Öğretmen Diyarı

ÇOCUĞUM KESİRLERİ ÖĞRENEMİYOR, NASIL ÖĞRETEBİLİRİM?
Temel matematik becerilerinin kazandırılmasında kesirlerin önemi büyüktür. En başta çocuklar tam, yarım ve çeyrek ifadelerini öğreniyorlar. Daha sonra lise çağında problemlerin çözümünde kesirleri tam anlamıyla kullanabilme kapasitelerine geliyorlar.

Kesirler yaşamın içinde

 
Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama kesirleri biz; rasyonel sayıları karşılaştırırken, alan hesaplamalarını yaparken, büyük oranın ve küçük oranın ne olduğunu bulurken, mirastan düşen arsanın kaçta kaçının bize kalacağını hesaplarken, pilavımıza ne kadar su katacağımızı düşünürken, ekmeği ve yemeği pay ederken, yani hayatın her alanında kullanıyoruz. Elbette bunları yaparken kesirleri kullandığımızın bilincinde değiliz. Zaten olmamız da gerekmiyor.

Kesirler matematiksel düşünmeyi öğreten araçlardan biri
İlkokul çağında başlayıp üniversiteye girene kadar çocuklara öğretmemizin sebebi budur. Çünkü kesirler belli matematiksel becerilerin kazanılmasında ön koşuludur. “Matematik hayatın kendisidir.” gibi afilli bir sözcük kullanacak olursak işte kesirler bu argümanın en büyük örneğini oluşturur.

Kesirler konusu bu kadar ciddiyken ilkokuldan itibaren matematik derslerini gören çocuk bu konuya hakim olmazsa hem kendi adına hem de ailesi adına sorunlar oluşabiliyor. Çocuklar kesirleri tam öğren(e)mezlerse bir stres sarmalı başlıyor. Başta çocuk sonra aile ve bittabi öğretmen bu sarmalı oluşturuyor.
Peki ne yapmalı?
Durun, sakin olmakta fayda var. Kesirler büyüyen çocuğunuzun zihninize kolayca yerleşebilecek bir kavramlar dizisi. Parça-bütün ekseni çevresinde değerlendirmesi bile ilkokulda ona yetebilecek bir durum. Kesirleri şöyle bir düşünelim. Ne demek bu efsanevi laf? Kesir çizgisi, pay, payda, paramın üçte ikisi ile ekmek aldım, paramın yarısını kardeşime verdim… Bunlar bizim için ne ifade ediyor? En başta bu söylediklerimizin anlamlarını çocukların zihninde istediğimiz gibi canlandırmamız için gerekli usülleri bulmalıyız.

O halde kesirin tanımından başlayalım:

Kesir; “Matematikte bir birimin bölündüğü eşit parçalardan biri veya bir kaçı.” tanımıyla  karşımıza çıkar. Dikkat edin ortada bir birim ve bölünmüşlük var. Bu bölünmüşlüğün bir ya da birden fazla şekilde temsil edilmesi var. Kesir, çocuğun zihninde bütün halinde olan bir şeyin parçalara bölünüp bu parçalardan ne kadarı ile ilgilenebileceği şeklinde canlanmalı.

Yani şunu demek istiyorum ki; bir pasta, bir pizza, bir su, bir süt, bir çikolata, bir meyve, bir zaman dilimi gibi bütünü oluşturacak öğeler parçalara ayrılabilir. Yani ben bu parçaların istediğim kadarı ile ilgilenebilirim demek oluyor. Bir pastayı çok küçük dilimler halinde de yemek isteyebilirim, ikiye bölerek de yemek isteyebilirim demek oluyor. 
Kesirlerde bütünden parçaya, parçadan bütüne ulaşma sistemleri mevcuttur.Kesirleri bu mevzubahis üzerine inşa ederiz. Bütünlerin ya da parçaların birbirleriyle karşılaştırılmasını isteriz. Karşılaştırmalarında ipucu olabilecek noktaları yakalamalarını isteriz. Bu sayede büyüklük ve küçüklük kavramları üzerine çocuk zihni ulaşır ve ileride görebileceği her somut nesne için bu ilişkiyi kurar.

“Tamam da hocam sizin o söylediğiniz öyle olmuyor işte!“ mi diyorsunuz?
İddialı bir laf gibi gelmesin ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim; çocuğunuzun kesirleri anlaması mühim değildir. Mühim olan çevresindeki ya da zihnindeki her şeyle anlamlandırmasıdır. Somut ve soyut kavramların hepsi kesirlerle alakalı olabilir. Bakın bunu sağlamak için birçok yol var. Benim söylediklerim sizlere bir yol gösterici olabilir. Siz hiç matematik bilmeseniz bile çocuğunuza yardımcı olabileceğiniz birçok durum mevcut.

Siz belki kesirleri bir matematikçi edasıyla öğretemezsiniz ama çocuklarınızı muazzam derecede güdüleyebilirsiniz. Kesirlerin zor bir matematik konusu olmadığını, yediği çikolatada, krakerde, dondurmada, kısaca yemekte her şeyde kullanabileceğini gösterebilirsiniz.

Kesirleri Kolayca Öğretmenin Yolları
Markete ya da bakkala illa ki çocuğunuzla beraber gidiyorsunuzdur. Alacağı bir gofretin 50 kuruş olduğunu, 50 kuruş’un 100 kuruşun yarısı olduğunu, gofretin yarısını yediğinde 25 kuruşluk kısmını yediğini söyleyebilirsiniz. Eğer çocuğunuz 2.sınıfı geçmişse bu durumu iyice genişletebilir, aldığı malzemenin parasının tüm paraya oranla kaçta kaçı olduğuna dair basit egzersizler yapabilirsiniz.
Evde meyvelerle, dondurmalarla, pastalarla beraber küçük oyunlar kurabilirsiniz. Yediği ya da böldüğü parçaların bütüne oranla ne kadar olduğunu, kim büyük payı midesine indirirse onun daha çok yediğini, beşte üçü yenmiş bir parçanın beşte ikisi kalmış bir parçaya nazaran daha büyük olduğunu bizzat bütünün üzerinde gösterebilirsiniz.
Kesirlerde sıralama yaparken paydanın ev olduğu misali verip evdeki kişileri boy sıralamasına göre pay yapabilirsiniz. Boyu uzun olanın payının büyük olduğu ve payı büyük olan kesrin ise daha büyük bir kesir olduğuna dair örnekler verebilirsiniz.
Kesirlerle ilgili işlemlere tutuşurken çocuğunuzun kesirleri adlandırmasını, kesirlere sevdiği bir hayvanın ismini vermesini önerebilirsiniz. Bu tip önerilerin belki işlemsel katkısı olmayabilir fakat güdülenmesinde büyük faydalar sağlayabilir.
Parçayı ve bütünü ifade etmenin yolunun matematikten geçtiğine dair çocuğunuzla konuşabilirsiniz. Rakamların, kesir çizgisinin, payın, paydanın, büyüklüğün ve küçüklüğün yazı şeklinde ifade etmesinin onu geliştireceğini, büyüdüğünde zihnindeki matematiksel işlemleri yaparken kesirlerin onlara yardımcı olacağını söylemelisiniz. Unutmayın, çocuğunuz yapacağı ödevlerin ve işlemlerin bir mecburiyetten ziyade bir kolaylık olacağını hissetmelidir. Çocuğunuzun kesirleri bir araç olarak görmesine yardım etmelisiniz.
Öğretmeniyle mutlaka işbirliği yapmaya çalışın. Tavsiyeler alın. Çalışma kağıtlarında ya da kitaplarında nasıl bir sıra izlediğine bakın. Çocuğunuzun durumunu kavramaya çalışın. Önceliğiniz kesirleri sevdirmek olmalıdır. Zorlama yapmamalısınız. Elinizden geldiğince ilgisini çekmek ve onu bu konuda güdülemek için bir şeyler yapmalısınız. Bunu yaparken onun bir çocuk olduğunu unutmamalısınız. Bir yetişkin edasıyla davranmasını istememelisiniz.
Çocuğunuzun ilgisini çok kolay çekebileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Onun dünyasını sizden iyi bilen olmadığı için matematikle onun dünyasını eşleştirmelisiniz. Kitapların, ödevlerin ve problem çözmenin bunaltıcı dünyasından alıp onu hayatın merkezine koymalısınız. Unutmayın, ergenliğe girmemiş bir çocuğu hayattan soyutlayıp, kitaplara boğmak onun ileride kitaplara karşı bir soğukluk göstermesine neden olur. O yüzden onun düş gücünü her fırsatta beslemelisiniz.
Matematiksel çözümlemeler yapmasının, soyut kavramlar dönemine (11-15 yaş) girmediği sürece pek manası yoktur. Onun o güzel dünyasının matematiksel düşünmesi ve  o düşünmeyi hayatı nazarında kullanması önemlidir. Bu sayede hem çevresine karşı olan ilgisi artacak hem de zihninin çalışma kapasitesini artıracaktır. Matematikte yazdığımız tüm kazanımlarda hedeflediğimiz zaten budur.

Çocuğunuzın bir yüzücü olduğunu varsayarsak matematiği bir denize benzetebiliriz. Onun iyi bir yüzücü olup denizde dilediği kadar yüzebilmesi, bir noktada sizin elinizden geçiyor. Elbette biz öğretmenler onlara tüm yüzme stillerini öğreteceğiz. Fakat siz çocuğunuza yüzme inancı verecek kişisiniz.


Yazar: Matematik Öğretmeni İbrahim Kürşad ACAR

Kaynak: http://blog.classloom.com/tr/cocugum-kesirleri-ogrenemiyor-nasil-ogretebilirim/
Anahtar Kelimeler:
çocukKesirMatematik

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim