Bu haber kez okundu.

Ataması yapılmayan bir öğretmenin duygusal mektubu

 30 yaşımızı geçiyoruz, hala KPSS çalışıyoruz. Torpille kadroya geçen lise mezunları, bazı bölümlerde düşük puanla atanan yeni mezunlar, 20-25 yaşlarında maaşlarını alıp sefa sürüyorlar. Sürsünler, herkes insanca yaşasın, gözümüz de yok, ama el insaf ya!... Biz ne zaman başlayacağız şu hayatı yaşamaya…

Çoluk çocuk sahibiyiz. KPSS ye çalışacağız diye ne eş tanıyoruz, ne akraba, ot gibi yaşar olduk. Ağzı olan konuşuyor. Tuzu kuru olan, “kpss ye çalışın, atanın” diyor. 80 puan alsak da atanamıyoruz işte!... Bazen diyorum keşke okumasaydım… Yıllardır emek verdim, çaba harcadım. Ömrümün yarısına geldim!.. Hayallerime ulaşmak için okudum… Bütün zorluklara göğüs gerdim. Sonucu bu mu olacaktı diye düşündüğüm oluyor…

Bize bunları düşündüren sisteme kahrediyorum. Bir eğitimci olarak, kendi geleceğimizi göremeyen, görmemizi engelleyen devlete, yitirdiğimiz çocuklarımıza, hangi umuttan söz edeceğiz? Hangi meslekleri tercih edeceklerini nasıl tavsiye edeceğiz? Çoğu bizi örnek alıp, “ben öğretmen olmak istiyorum” diyen çocuklara, sen öğretmen, olma atanamazsın mı diyeceğiz? Bizler üniversite okumuş, maddi manevi yıpranmış bir sürü emekçiyiz. Ailelerimiz bizi okuturken maddi kayıplar verdi. Ama okumayanlar, iş hayatına erken başlayanlar eve ekmek götürdü. Belki de anne babasına baktı. Kardeşlerini okuttu. Bizler ise hep bakıma muhtaç gibi okutulmak için, anne babalarımız üzerimize titredi. Tabi bizden beklentileri de iyi bir mesleğe sahip olsun v.s. Ama olmadı… Hepimiz yıprandık…

Çoğu üniversite mezunu arkadaşımız ruhsal çöküntüde, işsiz… Cumhurbaşkanlığı sarayında bile kim bilir kaç tane üniversite mezunu temizlik işçisi çalışan mevcuttur. Bunları bilen hükümet, haksızlığın, adaletsizliğin alasını yapıyor bence. Madem her dönemde taşeronlar kadroya alınıyor, bunun bilincinde olan, kamuda torpili olan, tanıdığını alıyor, yerleştiriyor. “Sen burada çalış, kadro kapıda, buradan bir yere kıpırdama” diyor. Ah bizim de yok ki bunu diyecek bir dayımız…

Bir örnek daha; lise mezunu 1 yılını dolduran sözleşmeli çalışan ebeler de kadroya alınmıştı. İşe alımda öncelik üniversite mezunlarında olsun. Asgari ücret bile sayılmayan ücretle geçinen, sigorta primi tam yatırılmayan, öğretmenliğe yıllarını veren, mesleğini çok seven ve gönülden gelerek görev yapan ücretli öğretmenlere de kadro verilsin artık. 3 aylık tatilde hiç ücret almayan, bir dahaki dönem çalışıp çalışmayacağı belli olmayan, ama kulağı hep MEB'den gelecek olan telefonu bekleyen, ki bunları yaşayan bir öğretmen, medeniyet yolunda ilerlemiş bir ülkenin öğretmeni!.. Çok tuhaf bir durum… Devlet tarafından hakkımız sömürülüyor… Lütfen bize de hayatı yaşama sırası gelsin artık…

 

Ayşegül Erova

 

Haber Kaynağı: Öğretmen Diyarı

 

Aktif link verilerek haber paylaşılabilir. 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber