Bu haber kez okundu.

Başarılı Bir Öğrencinin Günlüğü-Dikkatimi Toparlamak İstiyorum
Bu bölümde çalışma ortamımdan bahsetmek istiyorum. Çalışmam gereken bir sınav var. Ama çalışmamın önünde milyonlarca engel var. Yazmanın beni daha istekli bir hale getireceğini umuyorum...
Her sınav öncesi evde öncelikle çalışacağım odaya gidiyorum. Çalışmam gereken konuları kısaca zihnimden geçiriyor, sonra da defterden veya kitaptan o bölümleri açıyorum.

Kısa bir zaman dilimi geçiyor ve ben kendimi seneler önce yaşamış olduğum bir olayı düşünürken buluyorum. Oraya nereden geldiğimi bile hatırlayamıyorum. Bir de bakıyorum ki bir sürü zamanım boşa gitmiş. Neden dalıp gittiğimi, beni bunları düşünmeye iten sebepleri merak ediyorum. Ne de olsa çalışmamı engelliyorlar.

study and learn
Bir süre sonra toparlanıyorum, kendime geliyorum. Bu sefer dağılmayacağım ve odaklanacağım diye kendime söz veriyorum ve tekrar çalışmaya koyuluyorum. Sonuç hep olduğu gibi yine hüsran oluyor. Bu sefer kendimi evin değişik odalarında buluyorum. Televizyona daldığım oluyor. Şu programı da izleyim, öyle çalışayım diye diye saatlerim gidiyor belki de ben farkında olmadan. Bahaneler üretmeye başlıyorum çalışmamak için. Ama işin enteresan yanı çalışmak istemediğimi kabul etmiyorum; çünkü ben her zaman çalışmak istiyorum. Son kez odaklanıyorum ve başlıyorum çalışmaya. Saatler geçiyor; gezintiyle, hayalle. Dışarıdan baksanız çalıştığımı zannedersiniz.  Kimi kandırıyorum aslında? Kendimden başka kimi? Bu son deneme de yine çeşitli nedenlerle başarısız sonuçlanıyor. O günkü çalışmam sona eriyor. Defterleri, kitapları kaldırıyorum.
İşte bir akşamlık ders çalışma programım...
Hiç düşündünüz mü? Çalıştığımız sürenin ne kadarını verimli olarak çalışıyoruz acaba? Öğrendiklerimizi ne kadar iyi öğreniyoruz? Şu var ki ne kadarı sadece sınav için çalışılıp sonra çöpe atılacak bilgiler bölümünde durmuyor acaba? Çalışıyoruz, not almamız gerektiği için çalışıyoruz. ÖSS için çalıyoruz. İşimiz bittiğinde çöpe yollamak için hazır bekletiyoruz bir kenarda. İlk fırsatta yolluyoruz çöp kovasına. İyi bir üniversite için, kariyer için yapıyoruz bütün bunları işin aslına bakacak olursak. Amacımıza yönelik çalışabiliyor muyuz ki? Amaca yönelik çalışmalı deyip bunu uygulayabiliyor muyuz? Bilemiyorum...
 
Çalışmak için ayırdığım süreyi hep değerlendiriyorum da o sürede sadece ders çalışamıyorum sanırım. Düşünceler hep başka yerlere götürüyor beni, istemediğim yerlere. Engel olamıyorum hiçbir şekilde. Zamanımın boşa geçtiği hissine kapılıyor sonra yine kendimi haklı çıkaracak bahaneler üretiyorum, hiç zor olmuyor; ama en önemlisi ise şu, içim rahat etmiyor. Bir şeylerin eksikliğinin farkına varıyorum zaman geçtikçe...
Sorun kendiliğinden ortaya çıkmaya başlıyor: Çalışırken yeterince konsantre olamıyorum. Konsantre olabilmek, yoğunlaşabilmek uzak kavramlar gibi geliyor şu aralar bana. Aslına bakıldığında başarının temel noktalarından. Çalışmak istiyorum ama verimli çalışmak istiyorum. Yani zamanı daha iyi kullanmak, bunları kontrolüm altına almak istiyorum da nasıl yapabilirim?
Okuldan çıkıp eve geliyorum, yetiştirmem gereken çok şey var dürtüsüyle. Bir-iki saat dinlenip çalışmayı planlıyor oluyorum. Her zaman o bir iki saat üç dört saate çıkıyor zaten. Ya çok önemli kaçırmamam gereken bir eğitici film oluyor televizyonda, ya sağlıklı olmam için daha iyi yemek yemem gerekiyor ya da rekor kırılması gereken bir oyun oluyor... Mutlaka bu türlü sebeplerden dolayı çalışmaya başlangıç saati sürekli değişiyor. Başlıyorum, bu sefer televizyonda veya bilgisayarda kalıyorum. Bir de o gün yaptıklarımı düşünmeye başlarsam zaten düşünürken uyuyup kalıyor ve eksikleri uykumda tamamlıyorum. Uyumazsam eğer zaten dikkatim bir şekilde dağılıyor. Konuyu anlayamadığımda veya soruları çözemediğimde çıldırıyor, kendime alabildiğine sinirleniyor, çalışmaktan da anlamaktan da bıkıyorum. Hiçbir şey yapmak istemeyerek sonraki gün olan sınavımı düşünüyorum ve büyük bir strese kapılıyorum. Her şeyi bir kenara bırakıp dünyanın sonu değil zaten deyip kendimi avutmaya çalışıyorum.
basarili ogrenci2
Düzenli çalışabilmek için bir program yapayım diyorum uymuyorum. Hadi başkası yapsın diyorum. Belki kendimi sorumlu hissederim mantığıyla. Rehber öğretmenlerin hazırladıkları planı uygulamaya koyuluyorum. Uymadığını anlıyorum; çünkü uyamıyorum. Orada bir şeyler yazıyor ama ben farklı şeyler yapıyorum. O gün daha az veya daha fazla çalışmam gerekecek zaten hayır şu kadar çalışılacak diye bir damga geliyor aklıma hemen ve sonraki saatleri de zoraki bir şekilde geçiriyorum. Programa uyduğum söylenebilir bu anlamda; ama istemiyorum. Resmen çaresizim. Hiçbir şekilde toparlayıp yapmam gerekenleri yapamıyorum. Rehber öğretmenlerden bile yardım almayı denedim ama yine yapamadığımı gördüm. Bir tek ben mi böyleyim acaba? Kendimi sorgulamaya başladım yavaş yavaş... Bütün bunlardan artık kurtulmak istiyorum. Belirsizlikte ve kendime mağlup yaşamak istemiyorum. Zamanı değerlendirebilmek istiyorum...
Zaman dediğimde aklımda bir-iki bir şey daha beliriyor. Bizler zamanımızın ne kadarını kitap okumaya ayırıyoruz? Bir kitabı ne kadar sürede bitirebiliyoruz? Küçüklüğümüzden beri sürekli başkaları çaba sarf ediyor bizim okumamız için, okumayı sevmemiz için. Bizim ise bunun için yaptığımız pek bir şey yok gibi. Ben okurken sıkılıyorum. Yavaş okuduğumu düşünüyorum bu nedenle de çok çabuk sıkılıyorum. Kitabı ânında bırakıveriyorum. Bunu nasıl çözebilirim? Daha hızlı okuyabilme ihtimalim var mı? Varsa acaba nasıl olabilir? Bunun sınavlarda da işime yarayabileceğini düşünüyorum. Umarım bunların da yanıtlarını bir gün alabilirim...

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber