Bu haber kez okundu.

BİR ANNE VE OĞLUNUN OKUL MACERALARI -2
(Eşimin bir arkadaşı 22 aylık oğlu için bir faaliyet grubu bulmaya çalışıyor; deneyimlerini eşim Yıldız’a anlatınca rica ettik yazdı; yazarak gönderdi. İlk kısmı dün yayınladım. Bugün ikinci kısmı paylaşıyorum. Düşünce ve önerilerinizi paylaşmanız daha sağlıklı bir kamu oluşturmaya yardımcı oluyor. Emek ve zamanınız için teşekkür ederim.)
İkinci deneyimimiz olan 18-24 ay arası bebeklere müzik dersindeyiz ve tabii başka bir oyun grubu firmasındayız... Sınıfa girince tatlı güler yüzlü bir bayan hoca ile karşılaştık. Heh dedim bu sefer iyi geçecek etkinlik galiba.
Çocuklara marakas denilen müzik aletleri dağıttı hoca. Oğlum hayatında ilk defa marakas görüyor olduğundan incelemeye başladı haliyle. Bu arada hızlıca ders başladı. İnanılmaz yüksek bir ses ile yabancı dil bir müzik açtı CD den hoca. Birbirimizi duymamızın imkânı yok sınıfta. Bir yandan müziğin sesi yüksek olduğundan kendi sesini duyurmaya çalışırken bağırarak komut veriyor, bir yandan şarkıyı söylüyor hoca.. Bir yandan marakas sallıyor ve aynı zamanda da çocukların kendisine katılmasını bekliyor haliyle. Tam bir kaos.
Bu arada sesten korkan çocuklardan biri ağlıyor... Bir tanesi odanın köşesine kaçıp sığınmış durumda, benim oğlum ise bacağıma yapışmış korku içinde, bu kadın niye bağırıyor diyen gözlerle bana bakıyor.
Çocukların dışında ben de şaşkınım. Bir yandan ne yapacağımızı anlamaya çalışırken hocayı takip etmeye çalışıyorum bir yandan da oğlum derse katılım göstersin diye teşvik etmeye çalışıyorum. Ancak çocuklar eğlenmek yerine korku, gerginlik, kaygı içinde gözlerle bakınıyor etrafına.
Hadi bizim ilk dersimiz. Bir çocuk ise üç aydır geliyormuş annesinin zoruyla derse katılım göstermeye çalışıyor, annesinden kurtulduğu vakitlerde koşarak kaçma girişimlerinde bulunuyor sürekli. Annesi ise çocuğu kapıdan alıp tekrar dersin içine sokmaya çalışıyor. Yani herkes bir mutsuz ortamda.
Beş dakikalık bir şaşkınlık sonunda duruma müdahale etmek aklıma gelebildi anca.
Hocadan müziğin sesini kısmasını ve kendisinin bağırmadan sakin bir ses tonuyla çocuklara komut vermesini rica ettim. Oğlumun ortamdan korktuğunu yüksek sesin çocuklar üzerinde olumsuz etkisi olduğunu anlatmaya çalıştım. Ayrıca Türkçe bile konuşamayan bebelere İngilizce değil Türkçe bir müzik açmalarını rica ettim. O güler yüzlü hocanın bakışları bana karşı pek bir sevecen oldu nedense bir anda!!! Beni yemek isteyen bir canavara dönüştü sanırım:)
Sonuç olarak hoca hem müziğin hem de kendi sesini kısıldıktan sonra oğlum ve diğer çocuklar ortama biraz daha ayak uydurmaya, kendilerini daha güvende hisseden bebeler müzikle sallanmaya başladılar.
Bir saatin sonunda bu dersi de sağır olmadan sağ salim atlatmayı başarmıştık.
Bebeklerin hiç görmediği yeni ve farklı bir mekanda, farklı insanlarla ve farklı uyarıcıların bulunduğu bir ortamda çocukların kendini güvende hissetmesi çalışılmalı iken tamamen kendini yabancı hissedeceği ve korkabileceği kaotik bir ortam yaratmak ve çocukların bu ortamda eğlenmelerini, eğlenirken öğrenmelerini beklemek çok hayalci bir yaklaşım bence.
Buradan da paramızı ödeyerek ve koşarak uzaklaştık oğlumla.
Üçüncü oyun grubu deneyimimiz masa başı hamur çalışması ise apayrı bir fiyasko idi. Hatta bir tez konusu bile olabilir.
Ve böylece oyun grubu maceramıza son vererek, oğlumun kişisel gelişimi için gerçek anlamda beslenemeyeceğine karar vererek ve arayıştan vazgeçerek 2 saatlik okul arayışına geçtik.
(DC’nin notu: Okul arayış macerasını yarın buradan sizlerle paylaşmak istiyorum.)

Kaynak: 
Doğan Cüceloğlu
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber