Bu haber kez okundu.

Çocuğumun Davranışı Hakkında Beni Arayan Öğretmene Aslında Ne Söylemek İsterdim?

Tipik bir öğleden sonraydı. Dizüstü bilgisayarımın yanında açık duran ajandam, randevular ve yapmak zorunda olduklarımla doluydu. Hemen yanlarında duran telefonum ise gelen bildirimler ve mesajlar yüzünden sürekli ötüyordu. Kafamın içi ise “Akşama ne yesek, veli toplantısı için yarın akşam saat kaçta okulda olsam, kızımı golf maçına nasıl götürsem ve bu arada küçük kızımın ödevini bitirmesini nasıl sağlasam, acaba tıp bilimi kendimi klonlamamı ne zaman mümkün kılacak ve ayrıca neden benim gibi pek çok anneyi düşünerek bu süreci daha da hızlandırmıyorlar ki?” gibi sorularla doluydu.
Tam o sırada gelen bir arama dolayısıyla telefonumun ekran ışığı yandı.
Telefonda çok nadir konuşurum. Saatlerce arkadaşlarıyla telefonda “her şeyi” konuşan kadınlardan biri değilim. Telefon numarasının çocuklarımın gittiği ilkokulun numaralarından birisi olduğunu fark ettiğimde kalp atışlarım hızlandı.
Günün ortasında okuldan telefon gelmesinin ancak üç sebebi olabilir:
Çocuğunuzun ya bir hastalığı vardır ya da yaralanmıştır: Kusmuş ya da kolunu kırmış olabilir.
“Akıllıca olmayan” kararlar almıştır (davranış sorunları): Bir ebeveynin asla telefonu açmak istemeyeceği en korkunç aramalardır.
“Akıllıca olmayan” kararların kurbanı olmuştur: Bu da aynı derecede korkunçtur. Çocuğunuz zorbalığa uğramış olabilir ya da bir başkasının davranışları yüzünden üzülmüş olabilir.
Biraz panikleyerek telefonu elime aldım ve cevap verdim.
Ben: “Alo?”
“Bayan Lowe?”
Ben: “Evet . . . ”
“Ben Bayan Mott, Zoe’nin okulundaki yeni sanat öğretmeni. Bugünkü sanat dersine ben girdim. Yanımda Zoe var ve sizinle bugün sınıftaki bazı davranışlar hakkında konuşmak istiyorum.”
Ben: *yutkunma* *panik* *Bu telefonu hak etmek için ne yaptı bu çocuk?* “Evet. . .”
“Şu an sanat dersinde desenleri inceliyoruz. İsimlerimizi desenlerle yazıyoruz.”
Ben: *Ah, acaba evde Anne ve Baba rahatsız olmasa da okulda asla kullanmamaları gereken uygunsuz kelimelerden birini mi kullandı? Lütfen bana kağıdın üzerine “popo” ya da benzeri kelimelerden birini yazdığını söylemeyin.* “Evet. . .”
“Zoe harika bir iş çıkarıyor. Bütün dikkatini veriyor ve titiz bir çalışma yapıyor. Gerçekten çok çalışıyor. ”
Ben: *yaşasın* “Evet. . .”
“Ve Zoe’nin sınıfının size söylemek istediği bir şey var.”
İkinci sınıf öğrencilerinden oluşan bir koro: “Ya, ya, şa, şa, Zoe çok yaşa!”
“Biz sadece bu kadar harika bir çocuğu okula gönderdiğiniz için size teşekkür etmek istedik.”
Ben: *duygu sarhoşu* “Ne kadar muhteşemsiniz! Çok teşekkür ederim.”
Telefonu ne zaman kapattığımı ya da hoşça kalın deyip demediğimi hatırlamıyorum bile. Tek bildiğim, sadece bir dakika önce çocuğumun “kötü” bir şeyler yapmış olabileceği gerçeğiyle yüzleşmekten korkuyordum ve bir dakika sonra gurur, şükran ve “Ne harika bir öğretmen!” düşünceleriyle doldum.
Ağzımdan çıkan karmakarışık birkaç kelime dışında Bayan Mott’a kendimi tam anlamıyla ifade etmek isterdim. Ben de bunları yazmaya karar verdim.
Teşekkür ederim.
Çocuğumun bir şeyi iyi yaptığını bana söylemek için zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
Kalbinin akademik başarısından daha önemli olduğunu söylediğiniz için.
Onun harika bir çocuk olduğunu düşündüğünüz için.
Akıllıca seçimler yapıp yapmadığını bilmenin benim için ne kadar önemli olduğunu bildiğiniz için teşekkür ederim.
Sanata hiç olmadığı kadar fazla ihtiyaç duyan küçük çocuklardan oluşan koca bir “orduya” bakmakla ve onları eğitmekle yükümlü olduğunuz uzun bir günün, sizi yıpratmasına izin vermediğiniz ve onların da “insan” olduğunu unutmadığınız için teşekkür ederim.
Hak ettiğinden daha az teşekkür alan ve maalesef daha düşük kazancı olan, uzun saatler boyu hazırlık isteyen, malzemelere kimi zaman cebinizden paralar harcamak zorunda olduğunuz bir alanda çalışmak için yıllarınızı verdiğiniz için teşekkür ederim.
Gerçekten değer verdiğinizi bana tekrar hatırlattığınız için teşekkür ederim. Sadece işinize değil, bana ve kızıma da.
Kızımı ebeveynleri ve akranları önünde överek kahramanlaştırdığınız için ve bu sayede ona akıllı seçimlerin harcanan zamana ve emeğe değdiğini hatırlattığınız için teşekkür ederim.
İçimde şöyle bir his var: Bence bundan yıllar sonra kızım büyüdüğünde, tatlı ruhunda sizin yüz şeklinizden oluşan bir iz kalacak. O sınıfın önünde dururken, beni telefonla nasıl aradığınızı ve aramızda geçen kısa konuşmayı hatırlayacak. Önemli biri olduğunun ona söylenmesinin nasıl bir his olduğunu hatırlayarak ışıldayacak.
Ve o unutsa bile onu “şekillendirmek” için kendi yolundan giden ve fark yaratan bu harika öğretmeni ben hatırlatacağım ona. Ve bir kez daha, tıpkı telefondaki gibi beceriksizce fısıldayarak size “Teşekkür ederim, bu günü hayatım boyunca hatırlayacağım ” demek istiyorum..
Kaynak: http://community.today.com/parentingteam/post/what-i-really-wish-i-would-have-said-to-the-teacher-who-called-to-talk-about-my-childs-behavior

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber