Bu haber kez okundu.

Başarılı Bir SINIF YÖNETİMİ İçin 44 Altın Tavsiye

Sınıf yönetimi ve öğrenci disiplinsizlikleri anlamında öğretmenler için çok da kolay olmayan eğitim – öğretim yılının “son düzlüğüne” girmiş bulunuyoruz. Konular neredeyse bitti, sınavlar bitti – bitecek, öğretmen ve öğrenci motivasyonu tükenmek üzere, havalar iyiden iyiye ısınmaya başladı ve sınıf yönetimi açısından en zor ve en kritik eşiğe gelindi denebilir. Sınıf yönetimi eğitim öğretimin olmazsa olmazı ve başarı için en önemli ölçüttür. Çevrenizde gördüğünüz ve başarılı olarak tanıdığınız öğretmenlerinin başarısının altında kesinlikle sınıf yönetimindeki başarıları yatmaktadır.

Erkenden uyandığım böyle güzel bir bahar sabahında basit ifadelerle, akademik ifadelerden ve teoriden uzak; direkt olarak uygulamaya yönelik, öğretmenlerimize,  bu denli önemli bir konuda, sınıf yönetimi adına, belki haddimi de aşarak, bir takım tavsiyelerde bulunmak istedim:

1.    Sınıfta öğretmenlerimizin yaptığı en yaygın hatalarından birisi sınıf içerisinde istenen değil istenmeyen davranışı öne çıkarmaktır. “Sus, bağırma, kes, konuşma” gibi ifadelerle öğretmen adeta bu davranışları pekiştirmektedir. Böyle bir sınıf ikliminde sessizce dersini dinleyen öğrencinin pekiştirilmesi gerekirken adeta ödül dersi sabote etmeye çalışan öğrenciye verilmektedir. Yaş ve gelişim özelliklerine göre gürültülü bir sınıfta konuşan bir öğrenciye “sus, kes!” demektense, sessizce dersi takip eden bir öğrenciye teşekkür edilmesi çok daha yerinde bir tutum olacaktır.


 


2.    Dönem ve özellikle sene başları öğretmenler için “balayı” dönemleridir. Öğretmenin ilk kez girdiği sınıfta çıt çıkmaz. Bu öğrencilerin öğretmeni “tartma – süzme” dönemleridir. Yaş gruplarına göre bu süre kimi zaman bir – iki ders saati en geç ise bir haftalık süreyle sınırlıdır. Öğretmenler bu “balayı” dönemlerini çok iyi değerlendirmelidirler çünkü öğrenciler kendilerine ilk derslerde bu fırsatı fazlasıyla verirler.


 


 


3.    Ben dilini kullanmaya gayret edin. “Ders çalışmıyorsun” demek yerine, “ders çalışmaman beni üzüyor” veya “ders çalışmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullanmak size hiçbir şey kaybettirmeyecektir.


 


4.    Öğrencilerinize isimleriyle hitap edin. Yeni tanıştığınız öğrencilerin isimlerini bir an önce öğrenmeye çalışın.


 


5.    Dersiniz dinlenmediği zaman “Sus!”, “Dinle!”, demek yerine “istifinizi bozmadan dersinizi anlatmaya devam edin “.


 


6.    Uyarmak istediğiniz bir öğrenci varsa, dönüp ona bağırmak yerine ismini tahtaya yazın, o öğrencinizle anlık bir göz teması kurduktan sonra belli bir süre yaptıklarını görmezden gelin.


 


 


7.    Eğer sınıfta istenmeyen bir davranış varsa kati suretle o davranışın pekiştireci de vardır.Olumsuzluğun üstüne gitmektense o olumsuzluğu ortadan kaldırmak için pekiştirecini yok etmek daha akılcı ve yerinde bir davranış olacaktır. Bazen konuştuğu için azarlanan bir öğrencinin pekiştireci kendini azarlayan öğretmeni olabilmektedir örneğin.


8.    Gerilimden Kaçının! İyi yönetilmeyen bir sınıfta her zaman için bir gerilim ihtimali vardır. Sözlü ve hatta fiili şiddet uygulayan bir öğretmen, öğrencilerinin gözünde acizdir. Çünkü şiddet uygulayan öğretmen o an yaptıklarıyla adeta “ben şiddet uygulamadan sizle baş edemiyorum” demektedir.  Aynı durum, geçtiğimiz günlerde sitemiz yazarlarından Sayın Yücel ÖNDER’İN de bütün detaylarıyla kaleme aldığı, öğrenciyi dersten atmak için de geçerlidir, bu da bir acizlik, kötü bir sınıf yönetiminin sonucudur, ayrıca suçtur.  Öğrenciyi dışarıya gönderen öğretmenin aslında beden dili: “Ben seni sınıf içerisinde yönetemiyorum, dışarı çık, senden ancak o şekilde kurtulabilirim, yapacak başka bir şeyim kalmadı, elimden gelen ancak budur!” demenin Arapçasıdır ve acizliktir.


 


9.    Öğrencilerinizi çok iyi tanımanız gerekir çünkü tanımazsanız onlara uygun sınıf yönetimi teknikleri ve sınıf içerisinde işinizi kolaylaştıracak stratejiler geliştiremezsiniz. Öğrencinin kişisel ailevi, sosyal ve ekonomik açıdan da tanınması elzemdir.


 


10. Öğrencinin ilgisini çekemiyorsanız, öğrencilerinizi meşgul edemiyorsanız sınıfı yönetmeniz imkânsızdır. Öğrencilerinizi muhakkak suretle meşgul edin, hatta onları yorun.


 


11. Öğrencilerinizle “ yüz - göz” olmayın.  Daha çok kadın öğretmenlerimizin özellikle de kız öğrencilerine karşı yaptıkları bir hatadır, siz yapmayın.


 


12. Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin düştükleri bir hata da öğrencilerine “canım, bir tanem, aşkım” gibi – iyi niyetli - sevgi sözcükleri kullanmalarıdır.  Bu ifadeler çocukların kendilerinden büyük kişilerin de kendilerine aşık olabileceklerini, beyin şemalarına işleyecek bilinçaltında bu durumun içselleşmesine yol açacaktır.


 


13. Öğretmenlik ciddi anlamda sabır işidir. Siz de sabırlı olun, sabırsız olmak size hiçbir şey kazandırmayacağı gibi sınıf içerisinde çok şey kaybettirecektir. Sinirlendiğinizde öğrencilerinize bir şans daha tanıyın; içinizden üçe kadar sayın, ölçün, biçin; sonucu düşünün - bir, iki, üç: Hepsi bu! Yapmayı planladığınızı yapmadığınızda bu tekniği kullandığınıza hiç pişman olmayacaksınız.  Öfkeyle kalkmayın ki “zararla” oturmayasınız.


 


 


14. Öğrencilerinize, geleceklerine ve ailelerine değer verin ve verdiğiniz bu değeri onlara hissettirin. Velilerinizle mümkün olduğunca iletişim halinde olun. Gelecekleri hakkında onları dinleyerek onlara rehberlik edin. Öğrencilerinizin geleceklerini aileleriyle birlikte planlayın.


 


15. İstikrarlı olun, bir gün kızmadığınız bir duruma başka bir gün kızmanız, istikrarsızlığınız öğrencilerinizin gözünde sizi değersizleştirecektir.


 


 


16. Sınıf iklimi içerisinde öğrenciler öğretmenlerini çok kısa sürede “çözebilirler” çünkü öğrenciler sınıf içerisinde öğretmeni yaptığı her hareketiyle incelerler. 25 öğrencinin bir sınıfta olması demek;  30-35 metrekare içerisine öğretmeni takip etmesi üzere konuşlandırılmış 50 adet kamera bulunması gibidir adeta. Tam da bu yüzden sınıf içerisinde öğretmenin sınıf yönetimi adına hata yapma lüksü yoktur çünkü yapılan bir hatanın, üzerine odaklanmış 50 biyolojik kameradan kaçması imkânsız ötesidir.


 


17. Öğretmenlerimiz sınıf yönetimi ve şu anda benimsenmiş eğitim yaklaşımı sebebiyle çok fazla konuşmamalı, öğrencilerini konuşturmalıdırlar. Doğru zannedilen yanlışlardan birisi de dersin ilk bölümlerinin sınıf yoklaması, ders defterinin doldurulması, ödev kontrolü yapılması, havadan sudan konuşulmasına ayrılmasıdır. Dersin ilk bölümleri öğrencinin ilgi düzeylerinin en yüksek olduğu, bütün alıcılarının açık ve hazır olduğu bölümdür. Ders sonunda yapılması daha uygun olan;  yoklama alınması ve ders defterinin doldurulması gibi sınıfsal faaliyetlerin yerine öğretmen dersin bu ilk dönemlerini çok daha etkin ve verimli bir şekilde değerlendirmelidir. 


 


18. Derse geç kalmayın. Derse geç giren öğretmen, öğrencilerine karşı bir – sıfır geride, mahcup, moral ve motivasyondan tamamen yoksun bir şekilde maça çıkmış takımdan farksızdır. Unutmayın ki her bir öğrenci sizin geç kaldığınızı fark edecek ve bu öğrencilerinizde dersinize verdiğiniz değerin olumsuz bir yansıması şeklinde küçük zihinlere kodlanacaktır.


 


19. Öğrencilerinize şans tanıyın. Sınıfa ilk girdiğinizde ayakta gezinen, konuşan öğrencileri görmeyin – görmezden gelin. Sınıfa girip hemen öğrencilere yönelmeyin.


 


20. Onların neyi bilmediklerini değil neyi bildiklerini ortaya çıkarmaya çalışın. Sınavlarınızı hak edenin yüksek, hak etmeyenin düşük alacağı şekilde ayarlayın. Sonuçları en kısa zamanda duyurmaya gayret edin. İnternet üzerinden kopyala – yapıştır sınavlar, düzensiz,  hatalarla dolu bir sınav nasıl ki sizi öğrencilerinizin gözünde düşürecekse, derli – toplu, özenli ve titizlikle hazırlanmış, ileride girecekleri sınavlardaki soru formatlarına yakın sınavlar öğrencilerinizin, size ve dersinize olan bakış açısını olumlu yönde değiştirecektir.


 

21. Empati Kurun! Kendinizi öğrencilerinizin yerine koyarak kendinizi dinleyin. 40 dakika boyunca kuru bir sıra veya sandalyede oturmanın hiç de kolay bir iş olmadığını da göz önünde bulundurun.  Unutmayın ki anlattığınız dersten öncelikle siz zevk ve keyif almalısınız. Bir an önce zil çalsın istiyor; kulağınız sürekli zil sesinde, gözleriniz saatinizdeyse dersiniz sıkıcıdır, öncelikle yaptığınız işten siz keyif almaya çalışın.


 


 


22. Küçük omuzlardaki yükü azaltmaya çalışın. 40-45 dakikalık bütün, tek parçalık bir derstense; dersinizi20+10+10, 20+15+5, 30+5+5, 25+5+10’ ar dakikalık iki – üç bölüme ayırın, öğrencilerinizin daha az sıkıldığını, öğrencilerinizin dersinizi iple çektiklerini göreceksiniz.


 


23. Öğrencilerinize küçük sürprizler yapın. Onlar için büyük, size hiçbir şey kaybettirmeyecek basit şeyler bunlar: Doğum günlerini kutlamak, sınıfa dışarıdan konuyla ilintili bir misafir davet etmek, ilgilerini çekecek bir etkinlik yapmak, sınav tarihlerinde değişiklik yapmak vb.


 


24. Birçok sınıf ortamında diğer öğrencileri peşinden sürükleyen “öğrenci liderleri” vardır. Bunlar kimi zaman başarılı çalışkan tipten öğrenciler de olabilirken çoğunlukla dersle pek ilgisi alakası olmayan, asi ruhlu ve haylaz öğrenciler olabilmektedirler. Öncelikle kendinizi ve dersinizi onlara sevdirmeye, onları kazanmaya çalışın.


 


25. Her öğrenci başarılıdır. Dersinizle ilgili bütün öğrencilerinize bir takım sorumluluklar yükleyin. Okul içerisinde yaptığınız etkinliklerde, alışılagelmişin dışında sosyal yönü az gelişmiş öğrencileri kullanın.


 


 


26. Mezun olmayan öğrencilerle sosyal paylaşım platformlarında arkadaş olmayın. Bazı Avrupa ülkelerinde yasaklanan öğretmen ve öğrencinin sosyal paylaşım sitelerindeki arkadaşlığı, öğretmenin sınıf içerisindeki yönetim gücünü de düşürüyor. Öğrenci rol model olarak gördüğü öğretmenden birçok olumsuz davranış edinebildiği gibi bu arkadaşlığından ötürü diğer öğrencileri artık kendisine denk ve eşit görmemeye öğretmenin gözünde de bir ayrıcalığı olduğu hissine kapılmaya başlıyor. Bu da öğrencinin öğretmeniyle birlikte hareket etme ve öğrenme başarısını olumsuz anlamda etkiliyor. Ayrıca öğrenciyle bilinçli bir arkadaşlık kurmak ve öğrencinin elinde oyuncak olmak arasındaki ince çizgiyi korumak hiç de öyle kolay değildir. 


 


27. Dersinize iyi çalışın, sınıfa hazırlıksız girmeyin. En azından neyi nasıl işleyeceğinizi hangi metot ya da metotları kullanacağınızı belirleyip kafanızda tasarlayın.


 


28. Dersin başında bir başlangıç ya da giriş, sonunda ise sonuç ya da bitiş yapmayı asla unutmayın.  40 dakikalık süreyi etkin ve verimli bir şekilde kullanın. Zil çalmadan o günkü dersinizi toparlayarak özetleyin.Zil çaldıktan sonra sakın ola ders anlatmaya devam etmeyin çünkü öğrencilerin %90 -95 i sizi dinlemeyecektir.


 


29. Her bir öğrenciden aynı performansı beklemediğinizden emin olun. Bunun yerine her bir öğrenciye tam kapasitesini sergileyebilmesi için yeterli düzeyde yardımcı olup olmadığınız konusunda kendinizi sorgulayın.


 


30. Mizahı muhakkak kullanın, sert ve disiplinli görünmek için kendini kasan öğretmenlerden olmayın. Seçiminizi ilkeli, istikrarlı, esprili ve “tatlı sert” olmaktan yana kullanın. Aşırı sert ve disiplinli öğretmenler korku kaynaklı anlık saygı görebilirler, ancak ilkeli, istikrarlı, esprili bir öğretmenin daha çok sevileceğini, o anda olmasa da ileride saygıyla yad edileceğini düşünerek haklı anlamda teselli bulun.


 


31. Karşı cins öğrencilerinizle aynı ortamda yalnız kalmayın, çocuğun söyleyeceği küçük bir yalan, yapmayı planladığı çocukça bir oyun, çocuğu daha sonra kendini de inandırdığı o yalanı devam ettirmek zorunda bırakabilir ve bu durum başınızı iyiden iyiye ağrıtabilir.


 


32. Sınıf ve okul içerisinde enerjinizi dikkatli kullanın. Gördüğü her yanlışı düzeltmeye çalışan öğretmenlerden sakın ha olmayın! Bazen “kör”, bazen de “sağır” olmasını bilin.


 


33. Herhangi bir olumsuzluk anında serinkanlı olmaya özen gösterin. Sınıf içerisinde aşırılıktan kaçının, ne aşırı gülün, ne de somurtun.


 


 


34. Sınıf yönetimi adına, bulunduğunuz okulda sorun yaşıyorsanız derhal farklı bir okula tayin isteyin ve yeni bir başlangıç yapın çünkü bulunduğunuz okulda bazı şeyleri değiştirmek için artık çok geç olabilir.


 


35. Birebir ve yüz yüze öğrencilerinize zaman ayırın. Her bir öğrenciyi kazanmak adına karşılaştığınız her bir fırsatı sonuna kadar değerlendirin.


 


36. Gerekirse çevrenizdeki tecrübeli ve okul hinterlandını iyi bilen öğretmenlerden yardım isteyin.


 


37. Öğrencilerinizle kibar bir ses tonuyla konuşun. Bütün öğrencilerinizi sabırla dinleyin ve asla onların cümlelerini tamamlamayın.


 


38. Sınıf içerisinde her gün her öğrenciyle muhakkak suretle konuşun. O gün için hiç konuşmadığınız öğrenci bırakmayın.


 


39. Sınıfta sorumluluk verdiğiniz her öğrenci verilen görevi tam anlamıyla anladığı sürece yerine getirecektir, getirmiyorsa tam olarak ne yapması gerektiğini anlamamış demektir.


 


40. Sınıfta konuşan dersi kaynatmaya çalışan bir öğrenci olduğunda diğer öğrencilerin o öğrenciyle konuşmasını belli bir süre yasaklayın. Ama hiçbir öğrencinizi kesinlikle dışlamayın. Dışlanma ve o sürenin uzatılması korkusuyla sustuğunu ve derse olumlu yönde katkıda bulunduğunu gözlemleyeceksiniz.


 


41. Konuşan ve dersinizi dinlemeyen öğrencinin etrafında bekleyin, soru sorup cevap almaya çalışın ve öğrencinizde dersi sadece kendine anlatıyormuşsunuz hissi uyandırmaya çalışın.


 


42. Sınıfınızla ortak bir ilgi alanı geliştirin. Öğrencilerinizin yaş, sosyal, çevresel ve ekonomik durumlarını dikkate alarak seviyeli bir dizi filmi, bir belgesel kuşağı, birlikte izlemeye veya oynamaya gidilecek bir spor müsabakası vb.


 


43. Sınıf veya ders kurallarınız muhakkak suretle yazılı olsun. Gerekirse bütün öğrencileriniz bu kurallara uyacaklarına dair imza atsınlar.


 


44. Dersinizde kurallarınıza uymayan öğrenci ceza olarak kendine ne verileceğini, nelerden yoksun bırakılacağını önceden bilmeli. Tekrarı durumunda ise “ceza veya yaptırımlarınız”  kademe kademe, adım adım artırılmalı. Suçu işlemeden cezanın tam olarak ne olacağının bilinmesi insan psikolojisinde ciddi bir caydırıcı güçtür. En sonda vermeniz gereken tepki veya cezayı hemen ilk hatada verirseniz, öğrencinize karşı sonraki hatalarında eliniz zayıflar ve bir sonraki daha büyük bir hatasında bu kez elinizde vereceğiniz ceza veya yaptırımınız kalmaz.


 


Gün geçtikçe sınıf yönetimi zorlaşmakta ve her geçen yıl öğretmenlerimiz öğrenci karşısında adeta yetkisiz ve çaresiz bırakılmaktadır. Öğretmenlerimiz açısından sınıf yönetimini daha kolay kılmanın; öğrenci ve toplum nezdinde öğretmen etkinliğini artırmanın en kestirme yolu ise öğretmenlerimize kaybettikleri itibarı derhal geri vermektir.


 


      Gürdal KARABIYIK


[email protected]

 

Kaynak: www.kamuajans.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Melek Derya 9 ay önce

Gerçekten de altın gibi tavsiyeler bunlar..Çok tşk ederim. Not defterime kaydettim..Her birini uygulamaya çalışacağım...

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber