Bu haber kez okundu.

BEN BU ÜLKEDE OLAN BİTENLERDE NE DUYUYORUM NE GÖRÜYORUM SANA ANLATAYIM-
Biz sokakta oynayabildiğimiz ve çocukluğumuzu akranlarımızla yaşayabildiğimiz o güzel anlar dışında, yetişkinlerle hemen hiç duygusal bağ kurmadan ve onları sadece birer otorite figürü olarak gören bir nesiliz.( Bizim nesilden kastım, önceki makalede de belirttiğim gibi 30-50 yaş aralığı yetişkinler.)
Duygusal bağa ihtiyacın en yüksek olduğu dönem olan ÇOCUKLUĞUMUZU yakın sevgi, ilgi, güven, şefkat, korunma gibi doğal ihtiyaçlarımızdan yoksun bırakılmış olarak geçirdik yani.
Daha çok terbiye, disiplin, adam edilme, hayata karşı sağlam olmamız için korkutulma, korumasız bırakılma ve çocukların duyguları önemsiz algısı yüzünden duyarsız davranılmaya maruz kaldık. Bir çocuk bu şartlarda büyürse ne olur sizce ?
Bir arkadaşım şöyle demişti ;
“ Benim içimde ki çocuk öldü…”
Yazarken bile acıyor canım. Evet çocuk olamadığımız ve çocukluğumuzu yaşayamadığımız için ya kendini tamamen kapattı, ya çok derinlere gömüldü…
Kendini kapattı çocukluğumuz, ama hissettiği tüm duyguları kalbimize ve beynimize yükleyerek. Ne hissetmiş olabilir kırgınlık, öfke, terk edilmişlik, korku vb gibi olumsuz duygular dışında.
Aklı başında ve bir büyük gibi davrandığı için aferin alan, yaşına uygun çocukça davrandığı için ceza alan çocuk olumlu duygular biriktirebilir mi ?
Kendini korumak ve yaşama adapte olmak adına davranışlarını düzenlemeyi otoritelerden ( anne-baba-akrabalar-okul-öğretmen vs vs…) öğrenir çocuk. Ama duygularını yaşayabilme, hissedebilme, düzenleyebilme gibi duygusal yeteneklerden tamamen mahrum kalarak.
Yeterince büyüdüğümüzde tam bir boyun eğen haline dönüştürülmüş oluruz tüm bu sebeplerle. Hem boyun eğen hem kendine ve duygularına tamamen yabancı…Kendine karşı bile duyarlılık taşımayan ve otorite kurallarına göre yaşamak dışında bir şey bilmeyen bünyemiz maalesef bizi içten içe yiyiveren o duygularla dolup taşar.
Yaşama ve kurallara aykırı düşmemek için çabalar, ancak hep şunları hisseder ve kendimize söyler dururuz ;
Hiç mutlu olamayacak mıyım ?
Yaşam çok anlamsız, ne için yaşıyorum ki ?
Onlar neden mutlu da ben değilim ?
Onların yüzünden mutlu olamıyorum ben ?
Bunlar olmasaydı ben çok daha iyi olurdum ?
Korunmadığımız için korumayı, sevilmediğimiz için sevmeyi, şefkat görmediğimiz için göstermeyi, olduğu gibi kabul edilmediğimiz için kabul etmeyi ve güveni hiç tatmadığımız için güven duymayı bilmeyiz…yaşayamayız…hissedemeyiz…
Ancak hangi dilden anlarız biz biliyor musunuz ?
Tıpkı henüz 5 yaşındayken karşımıza geçip gözümüze sokarcasına salladığı parmağıyla ;
“ Beni dinlemezsen başına neler gelir…dışarda sana zarar vermek için bekleyen bir dolu insan var…ben sadece seni kötülerden korumaya çalışıyorum…sen kim oluyorsun da benim koyduğum kurallara uymuyorsun…sus cevap verme…sana şunlarla konuşma demedim mi…bunlarla oynamanı yasaklamadım mı…” diyerek o kızgın yüzüyle, öfke dolu sesiyle haykırarak size yukarıdan bakan otoritenin dilinden anlarız.
Sonra büyüdüğümüzde bizimle kim aynı tarz ve ses tonuyla konuşsa, bir de bunlara benzer şeyler söylese ona korkarak da olsa inanmaktan başka çaremiz kalmaz.
OTORİTE diye yazıp duruyorum ya sen buna istediğin anlamı ya da kimliği yükle : ANNE-BABA-ÖĞRETMEN-POLİS-ASKER-SİYASİLER-PATRON-MÜDÜR-AMİR vs vs
Sevgilerimle
Sema Deniz / Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Uzmanı Anne
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber