreye ihtiyaçları var. Bu ihtiyacın giderilmesinde sürenin uzunluğu değil, bu süre içindeki ilişkinin niteliği önemli.

ÇOCUĞUNUZUN İHTİYACI ÖZVERİDE BULUNMANIZ

Ebeveynlerin çocukları için özveride bulunmaya gönüllü olmaları, çocukların benlik değeri ve benlik saygısının gelişiminin temeli. Çocukların gerçekten -nicelikli ya da nitelikli zamandan daha çok- gereksinimi olan şey, ebeveynlerinin onlar için özveride bulunmaları ve yeterli özeni göstereceklerini bilmeleri. Örneğin, anne veya babanın bir toplantıya gitmek yerine çocukları ile birlikte çocuklarının istedikleri bir yere giderek özveride bulunması. Ancak çocuğun güvenini tazeleyen yalnızca ebeveynlerin bedensel olarak bu olayda bulunmaları değil, daha çok bazı değerli yetişkin etkinliğini bırakarak orada onlar için olmaları gerçeği.

TEKNOLOJİ ANNE-BABA BOŞLUĞUNU DOLDURMAYA BAŞLADI

Günümüzde değişen toplum düzeni ile birlikte eğitimde ve hayatın içindeki beklentilerde de farklılıklar olmaya başladı. Ekonomik olarak beklentilerin yükselmiş olması, okul ve eğitimde başarının çok fazla ön plana çıkartılması aile içindeki bireylerin farklı alanlara yönelmesine neden oldu. Zamanlarının büyük bölümünü dışarıda çalışarak geçiren, işten yorgun gelen ebeveynlerin çocuklarına ayırabilecekleri zaman dilimi ve çocukları için tasarruf edebilecekleri enerjileri çok düşük. Çocuk kendi ebeveynleri ile yeterince vakit geçiremediği ve enerjisini de yaşıtları ile oynayarak harcayamadığı için farkında olmadan evde internet ve çeşitli oyun konsollarını kullanmaya teşvik edilir duruma geldi. Böylece televizyon, bilgisayar ve internet gibi teknoloji olanakları anne ve babanın oluşturduğu büyük boşluğu doldurmaya başladı. Bu boşluğu doldurmak için çocuklar internet oyunları ve çeşitli paylaşımların gerçekleştiği sosyal medya takipçiliğine yöneliyor. Böylece çocuklar daha çok küçük yaşlarda bilgisayar oyunları ve sosyal medya takipçisi olan bireyler olmaya başladı. Bu farkında olmadan ortaya çıkan sonuç, ailelerin çocukla geçirmesi gereken zaman yükünü azaltmaya başlarken,  zaman içinde ebeveynlerin çocukla olan iletişimlerinin kesilmesi riskini ortaya çıkardı. Çünkü çocuk ailesi ile yeterince zaman geçiremediği için, zaman harcayabileceği sosyal medyada daha fazla takılmak istiyor.

BİLGİSAYAR KULLANMA YAŞI DÜŞTÜ, SÜRELER UZADI

Bireylerin günlük yaşamının bir parçası haline gelen ve kullanımı gittikçe artan sosyal medya, bireyler arasında yeni iletişim ve ilişki biçimlerinin oluşmasına neden oldu. Sosyal medya uygulamalarını (Blogger, Twitter, Tumblr, Facebook, Youtube, Flickr, Instegram, Myspace, FriendFeed gibi) kullananların sayısı her geçen gün gittikçe artıyor. Dünya nüfusunun yaklaşık 2 milyar 500 milyonu aktif internet kullanıcısı iken 1 milyar 850 milyonu da sosyal medyada oluyor. Ülkemizde TÜİK’in 2013 verilerine göre, “6-15 Yaş Grubu Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanımı Ve Medya” başlıklı araştırma sonuçlarına baktığımızda; bilgisayar kullanımına başlama yaşı ortalama 8 iken 6 yaşa indiği, çocukların yüzde 25’e yakınının kendisine ait bir bilgisayarı olduğu, yüzde 13’ünün bir cep telefonuna, yüzde 3’ünün de bir oyun konsoluna sahip olduğu görülüyor. 06-15 yaş arası çocukların yüzde 45.6’sı interneti her gün kullanıyor. Yüzde 38.2’si interneti iki saate kadar, yüzde 47.4’ü üç ile on saat arasında, yüzde 11.8’i on bir ile yirmi dört saat arasında yüzde 2.6’sı ise yirmi dört saatin üzerinde kullanıyor. Bu süresinin nasıl değerlendirildiğine baktığımızda, yüzde 84.8’i ödev veya öğrenme amacıyla kullanırken, yüzde 79.5 ile oyun oynama, yüzde 56.7 ile bilgi arama, yüzde 53.5 ile sosyal medya ağlarına katılma takip etme amacıyla kullanıyor.

SOSYAL GELİŞİME ETKİSİ

Milyarlara ulaşan üye sayıları düşünüldüğünde iletişim ve bilgi paylaşım olanağı sağlayan sosyal medyanın önemi daha da iyi anlaşılıyor. Çünkü sosyal medya bir iletişim aracı olarak da kullanılıyor. Kişiler günlük hayatlarındaki sosyal ilişkilerini, duygu ve düşünce paylaşımını aynı ortamda bulunmadıkları durumlarda sosyal medyada devam ettiriyor. Sosyalleşmek, diğer kişilerle iletişimde bulunmak, tanıdıklarının amaç, yaşam ve hedefleri gibi detayları birbirleriyle paylaştıkları, anlık gelişmelerle aktarımların birçok kişi tarafından bilinmesini sağlayan bir iletişim ağı.

Bu açıdan sosyal medyanın sosyal gelişim üzerindeki etkisine baktığımızda;

•             Kendini ifadeye daha çok olanak verir.

•             Sosyal farkındalığı ve sosyal bağlantıyı arttırır.

•             Sosyalleşme potansiyeli getirir bu nedenle: sosyal daha sosyal olur;  daha geniş çevresi olur, daha çok kişiyi bilir, tanır.

•             Can sıkıntısı giderme aracıdır.

•             Dış dünyayla iletişim kanalı olarak kullanılır.

•             Bilgi paylaşımı kolaylaşır.

•             Başkalarına destek olabilme olanağı sağlar.

•             Başkalarını anlama ve saygı göstermek için fırsat yaratır.

•             Sosyalleşmek için alternatif yollar sağlar.

ÇOCUK VE GENÇLER İNTERNET BAĞIMLILIĞINDA RİSKLİ GRUP

Yolda, okulda, serviste, teneffüste, yemekte, serbest kalınabilecek her zaman aralığı bu yeni teknolojik cihazlarla kuşatılıyor. Ancak telefonlarını bir an bile ellerinden bırakmayan, ekrandan gözünü ayırmayan çocuk ve gençler bir bağımlılık hali yaşadıklarının pek farkında değil. Sosyal medyanın hiperortamı kişilerin ekran başında harcadıkları zamanı fark etmelerini engelleyebiliyor. Sosyal medyanın bir internet uygulaması olduğu ve yine internet üzerinden erişildiği düşünüldüğünde, internet bağımlılığından ayrı düşünülmemesi gerekiyor. Bu nedenle günümüzde araştırmacılar bu bağımlılıkta riskli grup olarak görülen çocuk ve gençlerde sosyal ağ kullanımının, gerçek-hayat gruplarında azalma, akademik performansın daha da kötüye gitmesi ve ilişki problemleri gibi birçok çeşitteki negatif sonuçlarına yol açabileceğini belirtiyor. Ayrıca internetin aşırı kullanımı sağlık, ilişki ve zaman yönetimiyle ilgili sorunlara da neden olabiliyor. Kendine çok fazla güven duymayan, çevreleri ile ilişkileri iyi olmayan ve uygun sosyal ortamlar bulamamış bireyler sosyal medya üzerinde kendilerini daha fazla gerçekleştirmeye çalışabiliyor. Böylece gençlerin sosyal medya üzerinde oluşan ağın ve bir takım yanlış davranışlar sergileyen grupların içinde yer almaları kaçınılmaz oluyor ve bu grupların gençler üzerindeki etkisi de büyük. Özellikle ergenlik döneminde yoğun olarak hissedilen yalnızlık, aileye karşı öfke ve kırgınlık bu çocukları çevrelerinden uzaklaştırmışsa dünyalarına giren farklı gruplar onları daha kolay etkileyebiliyor.

İYİ VE DOĞRU SOSYAL MEDYA TAKİPÇİSİ OLSUNLAR

İletişim teknolojilerinin hızlı gelişmeleri ile yeni çağın kamusal alanı sayılan internetin sağladığı olanaklarla ‘sanal kimlik’ kavramı oluştu. Kimlik artık parçalı (yamalı bohça gibi) yapısı ve online görünmezlikle istediği şekle bürünür biçimde akışkan, her an değişebilir ve yeniden inşa edilebilir halde. Bunların dışında mahremiyetin çiğnenmesinin kolay olması, reklam ve yanıltıcı bilginin kolayca yayılmasının mümkün olması sosyal medyanın taşıdığı riskler arasında.

Sosyal medyanın ve teknolojinin getirdiği yeniliklere engel olmak mümkün değil. Ancak çocukların ve gençlerin iyi ve doğru bir sosyal medya takipçisi olmaları için ailelerin çocuklara insanca yaşamayı ve paylaşmayı öğretmeleri gerekiyor. Çocukların tek taraflı iletişim kurmalarına neden olan sosyal medya ve internet oyunları yerine, sosyal açıdan gelişimini destekleyecek etkinliklere yönlendirilmeleri uygun olur.

Hürriyet: Haber, Analiz, Köşe Yazısı…

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber