Bu haber kez okundu.

Bahar yorgunluğu ders çalışmaya engel olmasın

 Esra ÜLKAR

Baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla kendini oyuna kaptıran, parklara akın eden çocukları ders masasına oturtmak zor olabiliyor. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Kızıltepe’nin, çocuğunuzu nasıl ders çalışmaya ikna edebileceğinize dair bazı önerileri var.

Baharın gelmesiyle kapalı alanlarda durmak zorlaşırken, bir de ders çalışmak bazıları için çok da mümkün olmayabiliyor. Güneşin getirdiği rehavet halleri ise başa çıkılması gereken başka bir sorun. Çocuğa sürekli “Ders çalış” diyerek baskı yapmak doğru değil. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Kızıltepe, baharın etkisine giren çocuğunuzu nasıl ders çalışmaya ikna edebileceğinize dair önerilerde bulundu. Kızıltepe’ye göre izlenebilecek bazı yollar şöyle:

- Ödül denenebilir. Fakat bunun kısa vadeli etkileri olur. Eğer sadece ödüle güvenilirse, yapılması istenilen hareketin ömür boyu etki edeceği söylenemez. Örneğin, çocuğun ders çalışması için her seferinde bir ödül vadediliyorsa, bunu sadece onun için yapacak. Halbuki kendisi için faydalı bir şey olduğuna inandırmak lazım.

- Çocuklarla konuşmayı denemek ve onlara ders çalışmanın ne kadar yararlı bir şey olduğunu anlatmak gerekiyor. Konuşurken de çocuğun aklına ve mantığına hitap edilmeli.

- Ders çalışmak eğlenceli hale de getirilebilir. Akşamları ailece biraz beraber vakit geçirmek ve ödevi bir çeşit oyunlaştırmak gibi.

- Onlarla çalışırken çok dikkat edilmesi gereken bir nokta da, çocukların yanlışlarını düzeltmek için çok hevesli olmamak. Bazı sorularla, vereceğiniz ipuçlarıyla yanlışlarını kendilerinin bulmasını sağlayabilirsiniz. Böylece ders çalışmak çocuk için daha yapılabilir bir iş haline gelecektir.

- Çocuklarla ders çalışırken ya da onlara yardım ederken kuvvetli yanlarına vurgu yapmamız gerekiyor. Böylece özgüvenlerinin yükselmesini sağlayabilirsiniz. İnsanlar iyi oldukları konuları yapmaktan hoşlanırlar. İyi olduklarına inanmaları gerekiyor. Buna da, onlara güvendiğimizi hissetmelerini sağlamakla başlayabiliriz.

Uzmanlardan üniversite adaylarına

Canınız istemese de kendinizi test çözmek için zorlayın

Üniversiteye girişin ikinci adımı olan Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) yaklaşık 40 gün kaldı. Uzmanlar, adayların güzel havalara aldanmadan son çalışmaları yapması gerektiği görüşünde: “Sıcak havalarda dışarıda olma isteğiniz artabilir. Bunun için ders çalışmayı bırakmanıza gerek yok. Canınız istemese de kendinizi test çözmeye zorlayın.”

- Bahaneler üretmeyin. “Bu güzel havada da ders mi çalışır?” gibi düşünceler yerine, kendinize motive edici sözler söylemeyi deneyin. Güzel havalar ders çalışmama bahanesi olmasın.

- Son zamanlarda çözeceğiniz testler size hız kazandıracak. Ne kadar soru çözerseniz, sınavdaki hızınız da o kadar artar. Ayrıca çok soru çözmek sınavda zaman yönetimi konsunda da faydalı olur.

- Fazla test çözmenin bir başka yararı da farklı soru tiplerini görmenizi sağlaması.Böylece sınavda sürpriz bir soru çeşidiyle karşılaşmazsınız. Ne kadar çok test, o kadar sürprizsiz sınav imkanı.

- Özellikle son dönem hazırlıklarının başarıda rolü çok önemli. LYS’ler bilgi ağırlıklı sınavlar oldukları için son tekrarlar başarıyı etkiliyor.

- Deneme sınavları sonuçlarınızı arkadaşlarınızla kıyaslamayın. Bu motivasyonunuzu olumsuz etkileyebilir. Bir önceki denemenizle, yenisinin sonuçlarını karşılaştırabilirsiniz. Böylece daha iyi bir noktaya gelmek için neler yapmanız gerektiği konusunda fikir edinirsiniz.

- Canınız istemese de kendinizi ders çalışma konusunda zorlayın. Bunu bir zorunluluk olarak değil, hedefinize ulaşmada bir basamak olarak düşünün.

- Bahar yorgunluğu hazırlık sürecinizi sekteye uğratıyorsa, profesyonel destek alabilir, psikoloğa başvurabilirsiniz.

- Sadece psikolojik olarak değil, fiziksel olarak da kendinize dikkat etmeniz gerekiyor. Beslenme ve uyku düzeni çok önemli. Buna dikkat etmek bahar yorgunluğunuzu kısa sürede atmanızı sağlayacak, bahardan kaynaklı ders çalışamama hissini azaltacak.

Enerjilerini sporla atabilirler

Prof. Dr. Zeynep Kızıltepe’nin çocukların enerjilerini atabilmeleri için önerileri şöyle: “Resim yapmak, müzik aleti çalmakgibi sanatsal etkinlikler yapılabilir. Spor olabilir, bahçede açık havada çeşitli oyunlar oynanabilir. Ayrıca tiyatro, marangozluk ve dans gibi çeşitli kulüplere gidebilirler.”

Ailelerin görevi: İyi gözlemlemek

Anne-babalara düşen görevler de olduğunu belirten Prof. Dr. Kızıltepe, “Çocuklarını çok iyi gözlemlemeleri gerekiyor. Neye heves ettiklerini, becerilerinin neler olduğunu anlayarak onları yönlendirmeliler. Bu arada tabii onları yüreklendirmeleri ve yanlarında olmaları da lazım” diyor.

Duygusal zekâ nasıl kazanılır?

Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Ülker, duygusal zekâ ile ilgili soruları cevapladı.

1) Duygusal zekâ nedir?

Kişinin kendisiyle, başkalarıyla ve yaşamla başa çıkma mücadelesinde başarılı olma yeteneğidir. Hem akademik hayatta, hem de iş dünyasındaki başarıları; iş bulmayı, iş performansını ve doyumunu, liderliği, aidiyet duygusunu, takım ruhunu olumlu etkilediği biliniyor.

2) Doğuştan gelen bir yetenek mi, yoksa sonradan geliştirilebilir mi?

Doğuştan gelmiyor ancak ilgili bir potansiyel ile doğuluyor, asıl yapısı ise yaşadıkça toplum içinde gelişiyor ve bu ömür boyu sürüyor. En fazla gelişme çocukluk döneminde oluyor. Gelişmede çevre kadar bireyin çabası da büyük rol oynuyor.

3) Neden önemli?

Duygusal zekâ, bilişsel zekâyı tamamlayan bir güç. Bu nedenle bireyin başarısı, mutluluğu, kendisini tanıması, çevreyle iyi iletişim ve iyi ilişki kurması, takım oyununa uyabilmesi, kendi sorumluluğunu alabilmesi, insanların duygularını doğru anlayabilmesi, kamusal sorumluluğunu fark etmesi açısından önemli. Günümüzde meslekten çok kariyer geliştirme öne çıktı. Ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınız önem kazandı. Sertifika programları, açık ve uzaktan öğretim olanakları gibi fırsatlar birleştirilerek yeni mesleklere hazırlanılabilir. Bunun yolu etkili bir duygu ve değerler eğitimi, kısaca duygusal zekânın geliştirilmesinden geçiyor.

4) Bu konuda ailelere nasıl bir sorumluluk düşüyor?

Bu konunun birinci sorumlusu tabii ki, çocuklara sorumluluk vererek terbiye edecek ebeveynler. Duygusal zekânın geliştirilmesi için çocuğun duyguları fark edilmeli ve ifade etmesi engellenmemeli. Çocuğa güven, merak, öğrenme isteği öğretilmeli. Çocuk sosyal sorumluluk projelerine katılabilmeli. Dürüstlük üzerine konuşup, öykü yazdırmak, metin okutmak gerekiyor. Duygu ve düşüncelerini açıklama fırsatı verilmeli. Onun sorunlarını siz çözmeyin, kendisinin çözmesine yardımcı olun. Arkadaş edinmesini destekleyin. Hata yapmasına izin verin. Sonucuna katlanmasını, özür dilemeyi öğrenmeliler. Takım oyunlarına teşvik edilmeliler.

5) Birey, duygusal zekâsını geliştirmek için kendisi neler yapabilir?

Stresi azaltıp, duygularını kontrol etmeye çalışmalılar. Her koşulda kendisine güvenmeli, kendisini motive etmeli, dünyaya olumlu bakmalı ve iyimser olmalı.

Kaynak: Hürriyet
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
Bahar YorgunluğuDers

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber