Bu haber kez okundu.

Bir Öğretmenler Günü anısı

Okulumuza geldiği ilk günde dikkatimi çekmişti genç öğretmen arkadaşım.Kendisine verilen beşinci sınıfın önceki öğretmeni iş disiplini biraz zayıf bir arkadaştı.Bunun üzerine olumsuz çevre koşulları ve zayıf ekonomik yapı,gecekondu semtinin bozuk sosyal ilişkileri ve şiddetin yaygınlığı eklendiğinde o çocuklar için yapılacak çok şey vardı.Girdiği ilk derste bunu keşfetmiş olacak ki onu teneffüslerde öğretmen odasında hiç göremedim...Okula girişinden çıkış saatine dek tüm zamanını öğrencilerle geçiriyordu...Diğer bir çok arkadaştan çok farklı sakin,yumuşak bir üslupla iletişim kuruyordu öğrencileri ile.İlerleyen günlerde tamamen öğrencilerine adanmış bir yaklaşımda olduğunu hissedince bu çalışkanlığın verimliliğini arttırmak üzere desteklenmesi gerektiğine karar verdim.Öğle sonrası boş zamanlarımda haftada iki gün onları TEGV eğitim parkına götürmeye karar verdim.Bu düşüncemi sevinçle karşıladı.Öğrencileri ders dışı saatlerde de destek alacaklar ve süreç hızlanacaktı...Planladıklarımızı yapmaya başladık.O çocuklarda gerek TEGV' de aldıkları desteğin gerekse genç öğretmen arkadaşımın özverili,sevecen,bilinçli yaklaşımının etkisiyle müthiş bir değişim gerçekleşmeye başladı...Sanki sihirli bir değnekle dokunulmuştu onlara...Arkadaşımın çalışma şevkinin,iştahının daha da artmasını sağlayacak bir şeyler yapmalıydım.Okulda başka kimsenin dikkati bu noktada değildi zaten.Onu cesaretlendirecek,yaptıklarından mutlu olup daha fazlasını yapma isteği uyandıracak bir fikir üretmeliydim.Sonuçta çözümü buldum..Bir gün o derste iken sınıfına girdim iznini istedim çocuklara bir şeyler söylemek için...Öğrencilere öğretmenler günü için ''Öğretmenini en güzel anlatan yazı'' diye gerçekte olmayan bir yarışmadan bahsettim.Kendilerinin çok güzel yazılar yazacaklarından emin olduğumu bu yarışmayı kazananın bizim okulumuzdan ve bu sınıftan çıkacağından hiç kuşkum olmadığını bildirip ertesi gün mutlaka bu yazıları getirmelerini istedim...Öğretmeninizi kura bileceğiniz en güzel cümlelerle anlatın yönergesini verdim ve çıktım sınıftan...Şaşırtıcı bir şekilde kırkbeş elli kişilik sınıfın tamamı ertesi gün yazılarını hazırlamış ve getirmişlerdi...

Akşam eve geldiğimde daha önceden hazırladığım üzeri kalın ciltli yaklaşık yüz sayfalık defteri,makası,yapıştırıcıyı masanın üzerine yerleştirip işe koyuldum.Öncelikle öğrencilerin isimlerini kesip ayırdım yazılardan.Bir de o çocuksu düşünceleriyle yazılarını daha etkili kılmak üzere yaptıkları süsleri,kuş ve çiçek resimlerini özenle kestim...Sonra yazıların içinden öğretmenleri için yazılmış en güzel cümleleri bir bir kestim ve ayırdım.Şimdi sıra bunu deftere uygun bir şekilde yapıştırmaya gelmişti...Her sayfaya o güzel cümlelerden oluşan satırların bir kaçını ve uygun bir resim yerleştirmek yoluyla defteri doldurdum.Defterin son bir kaç sayfasına ise çocukların isimlerini yapıştırdım.Muhteşem bir eser ortaya çıkmıştı...Kırk civarında yazarı olan ve bir öğretmen için kurula bilecek en güzel cümlelerden oluşan bir kitap idi bu muhteşem eser... 

Ertesi gün öğretmenler günü idi.Genç arkadaşımı çok mutlu edeceğine inandığım bu armağanı suna bilmenin heyecanıyla sabaha dek uyuyamadım diye bilirim...Sabahleyin ikinci ya da üçüncü derste kapıyı çalarak içeri girdim.Elimdeki defteri öğrencilere gösterip ne olduğunu sordum.Defter diye yanıtladılar tabi.Öğretmenimizin şaşkın bakışları altında onun bir defter olmadığını,onun Dünyanın en özel kitabı olduğunu ve bu çok özel kitabın kırktan fazla yazarı olduğunu anlattım.Bu yazarları tanıyan var mıdır içinizde diye sorduğumda tabi ki hep bir ağızdan ''-Haayııırrr...'' diye yanıtladılar.Ben yanıldıklarını bir kaçının ismini okursam belki tanıdık çıka bileceğini söyledim ve başladım rast gele isimlerini okumaya...Çocukların ve öğretmenimizin şaşkınlıkları en üst düzeye ulaşmıştı...Sonra bu kitabı kendilerinin yazdıklarını,kitabın yazarlarının tüm sınıf arkadaşları yani kendileri olduğunu anlatıp bir bir okudum isimlerini son sayfalardaki yazarlar listesinden. 

Genç arkadaşıma dönüp öğretmenler gününü kutladım ve öğrencilerinin kendisi için hazırladığı eseri teslim edip hemen kaçtım sınıftan.Oluşan duygusal ortama,sevinç ve gururdan ağlamaklı olan arkadaşımın ruh haline ben de fazla dayanamazdım.Gözlerim yaşarmadan kaçmalıydım oradan.. 

Akşam üzeri telefonum çaldı.Arkadaşım arıyordu.Hayatında bu denli güzel bir armağan almadığını ve hayatı boyunca böyle bir armağanla bir kez daha karşılaşa bileceğini ummadığını söyleyerek sevincini,mutluluğunu ve teşekkürlerini dile getirdi...Öğretmen olan anne-babası ile defalarca okuduklarını ve çok mutlu olduklarını söyledi.Bu arada benimle ilgili övgü dolu sözler etti...Ben şimdiye dek buna benzer işler yapmıştım ama bu kez çok iyi iş çıkarmıştık çocuklarla...Ona iyi şeylerin tek başımıza yapmakla fazla etkili olamayacağını,iyiliği çoğaltmanın yolunun iyi işler yapanların desteklenmesinden geçtiğini falan anlattım.Mesleğinin ilk aylarındaki bir arkadaşımı böylesi bir destekle kanatlandırıp uçura bilecek isem,onun iyi işleri daha zevkle daha istekli yapmasını sağlayacak isem bunu yapmanın bir görev olduğunu,fazladan bir şey değil görevimi yaptığımı bildirdim...Konuşmayı bitirdiğimizde görevini yapmış bir insan mutluluğu vardı bende ve bu çok önemli bir şeydi benim için....

MEHMET GAZİ YILDIRIM

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber