Bu haber kez okundu.

“Bugün okulda ne öğrendin?”
 Çocukken kulağımda çınlayan ve yanıt vermenin hiç anlam ifade etmediğini bildiğim soru, “Bugün okulda ne öğrendin?”di. Bu soru, havada ses dalgaları şeklinde yayılırken genelde karşılığını bulamaz ve yok olurdu. Bazen de tek sözcükle istemeyerek geçiştirilirdi; “çarpma”. İlişki kurmanın doğal yolunun paylaşım olduğunu bilen anne-babalar, günün uzun bir bölümünü kendilerinden ayrı, okulda geçiren çocuklarıyla bağ kurmaya çalışırlar. Bugün ne öğrendin ritüelinin kendini en çok gösterdiği yıllar ana okulu ve ilkokuldur. Ortaokulda genelde bu soru sorulmaz çünkü eğitim sistemimiz nedeniyle anne-baba rolünden mecburen çıkıp evdeki öğretmen rolünü alan ve sınav maratonuna çocuğuyla giren ebeveynler ortaya çıkar ve okul zaten günlük olarak evde de yaşanır.

“Çocuğum okulla ilgili bir şey anlatmıyor” cümlesini sıklıkla duyarız. Bu durum genelde yeterli ve gerekli paylaşımı aileleriyle yapamayan çocuklar için geçerlidir. Çocuklar için aile, güven çemberinin ilk ve en önemli halkasıdır. Ne yazık ki okul yaşamını paylaşamayan birçok çocuk, içinden çıkamadıkları okul sorunlarını, çözüm bulamadıkları içsel çatışmaları ailelerine yansıtamazlar. Bunun bir nedeni de paylaşmayı denediklerinde duydukları, “benim zamanımda” girişiyle başlayan ve benzer sorunu kendimizin nasıl da ustalıkla çözdüğünü öğüt şeklinde verdiğimiz yanıtlardır. Sıklıkla öğüt verilen çocuklarda bıkkınlık başlar ve “yanındayım”, “seni anlıyorum” mesajını alamadıkları için paylaşımdan kaçmaya başlayarak daha da içine kapanırlar. Sizin okul yaşamınıza dair anlattığınız örneklerde nasıl da başarılı olduğunuzu görüp, içinden çıkamadıkları sorunlarda kendi başarısızlıklarını besleyebilirler.

Neredeyse her anaokulu eve haftalık bülten gönderir; bu hafta şu tiyatroya gittik, patates baskısı yaptık vb. bilgilerin yer aldığı eve giden bu bilgilendirme yazıları, anne-babaların soru sormasına yardım eder ama bu sorular da bağ kurma adına anlamlı olmayabilir. “Bugün tiyatroya gitmişsiniz, güzel miydi?” sorusu da bugün ne öğrendin sorusu kadar yüzeyseldir ve geçiştirilecek türdendir. Yapılacak paylaşımlarda yüzeysel kalan sorular, karşı tarafın yaşantısını değersizleştirir. Çocuklara duygularını paylaşacağı alanlar açılmalı, bu sayede “senin okul yaşantın ve duygun benim için önemli” alt mesajı verilerek güçlü bir bağın temelleri atılmalıdır. Duygu, bilgiden daha kalıcı izlidir.

Okulla ilgili soracağımız sorularda ilk olarak bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Sorulacak sorular bize göre normal bir gün paylaşımı gibi görünüyorken, karşı taraf için hesap verme noktasına doğru yol alabiliyor. Bugün okulda ne yaptın, okul nasıl geçti, ne öğrendin, matematik sınavından kaç aldın, sınıfta en yüksek alan öğrenci kimdi, bu konuda anlaşılmayacak ne vardı ve benzeri sorular belirli bir süre sonra çocukların desteklendiği paylaşımlar yerine odağın sadece akademik yaşantıda olduğu ve akademik başarının kontrol edildiği süreçlere evriliyor. Tek başına “Okul nasıldı?” sorusuna, “iyi, hala beyazdı” gibi bir yanıt almak ne derece anlamsızsa, soru da o derece anlamsızdır. Özellikle okul paylaşımlarında doğrudan sorular sormak yerine dolaylı adımlarla ve karşılıklı sohbete girilebilecek yaklaşımlar daha yararlı olacaktır. Örneğin kendi günlük yaşamınızdan bir örnek vererek, “iş yerinde hergün pilav ve makarna yemekten sıkıldım, sizde durum ne, umarım okulda da benzer bir sorununuz yoktur?” sorusuyla hem kendi sorununuzu paylaşmış olur, hem de de çocuğunuzun okul yemekleri konusundaki düşüncelerini öğrenmiş olursunuz. Paylaşım karşılıklı olduğunda anlamlı ve doğal olur. Soru örneklerinin sayısını biraz artıralım:

- İş yerinde bugün aramıza biri katıldı, günün akışı içinde ona hiç zaman ayıramadım, sanırım kendini çok yalnız hissetmiştir, sizin okulda da yeni başlayanlar benzer duyguları mı hissediyorlardır? (sınıfa yeni gelen öğrenci olduğunda)

- Biliyor musun ofiste biri var ve o kadar gürültülü çalışıyor ki kendi işimi yaparken zorlanıyorum. Biraz susar mısın da diyemiyorum, kaba olmak istemiyorum. Sence ne yapmalıyım? (okulda onun çalışmasına ve odaklanmasına engel olan bir arkadaşı varsa bununla ilgili ne yapıyor.)

- Bugün geçmişte en sevdiğim öğretmenimi ve en çok kızdığım öğretmenimi düşündüm, neden sevdiğimi ve neden kızdığımı da buldum… Senin öğretmeninin en sevdiğin özelliği ve en kızdığın özelliği ne?

- Bana sorulsa sizin okulun tüm duvarlarını maviye boyardım, sana sorulacak olsa okulda ne gibi değişiklikler yapardın?

- Çalıştığım iş yerinde bazı kuralların çok da gerekli olduğunu düşünmüyorum, sizin okulda da çok gerekli olmadığını düşündüğün kurallar var mı?

- Benim okulumda çok çalışkan bir sıra arkadaşım vardı, her soruya doğru yanıt verirdi, bu durumda kendimi başarısız hissederdim, sizin sınıfta da her soruya doğru yanıt veren bir arkadaşın var mı, sen kendini nasıl hissediyorsun?

- İşyerinde çok öfkelendiğimde içimden ona kadar sayıyorum öfke duygumun geçmesini bekliyorum bazen işe yaramıyor sen öfke duygunla nasıl başa çıkıyorsun, okulda çok öfkelendiğinde ne yapıyorsun, bana ne önerirsin?

- Ben öğrenciyken en çok kızdığım şey, öğretmenim bana söz hakkı verdiğinde benim yanıtımı tam dinlemeden başkasına söz vermesiydi, senin okulda en çok kızdığın konu ne?

- Bugün işyerinde arkadaşlarımın arasında bir problem yaşadım ve bu probleme bir türlü çözüm bulamadım sana anlatsam beni dinler misin?

- Bugün gittiğiniz müzeye ben de gitmiştim, tahmin et en çok hangi eseri inceledim… Senin en uzun süre incelediğin eser hangisiydi, ne hissettin?

- Matematikle aram hiç iyi değil, bugün ev için alışveriş yaparken bunu yine anladım. Bu konuda nasıl kendimi geliştirmeliyim acaba?

- Şu an okuduğum kitapta yazar kısa kısa masallar anlatıyor ardından da nasıl bir çıkarım yapmamız gerektiğini anlattığı bir bölüme geçiyor, ders veren kitapları okumayı hiç sevmiyorum sen bu tür kitaplar hakkında ne düşünüyorsun?

- Bazı alışkanlıklar çok güzel örneğin sabah herkesin işyerinde birbirine günaydın demesi gibi, sizin okulunuzda da sevdiğin alışkanlıklar var mı?

- Sevginin ne çok çeşidi var değil mi, mesela şu saksıdaki çiçeği çok seviyorum aynı zamanda seninle yürüyüş yaptığımız yolu da çok seviyorum. Bir de şu yakışıklı şarkıcıyı çok seviyorum. Sence insanların bu kadar ayrı ayrı şeyleri sevmeleri normal mi?

- Arkadaşlarımla tartıştığım zamanlarda kendi düşüncelerimi onlara anlatırken zorlandığımı hissediyorum, bu durumda da canım çok sıkılıyor, bana yardım eder misin?

- Teknoloji sence bizi kolaylığa mı alıştırıyor yoksa işlerimizi daha hızlı yapmamızı sağlıyor?

- Senin yerine okula giden ben olsaydım, sabahları beni okula gönderirken neler derdin?

- Bazı sabahlar hiç canım işe gitmek istemiyor bunun nedenini düşünüyorum ne olabilir acaba, senin de benzer düşüncelerin oluyor mu?

- İşimi seviyorum çünkü ile başlayan bir liste yaptım şimdiden on madde yazdım, seninle paylaşabilir miyim? Senin okulla ilgili yapacağın listeni okumak isterdim.

- Sadece ikimizin yaşadığı şu ev bile biraz dikkatsiz davranınca darmadağınık oluyor acaba sınıf nasıl oluyordur? Ben bu dağınıkla başa çıkamıyorken, öğretmenininiz ne yapıyor acaba?

Farklı alanlarda sorular eklenerek paylaşım artırılabilir. Bu paylaşımlarda biz yetişkinlere düşen en büyük görev iyi bir dinleyici olmak. Yol gösterici olmak, kendi yaşantımızdan örnekler vermek… Çözüm sunmak yerine kuracağımız ilişkide rolümüz sadece çocuklarımızın arayışlarında onlarla yürümek olmalı, fazlası değil. Çocukların kendilerini koşulsuz seven ve dinleyen yetişkinlere gereksinimi var, çözüm bulan değil.

Kaynak: MÜJDAT ATAMAN - egitimpedia.com yazarı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
bugün okulda öğrendin

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber