Bu haber kez okundu.

Akıllı uslu çocuk, terbiyeli çocuk mudur?

Bu soru aslında bizim çocuk terbiyesi konusunda ne kadar yanlış yollarda gezdiğimizin bir işaretidir. Çünkü ne yazık ki bizim çocuk terbiyesinden anladığımız şey, akıllı uslu çocuk yetiştirmek. Halbuki "akıllı, uslu" diye tarif ettiğimiz çocukların normal çocuk olmama ihtimali oldukça yüksektir. Lakin biz anne babalar çoğu zaman bunu fark etmeyiz. 
Size bir sır vermek istiyorum ve lütfen bu sırrımı herkesle paylaşın! Çünkü anne babalar bu sırrı bilmedikleri için çocuk terbiyesinde ciddi yanlışlara düşüyorlar ve yıllar sonra çocukları tarafından yüzlerine vuruluncaya kadar da bu yanlışı fark etmiyorlar.
Lütfen oturup kalktığınız tüm anne babalara söyleyin ki akıllı uslu zannettiğimiz çocukların aslında yanlış terbiye edilmiş olma ihtimalleri yüksektir.
Neden?
Çünkü akıllı uslu çocuk yoktur.
Çocuk, delidir...
Ne kural bilir, ne kaide...
Henüz dünyaya gelmiş bir çocuktan hangi kural ve kaideye uymasını bekleyeceksiniz ki! Çocuk bu. Koşacak, coşacak, düşecek; bazen cam kıracak bazen de kalp... Eğer bir çocuk bunları yapmıyor; sanki büyük bir adam gibi evin bir köşesinde akıllı uslu oturuyorsa muhtemelen o çocuk ya velidir ya da üzerinde yoğun duygusal ya da psikolojik baskı vardır. Siz farkına varmadan çocuğunuza "Eğer yanlış yaparsan üzülürüm" duygusal baskısını hissettirmiş olmayasınız ya da çocuğunuz sizin sevginizi kaybetmemek için "akıllı uslu olmalıyım" sahte kimliğine bürünmüş olmasın?
Ne yazık ki birçok anne baba, akıllı uslu çocuk hayali kurarken çocuklarının üzerinde yoğun bir duygusal baskı oluşturduklarının farkına bile varmazlar. Halbuki anne babanın asli görevi çocuklarına baskı yaparak karakter değişikliğine zorlamak değil, aslında daha bebeklikten itibaren çocuklarını iyice tanıyarak onların kabiliyetlerini ve zayıf yanlarını keşfetmektir. Keşfettikleri kabiliyet ve zaafları hesaba katarak onların hem ahlaki hem de zihinsel gelişimlerinin önünü açmaktır. 
Eğer bu söylediklerim size tanıdık geliyorsa işte hata yaptığınız yer de orasıdır. Aslında yapacağımız çok da bir şey yok. Zaman geriye dönmüyor. Size tavsiyem, çocuğunuzla oturup çok açık yüreklilikle konuşmanız. 
"Kızım/oğlum seni öyle seviyorduk, öyle seviyorduk ki bir şeyler yanlış gidecek diye, senin çocukluğunu yaşamana bile fırsat vermedik. Belki de çocuk yetiştirmekte çok da bilinçli değildik. Keşke bize hakkını helal etsen" deyin.
Çekinmeyin, deyin. Göreceksiniz bu sözünüz, kızınızın/oğlunuzun boğazında düğümlenmiş kördüğümü çözen sihirli söz olacaktır ve sizin bu samimi itirafınız, onun gözünde büyük değer kazanmanızı sağlayacaktır. 
Terbiyedeki asıl maksat, koltuğun bir köşesine oturmuş, büyük adamlar gibi sessiz sedasız bekleyen çocuk yetiştirmek değil, aksine çocuğun kendi ruhu ile özgürce; ama belirli kurallar dahilinde kendini sergilemesine yardımcı olmaktır.


Pedagog Adem Güneş

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber