Bu haber kez okundu.

Ailenin karneye gösterdiği tepki neleri etkiliyor?

Dr. Nevin DÖLEK - Psikolog
Ülkemizdeki öğrenciler arasında her yıl ocak ve haziran aylarının ikinci yarısında “geleneksel karne kaygısı” atakları görülüyor.

Anne-babalar olarak çocuğunuzun karnesine nasıl tepki gösterdiğiniz onun öğrenme isteğini, başarı motivasyonunu, benlik saygısını, kendi başarısına ve öğrenmesine sahip çıkma tutumunu etkiliyor. Aşağıda yer alan öneriler çocuğunuzun karnesine tepki verirken sizin için yol gösterici olabilir:

1 - Çocuğunuzun başarısını daha nesnel bir gözle ele alın

Günümüzün anne-babaları eski ebeveynlere göre çocuklarının akademik yaşantıları ile çok daha fazla iç içeler. Bu durumda sıklıkla karne olgusu çocuğu olduğu kadar veliyi de geriyor. Anne-babalar çocuklarının okul başarısının kendi ebeveynlik yeteneklerinin bir göstergesi olduğunu düşünüyorlar.  Çocuğun karnesinde notları düşükse anne-baba aşırı üzülüyor ve ona hayal kırıklığı, öfke, üzüntü ve korku duygularını ifade eden söz ve davranışlarda bulunuyorlar. Çocuğunun karnesini alınca hüngür hüngür ağlayan annelere sık rastlanıyor. Eğer çocuğun karnesi yüksek notlarla dolu ise bu durumda aşırı sevinç, övgü ve çocuğu hediyeye boğma davranışları gösteriliyor. Her iki durum da pedagojik açıdan çocuğa zarar verir.

Toplumlarda “başarı”nın yükselen bir değer olduğu, tüm sosyal bilimlerle uğraşan kişilerce gözlenen bir olgu. Başarı ancak “statü, güç ve para” ve dolayısıyla “rahat bir hayat” getirecekse anlamlı bulunuyor. Eric Fromm, bu durumun  günümüz insanının en önemli amacının kendisinin “pazarlanabilirlik” değerini arttırmak olduğuna dikkat çekmiş. Pazarlanabilir olmak daha iyi iş imkânları, daha yüksek gelir ve refah anlamına geliyor. Kuşkusuz asıl amaç en önemli iç güdümüz olan “hayatta veya ayakta kalma” yeteneğini arttırabilmek. Evlatlarını canı kadar seven anne-babalar da onların “pazarlanabilirlik” yeteneklerini arttırmayı (iyi bir okul, iki yabancı dil gibi) dolayısıyla gelecekteki refahlarını sağlamayı amaçlıyorlar. Refahın artması garantili ve yüksek gelirli bir işle sağlanacağı için bunu sağlamanın en önemli yolunun iyi okullara gidebilmek ve yüksek akademik başarıya sahip olmak olduğuna inanıyorlar.

Birçok ruh sağlığı uzmanı günümüz ebeveynlerinin çocuklarının eğitimine aşırı bir (maddi ve duygusal) yatırım yaptıkları görüşünde birleşiyorlar. Çocuk bu yatırımın karşılığını vermiyor (başka bir deyişle kendi amorti etmiyorsa) hayal kırıklığı ve öfke yaşanabiliyor. Çocuk bir süre sonra anne-babasının kendisinin varlığı  ile değil, başarıları ile gurur duyduğunu fark eder. Anne-babasını memnun etmenin, onlar tarafından sevilmek; dolayısıyla korunup bakılmak için; çok önemli olduğuna inanan çocuklar hep çok başarılı, daha da başarı olmak isterler ve mükemmeliyetçilik tutumu geliştirirler. Bugün anne-babasını ve öğretmenlerini,  yarın eşini ve işyerindeki amirlerini memnun etmek için uğraşan kişi kendi için yaşamayı unutur.

Her çocuk anne-babasını memnun etmek ve başarılı olmak ister. Öte yanda okul başarısı, çocuğun içgüdüsel olarak önem verdiği şeylerden sadece bir tanesidir. Çocuk bilir ki; sosyal ilişkilerde başarı, akranları arasında yer bulma ve kendine bir etki alanı oluşturabilme becerisi, yaşamdan zevk alabilme, merak duygusunu yitirmeme gibi diğer beceriler de en az akademik başarı kadar önemli. Çocuğunuzun başarısı ve karnesine duygusal olarak değil daha nesnel yaklaşın. Karneyi, gayretinin sonuçlarını kutlama ve kendi çalışma tutumunu gözden geçirme fırsatı olarak kullanın. 

2 - Karne çocuğun mahremidir

Çocuğunuz eve karne ile geldiğinde onunla sakin bir odaya geçin ve karneyi orada inceleyin. Çocuk karnesinin kardeşleri, akrabaları ve komşular tarafından da görülmesini istemeyebilir.

3 - Övgü ve tebriklerinizi uygun bir şekilde verin

Çocuğunuzun notlarının hepsi yüksekse  “acayip zekisin”, “işte benim akıllı kızım”, “beni acaip mutlu ettin”, “işte seni bunun için seviyorum” yerine, “bu yıl gerçekten çok gayret ettin, düzenli çalıştın ve emeklerinin karşılığını alman ne mutlu” şeklinde tepki vermeye çalışın. Çocuğunuz bu yıl pek de çalışmamasına rağmen yüksek notlar aldıysa, “sanırım derste iyi konsantre oluyorsun, konuların pek çoğunu iyi anlamış olmalısın”, “öğretmenin neler istediğini anlayıp karşılığını verebiliyorsun” şeklinde yorumlar yapın. Başarılı oldu diye onu hediyelere boğmayın. Sarılıp öpmek her zaman en iyi hediyedir. Zaten başarılı bir çocuğa, “sakın ucunu bırakıp bu notları düşürme “ şeklinde uyarılardan kaçının. İleriye dönük tedbir alam uğruna çocuğunuzun başarısının keyfini çıkarmasını baltalamayın.

4 - Eleştirmeyin, yargılamayın, azarlamayın

Çocuğunuzun karne notları arasında  3’ler, 2’ler, hatta 1’ler fazla ise bu yıl ezber bozun. Hiçbir eleştiride bulunmayın. Öncelikle daha yüksek notu olan dersleri konuşun. “Bak beden eğitimi dersin 5.  Fiziksel etkinlikleri seviyor ve rahat başarıyorsun. Tarihin 3. Demek ki sınavlarda soruların en az yarısını  cevaplamışsın. Bu derste başka neleri iyi yaptın?” gibi yorumlar yapın.

5 - Birlikte çalışma tutumunu değerlendirin

Çocuğunuzun başarısı düşükse karne gününden bir ya da birkaç gün sonra kendisi ile bir toplantı yapmak istediğinizi söyleyin. Bunu tehditkar bir ses tonu ile yaparsanız çocuk sizinle konuşmaktan kaçınır. Çayınızı, kahvenizi alıp, çocuğa yaşına göre bir sütlü kakao veya kola verin. Çocuktan tarafsız bir gözle bu yılki çalışma alışkanlıklarını gözden geçirmesini isteyin. Bu dönem neler yaşadı? Onun için ders çalışmaya oturmasını zorlaştıran etkenler nelerdi? Kendini ders çalışmak için nasıl motive edebilir? Ödevleri unutmaması için nasıl önlemler alabilir? Siz de çocuğunuza öneri sunabilirsiniz. Özel ders alması yararlı olur mu? Bazı dersleri sizinle birlikte çalışmayı ister mi?

“Okulda mutlu olduğun arkadaşların olması çok güzel. İkinci dönem biraz test sınavlarına nasıl hazırlanılır onu araştıralım birlikte.” “Acaba özel destek işe yarar mı?” “Çalıştığını biliyorum. Belki sınavlarda senden beklenenin ne olduğunu anlama becerisini geliştirmenin yolları bulman gerekiyor.” “Karneyi değiştiremeyiz ama derslere yönelik tutumunu değiştirebilir” gibi cümleler çocuğunuza iyi gelecektir.

“Bu notları düzeltmeni, yükseltmeni  istiyorum” demenizin bir yararı olmaz.  Çocuğunuz bunun yolunu bilse notlarını zaten yükseltirdi. Sizin ona bu konuda yol gösterici olmanız gerekir. “Daha çok çalış” en etkisiz önerilerden biridir. Kendini motive etmeyi, iradesini kontrol etmeyi becerip çalışabilse zaten  çalışırdı. Size anneniz, “maaşın yeterli değil, bak henüz yazlık evin bile yok;  daha çok çalışıp daha çok kazanmalısın” dese ne hissederdiniz.

6 - Notların ötesini de değerlendirin

Doğuştan veya çevresel nedenlerden dolayı her çocuğun bilişsel kapasitesi farklıdır. Bir çocuktan her alanda başarı bekleyemezsiniz ya da beklentilerinizi çocuğun kapasitesine göre ayarlamayı öğrenmek zorundasınız. Aksi takdirde çocuğunuzu gerektiğinden fazla zorlayıp, düşük benlik saygısına yol açabilirsiniz. Çocukların başarısızlıkları her zaman çalışma tutumları ile ilgili olmayabilir. Başarısızlıklar bazen durumsal faktörlerden de etkilenir. Ailede ebeveynler arasında yaşanan çift ilişkisi problemleri, akrabalarla ilişki sorunları, annenin yeni bir göreve başlaması, babanın iş yoğunluğunun stresini eve yansıtması, anneannenin hastalığının anneyi üzmesi gibi aile içi sorunlar çocukları sandığımızdan fazla etkiler. Bazen de yeni arkadaşlar edinmiş olmak, yeni bir takımda spor yapmak, tiyatro oyununda önemli bir rol almak da çocuğunuz için derslerden daha önemli olmuştur. Notlar her şey değildir. Çocuğunuz aktif ders dışı etkinliklerini, iyi giden arkadaşlıklarını, sosyal uyumunu, paylaşımcı yanını, yaşam enerjisini takdir ettiğinizi hissettirin. 

Hürriyet: Haber, Analiz, Köşe Yazısı…

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber