Öğretmen Diyarı Öğretmen Diyarı

ANNE TEOG'DA BAŞARILI OLAMAZSAM ÇOK KÖTÜ ŞEYLER OLUR MU?
“Ne anlamda rakipmişsiniz oğlum?”
“Seneye TEOG sınavına gireceğiz ya. O yüzden hepimiz birbirimizin rakibiymişiz. Anne ben arkadaşlarımla rakip olmak istemiyorum. Onları böyle düşünmek kötü hissettiriyor.”
“Rakip olmaktan ne anlıyorsun? Bunu anlatır mısın lütfen?”
“Kötü bir şey anlıyorum. Yani arkadaşlarımı rakip gibi görürsem, onların benden daha başarılı olmasını istememem ve hatta başarılı olduklarında üzülmem gerekli. Oysa ben arkadaşlarımın başarılarına seviniyor, başarısızlıklarına üzülüyorum. Başka türlü düşünmek istemiyorum. Eğer böyle düşünürsem iyi bir insan olmam ki…”
“Anlıyorum. Rekabete böyle anlamlar yüklemen ilginç. Peki herkesin başarılı olmaya çabaladığı ama birbirlerinin başarılarından motive olduğu gibi bir anlam yüklemeyi deneyebilir misin?”
“Ne diyorsun anne ya…Ben daha çocuğum. Ne dediğini anlamıyorum. Hem ben bu kadar küçük yaşta neden birileri ile rakip olmak zorundayım ki?”
“İşte bunda çok haklısın. Bu kadar küçük yaşlarda rekabet gibi keskin kavramları tanımak ve yaşamak zorunda kalman üzücü cidden.”
“Hayır anlıyorum ilerde iş yaşamında böyle şeyler olabilir. Ama okulda arkadaşlarımla neden oluyor ki? Bu bana hiç iyi hissettirmiyor.”
“Bunun olmasının sebebi maalesef eğitim sistemimizin sınav temelli bir yapıya sahip olması oğlum. Elbette böyle olmamalıydı. Çocuk yaşlarda rekabete dayalı sistemlerle değil de yeteneklerinize dayalı ölçmeler ile çeşitli okullara yerleştirilmeliydiniz. Ama durum öyle değil.”
“Durum öyle değil diye ben buna uymak zorunda mıyım anne? Kimse bana arkadaşlarımla rekabet etmem ve onları rakip görmem için baskı yapamaz. Kabul etmiyorum.”
“Elbette uymak zorunda değilsin oğlum. İnsanlarla ilişkini sen nasıl istersen öyle düzenleyebilirsin. Sana birileri dedi diye yapmak zorunda değilsin.”
“O halde arkadaşlarımı rakip olarak görmeyi reddediyorum. Onlar başarılı olduğunda beni geçiyorlar diye üzülmeyi istemiyorum. İnsanlar için böyle doğru olmayan şeyler düşünmeyeceğim ben. Kim derse desin.”
“Bravo oğlum sana. Bu konuda seni sonuna kadar destekliyorum.”
“Peki anne mesela ben TEOG da çok başarılı olamazsam ne olur?”
“Hiçbir şey olmaz yavrum. Hep söylediğim gibi elinden gelen gayreti göster, aklını ve bilgini doğru kullanabilmek için çabala. Bunun sonucunda sınavdan ne sonuç alırsan al biz seni destekler ve senin için en iyisini yapabilmek adına anne baba olarak hep yanında oluruz.”
“İyi de anne çok iyi bir liseye giremezsem kötü bir okula gidersem çok kötü şeyler olur mu?”
“Ne gibi kötü şeyler oğlum?”
“Öğretmenlerimiz öyle diyor; çok iyi bir liseye girmek için tek şansımız bu sınavmış. Yoksa bütün şansımızı yitirirmişiz. Sanırım o yüzden hayatımızda kötü olurmuş.”

Söylediği sözlerin ağırlığı benim bile yüreğimi sıkıştırdı. Henüz 14 yaşında olan yavrumun minik yüreği nasıl kaldırsın bu kötümser bakış açısının ağırlığını. Yanıma çağırdım. Sıkı sıkı sarıldım. 

“Benim tatlı yavrum. Sen henüz çocuk yaştasın. Önünde kocaman bir hayat var. Bu kocaman hayatı gireceğin bir sınavın yönlendireceğini düşünmek ve bunun tek şansın olduğuna inanmak hiç doğru değil. Tüm kalbimle inanıyor ve biliyorum ki hayat sana onlarca şans verecek. Onlarca yol açacak. Büyüdükçe ve hayatı tanıdıkça okuduğun okullardan aldığın diplomalardan daha önemli şeylere sahip olman gerektiğini öğreneceksin.”
“Değil mi anne…Bana da çok mantıksız geliyor.”
“Evet oğlum mantıksız ve hayatı yeterince tanımayan kişilerin dar bakış açısı ile yapılmış yorumlar bunlar. Ben sana tüm kalbimle inanıyorum. Sen özel bir çocuksun. O kadar duyarlı ve güçlü bir kalbin var ki…Böyle bir kalp ve duyarlılıkla hayata çok farklı şeyler katacağından eminim.”
“Teşekkür ederim anne. Bir soru daha soracağım. Peki ben TEOG dan sonra çok iyi bir liseye girmezsem ne olacak?”
“Çok iyi bir liseden ne kast ettiğine bağlı oğlum.”
“İşte hani çok iyi üniversitelere girmeni sağlayan liseler.”
“Oğlum ister çok iyi lise olsun ister çok kötü. Konu sensin, beyin ve istek sende. Sen eğer çok iyi bir üniversitede okumaya karar verirsen ve bunun için çabalarsan her nerede olursan ol inan bana bunu yaparsın.”
“Di mi anne yapabilirim…”
“Elbette oğlum elbette yapabilirsin. Yeter ki ne istediğini bil ve bunun için çabala.”
“Ben ne istediğimi biliyorum anne. Üstelik şu an okulda bize hiçbir şey öğretilmediğini de biliyorum. Sadece test çözdürüp duruyorlar. Ezberletiyorlar anne. TEOG da TEOG. İnan bana hiçbir şey öğrenmiyoruz.”
“Farkındayım oğlum. Ezberleyerek girdiğin çok iyi bir liseden yine ezberleyerek geçtiğin bir üniversitenin seni hayatta başarılı kılacağına ben de inanmıyorum. Bu yüzden kimseyi rakip algılamadan, elinden gelen gayreti göstererek öğrenmeye çalış oğlum. Sınavlar ve diplomalar seni hayatta çok iyi yerlere getiremeyebilir ama gerçek bilgi ve duyarlı bir kalp seni istediğin o hayata götürür.”
“Anne yaaa…Sen ne güzel konuşuyorsun. Sağol kendimi daha iyi hissediyorum. Seni seviyorum anne.”
“Ben seni daha çok seviyorum güzel kuzum.”

Vazgeçmeyeceğim, durmayacağım, usanmadan yazacağım bu konuda. Çocuğum bana böyle şeyler anlatmak zorunda kaldıkça ve ben onun eğitim sistemi yüzünden bozulan psikolojisini sağlam tutmak için çabaladıkça, bunu durdurmak ve bir parça olsun farkındalık yaratmak için tüm gücümle çabalayacağım. 

Bunu da hem kendi çocuklarım hem tüm çocuklar adına yapacağım…

Sevgilerimle...

Sema Deniz / Öğretmen Anne
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol