Bu haber kez okundu.

Bayan Öğretmenler Daha Fazla Fiziksel Ceza Uyguluyormuş!
 Cumhuriyet Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma öğretmenlerin sınıf içi tepkilerini ortaya koydu. Derste izlenen 43 öğretmenin istenmeyen davranışlar karşısında verdikleri tepkilerin başında azarlama geliyor. Kadın öğretmenler erkeklerden daha fazla fiziksel ceza uyguluyor. 


'Sınıf Öğretmenlerinin Sınıf Ortamında Meydana Gelen İstenmeyen Davranışlara İlişkin Gösterdikleri Tepkilerin Değerlendirilmesi' adlı araştırma Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr Ahmet Çoban ve Fadime İşcen tarafından yapıldı. 2004-2005 eğitim-öğretim yılında dört okulda 43 sınıf öğretmeni üzerinde gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları şöyle: 

Sınıf içinde istenmeyen davranışlar karşısında öğretmenlerin en fazla gösterdiği tepki yüzde 20.44 ile sesle uyarma. Yüzde 18.25 sınıf içinde yapılan istenmeyen hareketlerin farkına varamazken, yüzde 11.22'si ise istenmeyen davranış karşısında öğrenciyi azarlıyor. Yüzde 10.84 ile göz teması kurmak ve yüzde 10.08 ile yanına yaklaşmak ise öğretmenin diğer başvurduğu yollar. 

Kadın öğretmenlerin yüzde 3.47'si fiziksel ceza uygularken, erkeklerde bu oranı beklenenin aksine daha düşük, yüzde 2.63 

Fiziksel ceza veren öğretmenlerin hepsi 16 yılın üzerinde kıdemi olanlar. 

Yüzde 28.74 ile en çok 1. sınıf öğretmenleri, öğrencilerin sınıf içinde yaptığı uygunsuz hareketlerin farkına varamıyor. 
Ama yüzde 14.37'lik oranla da en çok birinci sınıf öğretmenleri azarlama yöntemine başvuruyor. Fiziksel cezayı en fazla uygulayanlar ise yüzde 8.13 ile 3. sınıf öğretmenleri. 

Öğrencinin yaşı büyüdükçe uygunsuz söz işitme olasılığı da artıyor. 5. sınıf öğretmenleri "Saçmalama, ulan, aptalca bir soru, manyak mısınız, köpek, inek gibi bakmayın" gibi sözlerle tepkisini gösteriyor. 

Matematik dersinde öğretmenlerin en fazla kullandığı yöntem yüzde 25.18 ile sesle uyarma. Fiziksel ceza oranının en yüksek olduğu ders ise 5.76'yla fen bilgisi. 
Umay Aktaş/Radikal 
____________________

Evet arkadaşlar. Gazetelerde çıkmış, bilimsel değeri büyük olan bu haberi birlikte inceleyelim.

1- Bayan öğretmenler erkek öğretmenlere göre daha “dayakçıdır”.
2- 3. Sınıf öğretmenleri diğer sınıf öğretmenlerine göre daha “dayakçıdır”.
3- 5. Sınıf öğretmenleri diğer öğretmenlere göre daha fazla azarlar. Azarlarken de “ulan, köpek, inek” gibi kelimeler kullanır.
4- Öğretmenlerin yüzde 18.25’i sınıftaki olumsuz davranışları görememektedir.
5- Dayakçı bayan öğretmenlerin oranı yüzde 3.47’dir.
6- Dayakçı erkek öğretmenlerin oranı yüzde 2.63’dür.
7- En çok 1. sınıf öğretmenleri sınıftaki olumsuz davranışları görememektedir.
8- “Dayak” en fazla fen bilgisi dersinde uygulanır.

1- Bayan öğretmenler erkek öğretmenlere göre daha “dayakçıdır”.
Bu sonuca 43 öğretmen üzerinden ulaşılmıştır. Dayakçı bayan ve erkek öğretmenlerin toplam oranı % 6.1. 43’ün %6.1’i 2.6 eder. Yani 43 öğretmenden iki buçuğu dayakçı! (Yarım öğretmene aman dikkat.)

Şimdi tersten düşünelim. Dayakçı bayan ve erkek öğretmenlerin sadece birer kişi olduklarını kabul edersek sonuçta 28 bayan, 38 erkek öğretmen çıkar. Yani erkek öğretmenlerin çoğunlukta olması bayan öğretmenleri otomatik olarak daha “dayakçı” hale getirdi.

Hala bitmedi. Dayakçı bayan ve erkek öğretmenlerin birer tane olduğunu kabul ettiğimizde toplam öğretmen sayısı 66 eder. 43’den 23 fazla! Bundan ne sonuç çıkarırsınız bilmem ama bana sorarsanız bu büyük bilimsel araştırmadaki 43 öğretmenin 12 tanesi “eş cinseldir”. Her iki grupta (erkek ve bayan) aynı anda sayılmıştır. % 30’u eş cinsel olan öğretmen grubundan başka hangi sonuçları beklerdiniz?

Şimdi biraz toparlayalım. % 30’unun hangi cinsiyete mensup olduğu bile belirlenememiş bir öğretmen(!) grubu üzerinde yapılan bu büyük bilimsel araştırma sonucu yüzde sıfır nokta bilmem kaç farkla bayan öğretmenler daha “dayakçı” çıkmış. Üniversite öğrencisiyken hocalarımızın yanında deney sonucundaki 10 katlık farktan bile sonuç çıkarmaya çekinirdik. Acaba hesaba katmadığımız bir değişken var mı diye. Ama bizim sevgili Doç’umuz yüzde sıfır nokta bilmem kaçlık farkla bayan öğretmenleri “dayakçı” ilan edip gazetelere vermiş.

2- 3. Sınıf öğretmenleri diğer sınıf öğretmenlerine göre daha “dayakçıdır”.
Sayın “bilim adamı” hocam. Umarım sesimi duyarsınız. Sizce 3. sınıf öğretmenleri neden daha “dayakçı”? Buna bilimsel bir dayanak oluşturabilecek misiniz? Yoksa bu da öğretmenlerin %30’unun eş cinsel çıkması gibi bir şey mi?

3- 5. Sınıf öğretmenleri diğer öğretmenlere göre daha fazla azarlar. Azarlarken de “ulan, köpek, inek” gibi kelimeler kullanır.

5. sınıf öğretmenlerinin çok azarlaması konusu yukarıda bahsettiğim meselelere çok  benziyor. Onun için üstünde durmayacağım. “ulan, köpek, inek” gibi kelimelere gelince:
Öğretmenler sonuçta makine değil, insan. Doğru veya yanlış elbette sinirlerinin bozulduğu, azarlamaya başladığı bir an olacak. Biz de eskiden öğretmenlerimizden azar işittik ve şuan azara şahit oluyoruz. Azarlarken kullanılan kelimeler çoğunlukla “küçümseyici” kelimeler. Bugüne kadar doğrudan ağır hakaret edildiğine rastlamadım ve öğretmenlik mesleğini içine sindirmiş kimseden ağır hakaret beklemiyorum. Neden mi? Çünkü ağır hakaret karşıdaki kadar hakaret edeni de küçültür. Hoş olmasa da bir öğretmen sinirlerinin bozulduğu bir anda “inek gibi bakmayın” gibi küçümseyici hakaret edebilir ama benim yazarken bile zorlandığım “köpek” kelimesini kullanarak hakaret edebileceğine inanmıyorum.

7- En çok 1. sınıf öğretmenleri sınıftaki olumsuz davranışları görememektedir.

İşte bilimsel başka bir sonuç daha! 
Ben birleştirilmiş sınıflı bir köy okulunda öğretmenim. Benim 3 tane 1. sınıf öğrencim var. Bu öğrencilere bir hafta sonu fazla ödev vermeye çalıştım. Öğrencilerden aynı anda aldığım tepkiler:

1. Öğrenci: “Öğretmeniiiim, çok ödev verdiniiiiz. Yapamayıııız.
2. Öğrenci: “Haylooo ödev çoğtur. Valla ben yapmayacağım.
3. Öğrenci: “çüş oha! çok verdiiiiiyn.”

Bu durumda siz olsaydınız ne yapardınız? Aman 3. öğrenciye dayak atayım demeyin. Yoksa “dayakçı” öğretmenlerin istatistiksel oranını ikiye katlarsınız.

1. öğrencimin büyük kardeşleri de benim öğrencim. Evde işlevsel Türkçe konuşuyorlar. 2. Öğrencim yeni yeni Türkçe öğrenmeye başladı. Sözleriyle bana diklenmedi. Demek istediği “Bu kadar ödevi ben yapamam.”  3. Öğrencimin anne ve babası özürlü ona konuşmayı ben öğrettim. :) (Yanlış anlamayın “çüş oha” kelimesini benden öğrenmedi.) Bu öğrenci “çüş oha” ile “çok” arasındaki farkı anlayamayacak durumda.

(Merak edenlere) Bu olaya ne tepki verdim? “Çüş oha” diyen öğrencinin yüzüne bile bakmadım. Eğer sözle uyarsaydım veya “çüş oha” kelimeleri üzerine nasihat çekmeye başlasaydım bu öğrenci benim kendisini konuştuğu için cezalandırdığımı algılayacak ve konuşmayı öğretme konusunda anne babasının tek güvendiği kişi olarak layıkıyla işimi yapmamış olacaktım.

Sevgili eğitimci Doç’umuz bu olaya şahit olsaydı ne düşünürdü acaba? Biz bu olayı “Olumsuz davranışları görememe” değil de daha farklı yorumluyoruz.

Yazı uzayacak ama isterseniz başa dönelim. Anladığım kadarıyla bizim gözlemcimiz elinde kağıt, kalem sınıfta oturup öğretmenleri gözlemlemiş. Bizim dayakçı bayan ve erkek öğretmenimiz de tam bu sırada gözlemcimizin gözünün içine bakarak öğrencilerine dayak atmış. Böyle bir durumda öğretmen niçin dayak atar? İstatistiklere girmek için mi?

Arkadaşlar bu yazıya biraz sinirli başladım. Yazının sonuna kadar sinirlerim biraz yatıştı. Sakin halde yazı yazamadığım için bu yazıyı yarıda bırakacağım. :) Kaç kişi buraya kadar sıkılmadan okudu bilmiyorum. İşte sonuç:

Ve gökten 3 elma düştü:
İlki masa başında eğitim adına ahkam kesenlere. (Umarım elma kafalarına düşmüştür.)
İkincisi genç öğretmenlere: Eğitim fakültelerinde böyle Doç'lardan aldığınız bilgilerin geçerliliğini iyi sorgulayın.
Üçüncüsü bana; Bu sabah ekmeğim bitti. Köylülerden istemeye utandım. Midem kazınıyor. Bakalım yarın akşam ilçeye gidene kadar nasıl dayanacağım?
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber