Bu haber kez okundu.

Anaokulundaki Davranışlar ve Yetişkinlikteki Başarı Arasındaki İlişki

Bir çocuğun duyguları anlayabilmesinin ve bunları dünyayla ilişkilendirebilmesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan yeni bir araştırma yayınlandı.
Her ebeveyn sezgisel olarak çocuklarına paylaşmayı ve başkalarıyla güzel oynamayı ve öfke ve üzüntü gibi duygularla nasıl baş edeceğini öğretmenin iyi bir şey olduğunu bilir. Ancak kaçımız bu sosyal ve duygusal becerilerin çocuğumuzun uzun vadeli başarısı üzerinde ne kadar etkili olduğunu biliyoruz?
Yeni bir araştırma, üstelik 800 çocuğu 20 yıl boyunca anaokulu yıllarından 20′li yaşlarının ortalarına kadar takip eden çok geniş kapsamlı bir araştırma, bir çocuğun anaokulundaki sosyal becerileri ile yetişkinliğinin ilk yıllarındaki başarısı arasında bir bağlantı bulunduğunu ortaya çıkardı.
Araştırmaya göre anaokulunda yardımsever olan ve paylaşan çocuklar, üniversiteden mezun olmaya ve 25 yaşında tam zamanlı bir işe girmeye daha fazl meyilli oluyorlardı. Anaokulu öğrencisi olarak çatışmaları çözme, paylaşma, işbirliği yapma ve dinleme konusunda problemler yaşayan çocuklar ise lise ve üniversiteden daha az mezun oluyor, daha fazla madde bağımlılığı problemi yaşıyor ve yasalara daha çok karşı geliyorlardı.
Duygusal beceriler öğretilebilir
Penn State Üniversitesi ve Duke Üniversitesi araştırmacıları, çalışmayı yürütmek için anaokulu öğrencilerinin sosyal yetkinlik becerileri konusunda öğretmenleri tarafından 1991 yılında yapılan değerlendirmeleri inceledi.
Öğretmenler çocukları, başkalarını dinleme, malzemeleri paylaşma, akranlarıyla yaşadıkları problemleri çözme ve yardımsever olma gibi faktörlere dayanarak değerlendirdi. Ardından pozitif beceri ve davranışlarını ölçmek için her öğrenciye genel bir puan verildi. Sıfır en düşük düzeyi gösterirken, en yüksek düzeyde sosyal beceri ve davranış gösteren öğrencilere dört puan verildi.
Araştırmacılar daha sonra ilk yetişkinlik yıllarında çocuklara neler olduğunu analiz etti. Liseyi ve üniversiteyi bitirip bitirmedikleri, tam zamanlı bir işe girip girmedikleri ve suç işleme, madde bağımlılığı problemleri ya da ruhsal problemler yaşayıp yaşamadıklarına bakıldı.
Bir çocuk anaokulundaki sosyal yetkinlik puanındaki her bir puanlık artışta, iki kat daha fazla üniversite mezunu oluyor ve 25 yaşında yüzde 46 oranında daha fazla  tam zamanlı bir işe giriyordu.
Bir çocuğun anaokulundaki sosyal yetkinlik puanındaki her bir puanlık düşüşte ise o çocuk, erken yetişkinlik yıllarında yüzde 67 oranında daha fazla tutuklanma riskine, yüzde 52 oranında daha fazla içki problemi yaşama riskine sahip oluyordu.
Araştırmanın başında yer alan Damon Jones, bir çocuğun gelişiminde sosyal ve duygusal yetkinliğin önemini bildiklerini ancak yine de bu becerilerle bir çocuğun uzun vadeli genel durumu arasında bu kadar güçlü bir ilişki bulmayı beklemediklerini söylüyor.
Jones’a göre bulgulardaki esas cesaret verici olan şey, bir çocuğun gelişimi boyunca sosyal becerilerin öğretilebilir ve öğrenilebilir olması.
“Bazı insanlar sonuçlara bakıp ‘Eğer benim çocuğum böyle bir ölçümde düşük puan alıyorsa, başarısızlığa mahkum anlamına mı geliyor?’ diye sorabilir” diyor Jones.
“Cevap kesinlikle hayır” diyen Jones, ister okullar ister ebeveynler vasıtasıyla olsun, çocukların sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmelerine yardım etmenin etkili yolları olduğunu ekliyor.
“Araştırma bunların ‘şekillendirilebilir’ türde beceriler olduğunu gösteriyor. Üstelik, örneğin IQ ya da daha köklü olabilecek özelliklere göre daha kolay ‘şekillendirilebilir’ beceriler.”
Geniş kapsamlı etkiler
Araştırma bulgularının etkileri oldukça geniş kapsamlı, diyor Jones. Araştırmanın öncelikle eğitimciler için önemli bir mesajı var: Sosyal ve duygusal öğrenme de bilişsel beceriler kadar önemlidir.
“Geleneksel olarak akademik başarıya daha çok odaklanmış durumdayız. Ancak sayıları giderek artan araştırmalar sayesinde akademik başarının bir insanı başarılı yapan şeylerden sadece biri olduğunun farkına varmaya başladık.”
“Okul diliyle konuşmak gerekirse, sosyal ve duygusal beceriler disiplini sağlar, motivasyonu sağlar, doğru davranış ve başkalarıyla çalışma yeteneği kazandırır. Ayrıca okulda başarılı olabilmek ve dereceler elde edebilmek için yetişkinlerle birlikte çalışma becerisi sağlar.”
“İş dünyasının liderleri de duygusal zekanın önemini anlıyor” diyor Jones. Hatta onlar bir şekilde erken çocukluk dönemi araştırmacılarından çok daha önce bunun önemini kavramış durumdalar.
“Başkalarıyla birlikte güzel ‘oynayabilen’ insanları işe almak istediklerini biliyorlar, çünkü bunun aslında her şeyin temelini etkilediğinin farkındalar” diyor Jones.
Duygusal öğrenme nasıl gerçekleşir?
“Sevgili ebeveynler, bu araştırmanın bize de verdiği bir mesaj var” diyor Jones. “Ve bu oldukça önemli bir mesaj.”
“Duyguları yönetmeyi öğrenmek ve paylaşmak gibi şeylerden bahsettiğimizde, sanırım ebeveynlerin çoğu ‘Evet, ben bunu yapıyorum’ diyor. Ama sonra tam olarak ne yapacaklarını bilmediklerini kabulleniyorlar” diyor Jones.
“Kimse, bunu gerçekten nasıl yaptığı hakkında pek konuşmuyor. O halde önce, bunu yapmanızı sağlayacak ne çok kaynak olduğu hakkında konuşmaya başlasak harika olmaz mı?”
Sofia Dickens, duygusal zekanın yaşam başarısı üzerindeki öneminden o kadar emin ki sonunda EQtainment isimli bir firma kurarak çocukların sosyal ve duygusal kaslarını esnetmelerini sağlayan masa oyunları ve oyuncaklar yaratmaya başladı.
“Bu beceriler oldukça basit ve her ebeveyn evde, oturma odasında, arabada, market sırasını beklerken, akşam yemeğini pişirirken ya da yemek yerken bunlar üzerinde çalışabilir” diyor üç çocuk annesi ve eski televizyon sunucusu Dickens.
Dickens ailelerin, “Kırmızı ışık, yeşil ışık” ve “Tıp” gibi çocukların vücutlarını, düşüncelerini ve duygularını kontrol etmeyi öğrenmelerini sağlayan oyunlar oynayabileceklerini söylüyor.
“Metanet, esneklik ve empati” geliştirme uygulaması yapmanın bir başka yolu da çocuklarla birlikte kitap okumaya zaman ayırmak.
“Henüz daha çocuk olduklarına ve çok fazla yaşam deneyimi olmadıklarına göre onların yaşam deneyimi sürecini hızlandırmanın tek yolu, onları başka insanların yaşam deneyimlerinden öğrenecekleri bir yolculuğa çıkarmaktır” diyor Dickens.
“Bu yüzden çocuklarınızla birlikte kitap okurken, onlara, ana karakterin neler hissedebileceğine ya da ana karakteri neyin motive edeceğine ya da eğer onun yerinde olsaydı ne yapacağına dair sorunlar sorun.”
Dickens araştırmadan elde edilen bulguları “çatılara çıkıp bağırmak” istediğini dile getiriyor.
“Araştırma zaten doğru olduğunu bildiğimiz bir şeyi tekrar ediyor: Duygusal zeka, okula hazır olma ve yaşam başarısı ile olası en net ilişkiye sahiptir. Bu yüzden duygusal zeka, çocuklarımızı yetiştirirken gerçekten emek vermek istediğimiz en önemli şeylerden birisidir.”
Bu yazı KANADA ANAOKULU  tarafından desteklenmektedir.

 
 
 
 
Kaynak: http://edition.cnn.com/2015/07/16/living/kindergarten-social-skills-adult-success-study-feat/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber