Anne Baba, Öğretmen Değildir

Öğretmenin görevi, dersi derste öğretmektir. Öğretmen dersi derste öğretmiyorsa, kendi görevini velinin üstüne yıkıyorsa o zaman kendi neden var?

İyi, kendine güvenen, mesleğini seven ve başarılı bir öğretmen; kendi görev alanının ve sorumluluklarının bilincindedir. Öğrencilere okulu, dersleri sevdirir. Onları sıkmadan, yormadan, derslerden, okuldan “ nefret” ettirmeden öğretir. Çocuğun evde dinlenmeye, oyuna, anne babasıyla zaman geçirmeye; anne babanın da dinlenmeye ve kendine zaman ayırmaya ihtiyacı olduğunun farkındadır. Bu farkındalığından dolayı da çocukları ve veliyi ödeve boğmaz. Onun sınıfındaki öğrencileri ve velileri mutludur. Öğrencisi okula severek gelir. Bilir ki veli; öğrencisinin anne babasıdır, onların öğretmeni değildir. Velilerinden çocuklarına öğretmenlik yapmasını ve kendi öğretmediği konuları öğretmesini beklemez.Her ne kadar çocuğun anne babası öğretmen olsa bile! Bilir ki her anne babanın bilgisi aynı derecede değildir. Bilir ki her çocuk eşit koşullarda büyümüyordur. O, her öğrencisine eşit davranır. Sadece başarılı öğrencilere göre ders anlatıp 5-10 öğrenciyle dersi işleyip gerisi de ne olursa olsun, anası babası ilgilensin, demez! O, öğrencileri ve velileri arasında rekabet ortamı yaratıp çocukları birbirine düşman edip yarıştırmaz. Hayatta başarı kadar başarısızlığın da, kazanmak kadar kaybetmenin de normal olduğunu bilen, kendine güvenen, birbirini seven, saygılı öğrenciler yetiştirir. Hayatta sadece okul başarısının tek başına yeterli olmadığını, okul başarısından da önemli olan saygı, sevgi, hoşgörü, anlayış, paylaşım, yardımseverlik gibi ahlaki değerleri öğretir öğrencilerine.

Oğlumun ilkokuldaki sınıf öğretmenini her zaman çok takdir etmişimdir. Gerçek bir öğretmendi. Hiçbir zaman çocukları ödeve boğmazdı. Çocuğun oyuna ve dinlenmeye de ihtiyacı olduğunu bilirdi. Dersi derste öğretirdi. Kendi görevini veliden yapmasını beklemezdi. Oğlum ve o sınıftan mezun olan arkadaşları oldukça başarılı ve mutlu. Bu öğretmenimizin daha önceden okuttuğu öğrencilere, ben de öğretmenlik yaptım. Mezun ettiği öğrenciler gayet başarılı ve özgüveni yüksek çocuklardı. Demek ki öğretmen görevini layıkıyla yaparsa gayet başarılı öğrenciler yetiştirebiliyor.

Bir de mesleki yetersizliğini ve özgüven eksikliğini örtmek için çocuğu daha birinci sınıftan başlayarak ödeve boğup çocuğa ve veliye nefes aldırmayan öğretmenler vardır.  Bu tip öğretmenler, çocuğun ve velinin psikolojisinden anlamazlar. Çocuğun oyuna ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu unutur. Kendi işi olan öğretmenliği, anne babadan bekler ve bu yüzden anne babayla çocuğu karşı karşıya getirip mutsuz anne babalara ve çocuğa sebep olur. Her çocuğun aynı koşullarda yetişmediğini unutup sadece sınıfın en iyilerine göre ders işler, diğer öğrencilerin öğrenip öğrenmediğini umursamaz. “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.” zihniyetiyle öğretmenlik yapar. Öğrenciye ve veliye psikolojik baskı uygulayarak onları diğer öğrencilerle ve velilerle rekabet yarışına sokar. Kendisi de diğer öğretmenlerle yarış halindedir. Sadece ders başarısına önem verir. Saygı, sevgi, hoşgörü, paylaşım, yardımseverlik gibi ahlaki değerler onun için olmasa da olur. Onun için önemli olan “Öğrencisi deneme sınavlarında herkesi geçmiş mi? Bilmem ne lisesini, üniversitesini kazanmış mı?”dır. Zanneder ki “Çok ödev, eşittir başarı!” demektir. Çocuktan yaşından ve yapabileceğinden çok performans bekler. Çocuk yapamayınca da onu aşağılayarak onun içine kapanık, özgüveni olmayan bir birey olmasına sebep olur. Tabii o, bunun farkında bile olmadığı için suçu, çocuğa ve veliye atar. Çünkü çocuk anlamıyordur, çünkü anne baba ilgisizdir.


 
Bu tür öğretmenlerin yetiştirdiği öğrencileri de okuttuk ve okutuyoruz. Bu tür öğretmenlerin yetiştirdiği iki öğrenci tipi oluyor sınıfta genellikle. Birinci öğrenci tipi, sınıfta sivrilmiş olanlar. Bu tür öğrencilerin velileri ve kendileri sadece ders başarısına odaklanmış. Veli için önemli olan çocuğunun en yüksek notları alması ve iyi bir okulu kazanması; ahlaki değerler onlar için ikinci plandadır.  Öğrencinin arkadaşları kendisinden yüksek not alamaz.  Sürekli arkadaşlarıyla yarış halindedir. Arkadaşlarıyla geçimsizse bu tamamen diğer arkadaşının suçudur. Kendi her şeyde en mükemmeldir. Haddini aşan özgüvene sahiptir ve ukalaca davranır. Öğretmenlerine ve arkadaşlarına karşı saygısızdır; ama veli bunu kabul etmez. Çünkü çocuğu mükemmeldir. Bir sıkıntı varsa bu öğretmenden ve diğer arkadaşlarından kaynaklanıyordur.

Bu tür sınıftaki ikinci öğrenci tipi de kendine güveni olmayan, pısırık, hem öğretmeni hem de başarılı arkadaşları tarafından ezilmiş, aşağılanmış, kendini değersiz ve bir işe yaramaz gören silik öğrenci tipidir. Peki, bu çocuğun suçu ne? Evde kendisine öğretmenlik yapamayan anne babası mı, yoksa kendi görevini anne babadan bekleyen öğretmen mi? Ülkemizin ilerlemesini istiyorsak bir öğrenciyi bile kaybetme lüksümüz yok!

Sevgili öğretmenler; kendine güvenen, mutlu, sevgi dolu, hayat dolu, okulu seven, ahlaki değerlere önem veren, başarılı öğrenciler yetiştirmek istiyorsak anne babadan öğretmenlik yapması gibi bir yanılgıya düşmeden, her öğrenciye eşit davranarak dersi derste öğretmeliyiz! Anne babadan çocuğa öğretmenlik yapmasını değil, çocuğuyla ilgilenmesini bekleyebiliriz sadece.

Sevgi ve ışık olsun…

 

GÖKŞEN ÖZDEN KESKİN

Kaynak: https://www.ogrenmen.com/rehberlik/anne-baba-ogretmen-degildir.html

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim