Bu haber kez okundu.

Çocuğa vurmanın kötü bir şey olduğunu düşünüyor musun? Sorusuna verdiğim cevap….
 Çocuklarımız dünyaya adım attıkları ilk andan itibaren bizim rehberliğimize ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle onlarla kuracağımız ilişkinin, iletişimin ve tüm bağların temelinde eğitsellik değerini baz almamız, çocuk eğitim ve gelişiminin vazgeçilmez temel taşlarından biridir.

Eğitsellik değeri, çocuğa karşı yapmış olduğumuz bir davranışın, söylediğimiz bir sözün vs vs.. çocuğun eğitimine, gelişimine, ruh haline bir faydası var mı, onun için yararlı mı? Sorusuna vereceğiniz cevapla ölçülebilir bir değerdir.

Dayağın, şiddet içeren bir sözün, aşağılayıcı bir tavrın eğitsel hiçbir değeri yoktur ve aksine çocuğun insan ilişkileri konusunda son derece yanlış yöntemler öğrenmesine neden olur. Dayak yiyen bir çocuk, şiddetin doğru bir yöntem olduğu kanısına varıp, arkadaşlarına, kardeşlerine, gelecekte eşine bu yöntem ile yaklaşır. Dayak yiyen çocuk, güçlü olmak için, kendini güçlü hissetmek için kendinden daha az güçlü olanlara baskı uygular ve aşağılanmış ruhunu tamir etmeye çalışır.

Araştırmalara göre dayağa, aşağılanmaya, şiddete, kötü sözlere maruz kalan çocuklarda istenmeyen davranışlar artmış ve gerek ahlaki değerler ve gerekse olumlu tutum ve davranışlar azalmıştır. Bu olumsuz davranışlara maruz kalan çocuklarda öfke, depresyon ve saldırgan olma eğilimleri artırmıştır. Şiddet kişilik bozukluklarına neden olan en önemli aile tutumlarından biridir.

Dayak çocuğun öğrenme kanallarını kapatır. Yanlış yaptığı bir davranışın, kötü söylediği bir sözün yapılmaması gerektiğini, onun yerine olumlu tavır ve davranışların olması gerektiğini çocuğa öğretmez. Çocuğa öğrettiği tek şey bu davranışı sergilerken yakalanmaması gerektiğidir. Ülkemizde son zamanlarda olmasa da, daha önceki yıllarda dayak çocuk eğitiminde başvurulabilen bir yöntemdi. Sanırım trafik polisi yokken, yakalanma korkusu yokken, trafik kurallarına uymama eğilimimizi açıklayan bir çocuk eğitme yöntemidir. Çünkü dayak, kötü söz, sözel şiddet bireye şunu öğretir, ” Eğer yakalanmasaydım bu olmazdı”. Yani birey davranışının doğruluğunu veya yanlışlığını düşünmez, buna karşı kendine uygulanana odaklanır. Oysa çocukların öğrenmek için dayağa değil, açıklamaya ihtiyaçları vardır. Çocuğumuzun yanlış bir davranışı karşısında onunla empati kurarsak, onu anlamaya çalışırsak, doğru olanı ona anlatırsak emin olun ki eğitsel değeri çok yüksek sonuçlar elde edebiliriz.

Her türlü şiddetin döngüselliğini unutmamalıyız. Sözel veya fiziksel şiddete maruz kalmış bir çocuğun, kendisinden küçük kardeşine, ilerde eşine, daha ileri ki yıllarda anne-babasına aynı şekilde davranacağını asla unutmayın. Çünkü bu şiddetin doğasında mevcuttur. Şiddet bireye şiddetin bir yöntem olduğunu, pratik ve anlık faydalar elde edebileceğini öğretir. Birey bu anlık faydanın gerçek bir fayda olduğuna inanır ve bunu sürekli kullanma eğilimde olur. Oysa şiddet bir davranışı sadece söndürür, yerine olumlu bir davranış asla koymaz.

Dayak, sözel şiddet çocuğun özdenetim ve özeleştiri yapmasına engel olur. Çünkü çocuğu davranışını düşünmeye değil, sonuçlarını düşünmeye odaklar. Kendisine uygulanan kötü muamele, davranışının olumlu mu, olumsuz mu olduğunu düşünmesini engeller.

Mehmet Murat Altan
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber