Bu haber kez okundu.

AJANDAMDAN NOTLAR: ÖĞRETMENLER GÜNÜ HEDİYESİ

   Önceki yıllarda yaşadığım ve kendi adıma talihsizlik olarak nitelendirdiğim bir olayı hiç unutmam. Merkezden uzak bir dağ köyünde tek başıma sınıf öğretmenliği yapıyorum. Tek öğretmen olarak görev yapılan yerlerde milli bayramlar ve on kasım anma töreni dışında pek belirli gün ve hafta kutlanmaz. Zaten dört sınıfın yükünün yanı sıra idari işlemlerle birlikte öğretmenin haddinden fazla yükü vardır. Sabah sınıfa girdiğimde öğrencilerim gülümseyerek yüzüme bakıyorlardı. Ne olduğuna anlam vermeye çalışırken hep bir ağızdan “Öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenim!” diye bağırıp alkışlamaya başladılar. Öğrencilerimin bu güzel davranışı beni mutlu etmişti ki sıraya geçip masamın üzerine hediye bırakmaya başladılar. Kalem, elma, portakal, ceviz, yapay güller vs… kendi imkânlarınca bir şeyler getirmişler sağ olsunlar. En arkada duran kız öğrencimin elinde büyükçe bir kutu vardı ve özenle paketlenmişti. Açtığımda içerisinde kravat vardı. Ben öğrencime teşekkür edip masanın üzerine bıraktıktan sonra derse başlamamız gerektiğini ifade ettim ve devam ettik. Kravatı elime alırken diğer öğrencilerimin ezildiğini hissettim. Kendi hediyelerinin daha değersiz olduğunu düşündüler muhakkak. Birkaç gün sonra kravat getiren öğrencim; “Öğretmenim neden benim hediyem olan kravatı takmıyorsunuz, beğenmediniz mi?” deyince mecburen bir gün takmak zorunda kaldım. Onu da kırmamam gerekiyordu. O köyde ilk yılım olduğu için öğretmenler gününde hediye kabul etmediğimi önceden söylemeyi unutmuşum. Öğrencilerimi de kırmamak adına hediyelerini kabul ettim. Öğretmenlik mesleği olarak en mutsuz günlerim olarak hala belleğimdedir. 

İlke olarak öğretmenler günü yaklaşmadan öğrencilerimi uyarmaya başlarım kesinlikle hediye kabul etmediğimi, getirenlerden de almayacağımı sık sık vurgularım. Onlar da getirmez haliyle. Öğrencilerimin; öğretmenime ne hediye alsam acaba, bunu beğenir mi ki, arkadaşımın hediyesini daha mı fazla beğendi, gibi stresli düşünceler içerisinde olmalarını istemem. Öyle ya öğretmene hediye alma günü değil ki bu, öğretmenler günü. Tıp bayramında doktorlara hediye almıyorsak, gazeteciler gününde gazetecilere hediye vermiyorsak öğretmenler gününde ne diye böyle bir telaşa gireriz ki? Öğrencilerin hediyesini kabul eden öğretmen arkadaşlarımı da kesinlikle eleştirmiyorum. Onların da mutlaka kendilerine göre bir gerekçeleri vardır. 

   Öğretmenler gününde hangi psikoloji ortama hâkim oluyor;   

Öğrenci: Öğretmenime mutlaka hediye almalıyım, hediye alırsam belki öğretmenim beni daha fazla sever, ne alsam ki acaba, babama söylerim bulur bir şey, en güzel hediye benimki olmalı, keşke öğretmenler günü olmasa, öğretmenimin bir sürü kalemi oldu, en çok kiminkini beğendi ki, öğretmenim bugün çok mutlu olmuştur…

Veli: Hediye almasan ne olacak ki, hediye almak zorunda mısın, bir çiçek al götür öğretmenler çiçekleri sever, öğretmenler de bir doymadı gitti, hocama ne alsak hakkını ödeyemeyiz, üç çocuk var hangi birine hediye alayım, en iyisi kalem hem bir işine yarar, sınıfça toplanıp bir şey mi alsak acaba…

Basın: Öğretmenlere bir maaş müjdesi, ek ders 12 TL olacak, yılın öğretmeni seçildi, öğretmenlere atama müjdesi…

MEB: öğretmenlerimizin çalışma şartlarını ve özlük haklarını iyileştireceğiz, öğretmenlerimiz büyük fedakarlıklarla ülkenin her tarafında hizmet ediyorlar…

Öğretmen: Yine aylardan kasım…

Ve daha bir sürü düşünceler…

   Sözün özü; öğretmenler günü yaklaşıyor, biz öğretmenlerin öğrenci ve velilerimizden beklentimiz saygı ve hoşgörüden öte bir şey değildir. Bizler de insanız ve elbette hatalarımız var, hatasız insan mı olur? Karşılıklı anlayış ve hoşgörü içerisinde ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın en iyi şekilde yetişmesine katkı sağlayalım. Ekonomik değeri olan ticaret malzemelerini hediye olarak alıp bu güzel günü işkenceye çevirmeyelim. Öğretmenin en güzel hediyesi kendine değer veren öğrencileridir. 

   Ha unutmadan, öğrencilerim bana ilk kazandıkları para ile sakız alacaklar biz öyle sözleştik. Onun dışında hiçbir hediyeyi kesinlikle geri çeviriyorum. Sakızı çok sevdiğimden değil bir gün tekrar hatırlanmak istediğimdendir… 

 paylasanogretmen.com    

Twitter: @mmuhammetylmzz

Muhammet YILMAZ

SINIF ÖĞRETMENİ

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber