Bu haber kez okundu.

Çin Eğitim Sisteminde Değişim Yaşanıyor

Çin’in Siçuan eyaletindeki Yibin kentindeki ilkokulun spor salonu ilk bakışta sıradan bir devlet okulunun spor salonuna benziyor. Ama sonra bazı öğrencilerin sırtlarında “Nitrat”, “Sülfat”, “Fosfat” gibi etiketler taşıdıkları görülüyor. İstedikleri kimyasal reaksiyonu başlatmak için sınıf arkadaşlarını kovaladıkları bir oyun oynuyorlar.


Soğuk Su Kuyusu Ortaokulu’nda beden eğitimi ve kimya dersleri bu şekilde bir araya getiriliyor. Üst katta ise, birleştirilmiş tarih ve matematik sınıfında öğrenciler, ulusların yükselmeleri ve dağılmalarındaki örüntüleri bulmak için istatistikten yararlanıyorlar.

Bu deneyler, eski gazeteci Zhang Liang’ın buluşları. “Öğrencilere, bir konuda çalışmak için asıl motivasyonlarının dünyanın aslında nasıl da muhteşem bir yer olduğunu anlamaya çalışmaları olduğunu göstermeye çalışıyoruz,” diyor Liang. “Bunu anladıklarında yavaş yavaş kendi adımlarını atmaya başlıyorlar.”

çin02
Öğrenciler sırtlarında kimyasal elementlerin etiketlerini taşıyorlar. Amaç, belli bir kimyasal reaksiyonu başlatmak için belli bir elementi yakalamak. Böylece beden eğitimi ve kimya dersleri bir araya gelmiş oluyor.
Zhang’ın deneyleri ender rastlanan bir durum değil. Çin orta eğitiminde, Konfüçyüs tarzı okullarla evde eğitimden yabancı Waldorf ve Montessori modellerine kadar alternatif bir eğitim hareketi başlıyor. Üniversiteler ise hâlâ sıkı bir devlet kontrolü altında tutuluyor.

Eğitimciler bu yeni yöntemlerin hem devlet okullarındaki hem de özel okullardaki öğrenciler için faydalı olacağını ve gelecek nesillerin meraklı, içsel motivasyona sahip ve eleştirel düşünebilen gençlerden oluşacağını umuyorlar.

Zhang, eski bir gazeteci olarak, 2008 yılında Siçuan’da yaklaşık 70.000 kişinin ölümüne neden olan büyük depremden sonra eğitimle ilgilenmeye başlamış. O süreçte, zihinsel direnç ve dayanıklılığın ölüm kalım meselesi olduğunu kavramış ve çocukları hayatta karşılaşabilecekleri zorluklara hazırlayabilmek için insani konuların tekrar eğitime eklenmesi gerektiğine karar vermiş.

Zhang, Çin eğitim sistemindeki mevcut problemin, akademik konular arasındaki mantıksal bağların kopması olduğunu söylüyor. Ona göre sistem genel olarak toplam bilgiye, sınavları geçmeye ve söylenenlere itaat etmeye odaklanmış durumda.

“Bu yüzden çocuklar öğrendikleri şeyleri anlamsız ve sıkıcı buluyorlar. İlerlemelerini sağlayack, içten gelen bir itkiye ihtiyaçları var.”

çin03
Reformcu bir eğitimci ve eski bir gazeteci olan Zhang Liang, öğrencilerle sohbet ediyor.
Zhang, öğrencilerin merakları bir kez uyandırılabilirse, en son aşamada kendi derslerini tasarlayabileceklerini, kendilerine ödev verebileceklerini ve kendi kurallarını belirleyebileceklerini umuyor. Tıpkı, Chngquing kentindeki bir özel lisede yaşandığı gibi.

Soğuk Su Kuyusu Ortaokulu’ndaki öğrencilerse buna henüz hazır değil, daha gençler. Yarıdan fazlası da, aileleri çalışmak için başka şehirlere göç etmiş çocuklar. Yine de bu yeni eğitim yöntemleri ve felsefesi okulun havasını değiştirmeye başlamış.

“Bu çocuklar okula başladıklarında, test sonuçlarına göre bölgemizin sonuncu okuluyduk,” diyor müdür yardımcısı Wu Ge. “Üç yıl sonra mezun olurlarken, bölge birincisiyiz.”

Sekizinci sınıf öğrencisi Zeng Liang, eskiden yanlış cevap vermekten ne kadar çok korktuğunu ve ellerinin titrediğini hatırlıyor. Ama burada bunun için korkması gerekmiyor.

Çocuklar öğretmenlerinin anlattığı dersi dinlemek yerine gruplara ayrılıyor, tablet bilgisayarlarından kendi araştırmalarını yaparak buldukları sonuçları kendi aralarında tartışıyorlar.

çin04

“Daha önce herkes tek başına çalışırdı,” diye hatırlıyor Zeng. “Hiçbir heyecanı yoktu ve aklımızdan geçenleri söylemeye cesaret edemezdik. Burada ise tartışıyor ve fikirlerimizi paylaşıyoru. Artık doğru ya da yanlış, kalkıp kendi fikrimi söylüyorum.”

Daha bir süre öncesine kadar Çin’de Sovyet tarzı bir eğitim sistemi vardı. Devlet, yüksek okulların eğitim alanlarını eyaletlerin ihtiyacına göre belirlerdi, öğrencilerin isteklerine göre değil. İngilizce gibi bazı konular eski yöntemlerle, sadece tekrar ve ezbere dayalı bir şekilde öğretilirdi.

Ancak, Zhang Liang’ın söylediğine göre, son iki üç yıldır yerel yönetimler okullara yeni şeyler denemeleri için serbestlik tanıyor. Müfredat ve planlar hâlâ sembolik bir şekilde devlet kontrolünde görünse de aslında devlet yeni yöntemler denenmesine izin veriyor, en azından müdahale etmiyor.

“Şu çocukların ne kadar aktif olduğuna, her şeyi nasıl da eşit bir şekilde tartıştıklarına bir bakın. Bu bir alışkanlık halini aldıktan sonra, sahip oldukları değerlerde önemli değişiklikler olacak. Öğretmenlerinin ya da başkalarının otoritesine körü körüne inanmayacaklar artık” diyor Zhang.

Zhang, bağımsız düşünebilen bu çocukların Çin’in otoriter sistemine uyum sağlamakta zorluk çekeceklerinin de farkında. Bu yüzden onlara Çin toplumunun politik mayın tarlasında nasıl yol alabileceklerini de öğretiyor.

“Özel yaşam alanınızda en büyük otorites sizsinizdir, her şeye siz karar verirsiniz” diye anlatıyor onlara. “Ama kamusal alana çıktığınızda artık mesele sadece ilgili değildir, hareketlerinizi kamusal kurallara göre ayarlamak zorundasınız.”

Çin’de öğrencilere devletin dokunamayacağı özel yaşam alanlarından ve vatandaşların kamusal alanda hangi etkinliklere katılma hakkına sahip olduklarından çok ender olarak söz edildiği için bu, çok yenilikçi bir yaklaşım.

Zhang, sosyal tutumlardaki ve nüfus yapısındaki kaymalarla fazlasıyla meşgul olan Çinli otoritelerin, bu reformların otoriter sistemleri üzerindeki etkisini tam olarak anlayamadığını söylüyor. Bu da yaşanan değişiklikleri hızlandırıyor.

çin05
Öğrenciler bir kimyasal reaksiyon oluşturuyorlar.
Çin nüfusu yaşlanıyor. Okullar daha fazla bireyselleştirilmiş eğitim sunarak sayıları azalan öğrenciler için birbirleriyle yarışıyor.
Zhang, orta eğitimin artık bir pazar halini aldığını ve anne babalarla çocukların hem özel okullardaki hem de devlet okullarındaki haklarının giderek daha fazla farkında olduğunu söylüyor. “Okul müdürleri velilerden giderek daha fazla baskı gördüklerini söylüyorlar. Veliler, çocuklarının fazla sıkıştırıldığını ya da test çözme makinesi muamelesi gördüğünü düşündüklerinde müdahale ediyorlar artık.”
Bunun bir sonucu olarak, anne babalar çocuklarını okumaları için deniz aşırı ülkelere göndermeye başladığı ya da evden eğitim ve mesleki eğitim gibi alternatif yolları seçtiği için, öğrenciler üzerinde çok büyük bir baskı oluşturan üniversite sınavlarına giden öğrencilerin sayısı Pekin ve diğer kentlerde düşmüş durumda.
Bunun üzerine hükümet 2014 yılında, öğrencilerin sınavda altı alandan üçünü seçmelerine izin verdi. Daha önce öğrenciler sadece matematik, İngilizce ve Çince’den sınava giriyorlardı ve sosyal bilimlerle fen bilimleri okuyan öğrenciler arasında çok katı bir ayırım bulunuyordu.
Zhang henüz sadece dört yıldır eğitim alanında çalışıyor ama öğrencilerinin çok azı üniversite sınavına giriyor ama Zhang, onların okuldaki performanslarını göz önünde bulundurarak sınavdan iyi sonuç alacaklarına güveniyor.
Zhang, yöntemlerini yaygınlaştırmak için, üç okulu yönetmesinin yanı sıra, kurduğu danışmanlık şirketiyle de benzer okulların kurulması için uğraşıyor ve önümüzdeki yıl yaklaşık otuz okulun daha onun eğitim modelini benimseyeceğini umuyor. Bu da onun bu cesur deneylerinin mutlaka bir sonuca ulaşacağını gösteriyor.

Kaynak: http://www.npr.org/sections/parallels/2016/08/08/488581846/in-china-some-schools-are-playing-with-more-creativity-less-cramming

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
çinEĞİTİM

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber